Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/27060 E. 2024/833 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/27060
- Karar No
- 2024/833
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1034 E., 2021/1795 K. DAVACILAR : 1-..., 2-... vekili Avukat ... DAVALILAR : 1-... vekili Avukat ..., 2-Türkiye Sigorta A.Ş. (Eski Ünvanı Güneş Sigorta A.Ş) vekili Avukat ... BİRLEŞEN ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2018/129 ESAS SAYILI DOSYA DAVALILAR : 1-... vekili Avukat ..., 2-Türkiye Sigorta A.Ş. (Eski Ünvanı ...) vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 28.05.2015 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulüne/İstinaf Başvurularının Kabulü İle Davanın Kısmen Kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/361 E., 2018/842 Karar
Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; 16.06.2014 tarihinde davalı ...’in sürücü ve işleteni olduğu, diğer davalı tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) ile sigortalanan traktörle dönüşün yasak olduğu yerde, dönüş yaptığı sırada müvekkili ...’nin sürücüsü olduğu, diğer müvekkili ...’in ise yolcu olarak bulunduğu araç ile çarpışması neticesinde, müvekkillerinin yaralanarak maluliyetin meydana geldiğini, müvekkili ...’in tedavi süresince bakıcı tuttuğunu ve tedavi ulaşım giderleri olduğunu, ayrıca bir takım medikal malzemeler satın aldığını, kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu ve zararlarından sorumlu olduğunu, kaza sonrası müvekkillerinin İzmir’den Ankara’ya nakilleri sırasında İzmir’de yaşayan kardeşleri ...’ün refakat ettiğini ve her üçünün uçak bileti olan 2.000,00 TL’nin ve Hastaneye nakli sırasında 200,00 TL özel ambulans ücretinin müvekkili ... tarafından ödendiğini, müvekkilinin zararlarından davalıların sorumlu olduğunu belirterek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak, müvekkili ...’nin daimi maluliyeti nedeniyle 1.000,00 TL, yol giderleri nedeniyle 500,00 TL, bakıcı gideri olarak 500,00 TL, özel oda fark ödemesi nedeniyle 500,00 TL maddi tazminatın, müvekkili ...’nin geçici iş göremezliği nedeniyle 1.000,00 TL, tedavi ve yol gideri nedeniyle 500,00 TL maddi tazminatın sigorta şirketinden 25.07.2014 tarihinden itibaren ticari faizi ile, davalı ...’den 16.06.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline, ayrıca müvekkili ...’in manevi zararları nedeniyle 60.000,00 TL, müvekkili...’ın manevi zararları nedeniyle 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile davalı ...'den tahsilini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili; 16.06.2014 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle, kazaya karışan aracın sürücüsü ve ZMSS sigortası olan davalılar hakkında Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesine dava açtıklarını, davada alınan kusur raporuna göre davalı ...’in %75 oranında müvekkilinin ise %25 oranında kusurlu bulunduğunu ve alınan raporda müvekkili ...'nin 10.003,06 TL geçici iş göremezlik zararının olduğunun hesap edildiğini, söz konusu dosyada talep edilmeyen geçici iş göremezlik zararlarından da, davalıların sorumlu olduğunu belirterek 7.502,25 TL geçici iş göremezlik tazminatının, davalı ... şirketinden 25.07.2014 tarihinden, diğer davalıdan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kaza nedeniyle üzüldüğünü ve davacılara üzüntüsünü dile getirdiğini, davacıların da dava açmayacaklarını, açmaları halinde ise sadece sigorta şirketine açacaklarını belirttiklerini, savcılık soruşturmasında da şikayetçi olmadıklarını, ayrıca istenilen manevi tazminatın da fahiş olduğunu, istenilen maddi tazminat bedelini de kabul etmediklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Asıl davada davalı Türkiye Sigorta A.Ş. (....) vekili cevap dilekçesinde; sorumluluklarının sigorta limiti, kusur ve zarar ile sınırlı olduğunu, davacıların kusuru, zararı ve maluliyeti kanıtlaması gerektiğini, poliçe ile davacıların maluliyet hallerinin sigorta teminatına alındığını, davacıların gelir kaybının, geçici iş göremezlik zararının tedavi sırasındaki ulaşım giderleri ile hastane ve yatak ücreti ile refakatçi giderlerinin, bakıcı giderinin, sigorta teminatı kapsamında kalmadığını, davacıların müterafik kusurunun bulunması halinde indirilmesi gerektiğini, davacının faiz talebinin haksız olduğunu, kabul anlamına gelmemekle beraber faize hükmedilmesi halinde dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporuna göre kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün %75 oranında, diğer araç sürücüsü davacı ...'nin ise %25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Hacettepe Üni. Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD’den alınan raporda; meydana gelen kaza neticesinde davacı ...’in %41,2 oranında maluliyetinin meydana geldiğinin ve iyileşme süresinin 12 ay olduğunun, 3 ay bakıma muhtaç kaldığının, davacı ...’ın ise sürekli iş göremezliğinin meydana gelmediği, 3 ay geçici iş göremezliği olduğunun belirtildiği, davacıların müterafik kusurunun tespit edilmediği, alınan raporların karar vermeye elverişli olduğu, kazanın meydana gelmesinde kusur durumu, tarafların sosyal ekonomik durumu, ceza dosyası ve bilirkişi raporu nazara alındığında davacı ... için 2.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın uygun olduğu gerekçesi ile davacı ...'nin dava ve birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/129 Esas sayılı dosyasında maddi tazminat taleplerinin kabulü ile; 7.502,25 TL geçici iş göremezlik, 110.538,90 TL kalıcı iş göremezlik, 2.586,15 TL bakıcı gideri, 5.883,75 TL Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanmayan tedavi giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, hükmedilen tazminata davalı ... yönünden olay tarihi olan 16.06.2014 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davalı ... şirketi yönünden 25.07.2014 tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine, davacı ...'nin maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 1.848,85 TL geçici işgöremezlik, 74,25 TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, hükmedilen tazminata davalı ... yönünden olay tarihi olan 16.06.2014 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davalı ... şirketi yönünden 25.07.2014 tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine, davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; davacı ... için 2.000,00 TL, davacı ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 16.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; asıl ve birleşen davada ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken tek hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, ayrı ayrı hüküm kurularak, vekalet ücreti ve yargılama giderinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle birleşen davada da ayrıca müvekkili lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, müvekkili ... için talep ettikleri tedavi giderinin tamamının kabul edilmesi gerektiğini, müvekkillerinin Ankara'ya geliş uçak biletlerinin ve...Üniversitesine gitmek için ambulans ücretinin müvekkili... tarafından karşılandığını, bu hususta davacılar arasında uyuşmazlık olmadığını, bu nedenle ...’nin 1.381,50 TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderinin tamamının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatların oldukça düşük olduğunu, müvekkili ...’in felç olma ihtimali ile 9 ay süre ile...Üniversitesi Tıp Fakültesinde yatarak tedavi gördüğünü, 7 adet ameliyat geçirdiğini, ayrıca psikiyatri tedavisi gördüğünü ve malul ... geldiğini, 10.000,00 TL manevi tazminatın çok yetersiz olduğunu, yine müvekkili...’ın aynı kazada sol kolunun kırıldığını ve diğer yerlerinde açık yaralar meydana geldiğini, 2.000,00 TL manevi tazminatın yetersiz olduğunu, yargılama giderlerinin hatalı hesaplandığını, mahkemenin kabul ettiği yargılama giderinin 3036,30 TL olduğu ve 2.500,00 TL’sinin adli tıp ücreti ve bilirkişi ücreti olduğunu, dilekçede ayrıntısı gösterildiği üzere müvekkilinin bilirkişi ve adli tıp raporları için ödediği giderin 3.010,00 TL olduğunu, mahkemece 2.500,00 TL kabul edilmesinin hatalı olduğunu, 510,00 TL eksik hesaplama yapıldığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; kusur raporunun karar vermeye uygun olmadığını, mahkemece olay yerinde keşif yapılmadığını, kaza yerine ilişkin sunulan bilgi ve fotoğraflarda görüldüğü üzere, kazadan sonra aynı yerde 4 ölümlü ve yaralamalı kazanın meydana geldiğini, kaza yerinin basında ve sosyal medyada “...Ölüm Kavşağı” olarak isimlendirildiğini, sonrasında Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından beton bloklarla kapatılmış iken daha sonra ise döner kavşak yapıldığını, kazanın meydana gelmesinde Karayolları Genel Müdürlüğünün kusurunun değerlendirilmediğini, bu nedenle kusur raporunu kabul etmediklerini, müvekkilinin kaza anında “U” dönüşü yapmak niyetinde olmadığını, müvekkilinin ...Köyünde ikamet ettiğini, kaza tarihinde köyüne gitmesi için karayolu üzerinde yasak ve engel bulunmadığını, bu nedenle kaza tespit tutanağının hatalı tutulduğunu, davacının kusurunun olayın oluş şekline göre düşük belirlendiğini, kusurun hatalı değerlendirilmesine nazaran maddi, manevi tazminatlar, avukatlık ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hatalı kusur raporuna göre hesaplanan tazminatların haksız olduğunu, kısmen kabulüne karar verilen manevi tazminatların da haksız olduğunu, davacıların daha önce şikayetçi olmadıklarını, davacı sayısında müvekkili lehine vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken tek ve eksik vekalet ücreti hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca maddi tazminat yönünden vekalet ücretinin ise her bir davalıya ne kadar ödeneceği ayrı ayrı belirtilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı Türkiye Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davacıların emekli olduklarını, bu nedenle haklarında geçici iş göremezlik ödemesinin haksız olduğunu, müvekkilinin 25.07.2014 tarihinden itibaren faizden sorumlu tutulmasının da haksız olduğunu, davacının müvekkilinden ancak gerekli belgelerin ibrazı halinde davadan önce faiz talep edebileceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl ve birleşen dava davacılar vekili, davalı Türkiye Sigorta A.Ş. vekili ile davalı ... vekilinin istinaf talebinin kabulü ile mahkeme kararın kaldırılmasına, davacı ...'nin dava ve birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/129 Esas sayılı dosyasında maddi tazminat taleplerinin kabulü ile; 7.502,25 TL geçici iş göremezlik, 110.538,90 TL kalıcı iş göremezlik, 2.586,15 TL bakıcı gideri, 5.883,75 TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'nin maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 1.848,85 TL geçici iş göremezlik, 1.381,50 TL, SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, hükmedilen tazminata davalı ... yönünden olay tarihi olan 16.06.2014 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davalı ... şirketi yönünden 28.05.2015 tarihinden itibaren 1923,10 TL'sine ticari faiz (İlk Derece Mahkemesi kararının faiz türüne ilişkin istinaf edilmemesi nedeniyle), 1307,25 TL'sine yasal faiz işletilmesine, davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; davacı ... İçin 10.000,00 TL, davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 16.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesince düzeltilen kararın, karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olup eksik hükmedildiğini belirtmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kusur raporunun karar vermeye uygun olmadığını, mahkemece olay yerinde keşif yapılmadığını, kaza yerine ilişkin sunulan bilgi ve fotoğraflarda görüldüğü üzere, kazadan sonra aynı yerde 4 ölümlü ve yaralamalı kazanın meydana geldiğini, kaza yerinin basında ve sosyal medyada “...Ölüm Kavşağı” olarak isimlendirildiğini, sonrasında Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından beton bloklarla kapatılmış iken daha sonra ise döner kavşak yapıldığını, kazanın meydana gelmesinde Karayolları Genel Müdürlüğünün kusurunun değerlendirilmediğini, bu nedenle kusur raporunu kabul etmediklerini, müvekkilinin kaza anında “U” dönüşü yapmak niyetinde olmadığını, müvekkilinin ...Köyünde ikamet ettiğini, kaza tarihinde köyüne gitmesi için karayolu üzerinde yasak ve engel bulunmadığını, bu nedenle kaza tespit tutanağının hatalı tutulduğunu, davacının kusurunun olayın oluş şekline göre düşük belirlendiğini, davacıların daha önce şikayetçi olmadıklarını, soruşturma dosyasında davacıların müvekkilden şikâyetçi olmadıkları hususunun manevi tazminatlar yönünden müvekkili lehine dikkate alınması gerektiğini, davalının köyde yaşayan dar gelirli biri olup manevi tazminat miktarı fahiş olduğunu, savcılık soruşturma dosyasının temin edilmediğini, davacı ...'in kaza öncesinde böbrek hastası ve aynı zamanda şeker hastası olduğunu, daha önce Mısır devletinde böbrek nakli olduğunu, davacının sırf kazadan kaynaklanan sebeple değil, önceden şeker ve böbrek hastası olması nedeniyle tedavi sürecinin bu kadar uzadığını belirtmiştir.
Davalı Türkiye Sigorta A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; davacıların emekli olmaları sebebiyle geçici iş göremezlik tazminatı alamayacağını belirtmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat ile manevi tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü ve 56 ıncı maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme Davacılar vekili ile davalılar ... ile davalı Türkiye Sig. A.Ş. vekilinin, davacı ... hakkında verilen hükme yönelik temyizi yönünden;
1. Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre temyize konu edilen maddi ve manevi tazminat 11.923,10 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kalmaktadır.
Taraflarca temyize konu edilen miktarlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince karar tarihi itibarıyla Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı vekili ile davalılar vekilinin adı geçen davacıya ilişkin temyiz dilekçelerinin ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacılar vekilinin davacı ... hakkında verilen hükme yönelik temyizi yönünden; 2. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin (AAÜT) madde 13; "(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir." hükmü ile 10 uncu maddesinde; "(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir." hükmü yer almaktadır. Karar tarihindeki AAÜT'ye göre, asıl davada kabul edilen miktara (maddi ve manevi tazminatı miktarı) göre vekalet ücretinin belirlenmesi gerekirken "düzeltilen kararın karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen" gerekçesi ile eksik vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
3. Davacı vekili ile davalılar ... ile davalı Türkiye Sig. A.Ş. vekilinin davacı ... hakkında birleşen dava da verilen hüküm yönünden ise;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre reddedilen temyize konu edilen birleşen davada maddi tazminat talebi (geçici iş göremezlik tazminatı) 7.502,25 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630 TL’nin altında kalmaktadır.
Taraflarca temyize konu edilen miktarlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince karar tarihi itibarıyla Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı vekili ile davalılar vekilinin adı geçen davacıya ilişkin temyiz dilekçelerinin ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.
4. Davalılar vekilinin ... hakkında asıl davadaki temyizi yönünden; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekili ile davalılar vekilinin davacı ...'ye yönelik temyiz dilekçesinin miktardan ayrı ayrı REDDİNE,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin davacı ...'ye yönelik temyiz itirazının lehine hükmedilen vekâlet ücreti yönünden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün, 9 uncu paragrafında yer alan " 12.270,70 TL " rakamlarının çıkartılarak yerine "14.752,81 TL" rakamlarının yazılmasına, 11 nolu paragrafında yer alan " 5.850,00 TL " rakamlarının çıkartılarak yerine "7300,00 TL" rakamlarının yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3. Değerlendirme bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacı vekili ile davalılar Zekai Metin ile davalı Türkiye Sig. A.Ş. vekilinin davacı ... hakkında birleşen dava yönünden temyiz dilekçesinin miktardan ayrı ayrı REDDİNE,
4. Değerlendirme bölümünün (4) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalılar vekilinin ... hakkında asıl davadaki temyizi yönünden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesinegönderilmesine,
22.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.