Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/26572 E. 2024/2609 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/26572
- Karar No
- 2024/2609
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/75 E., 2021/1854 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2019/309 E., 2020/54 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ... nezdinde Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi ile sigortalı olan ve davalıların murisi müteveffa 'ın işleteni bulunduğu aracın karıştığı tek taraflı trafik kazasında 'ın vefat ettiğini, davalılar tarafından açılan Zonguldak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/374 Esas sayılı dosyası ile davalılar için destekten yoksun kalma tazminatına hükmedildiğini, bu nedenle 08.11.2016 tarihinde davalılara 216.881,59 TL ödeme yapmak zorunda kaldıklarını, sigortalı araç sürücüsünün 0,85 promil alkollü ve %100 kusurlu olması nedeniyle davalılar aleyhine rücuen tahsil için başlatılan Zonguldak 1.İcra Müdürlüğünün 2017/2054 sayılı takip dosyasına davalılar tarafından itiraz edildiğini belirterek davalıların haksız itirazının iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalıların murisi Kazım Ayaş'ın 23.04.2009 tarihinde meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybettiğini, söz konusu kaza sebebiyle Zonguldak 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/287 Esas sayılı dosyası ile ceza davası açıldığını ve sonuçlandığını,'in sürücüsü olduğu araçta müteveffa murisin yolcu olarak bulunmakta iken öldüğünü, bu nedenle açılan maddi tazminat davasında davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, söz konusu davada davalı ... şirketinin itirazlarının da değerlendirildiğini, mahkemece taraflarının haklı bulunarak davanın kısmen kabulü yoluna gidildiğini, dolayısıyla davacının bu kez müvekkillerine açtığı davanın mükerrer mahiyette olduğunu belirterek davanın reddi ile davacı aleyhine %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davalıların murisin yolcu olarak bulunduğu ve dava dışı n sürücüsü olduğu sigortalı aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucunda davalıları murisinin vefat ettiği, davalılar murisi 'ın aracın işleteni olduğu, davacının aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olması nedeni ile davalılara destekten yoksun kalma tazminatı ödediği, kaza esnasında dava dışı in alkollü olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda kazanın salt alkolün etkisinde meydana geldiğinin belirlendiği, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4.c maddesinde sigortacının, aracın uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce kullanılması sırasında meydana gelen zararları sigortalıya rücu hakkının bulunduğunun düzenlendiği, davalıların hem destekten yoksun kalan hem de mirasçı oldukları, destekten yoksun kalma tazminatının konusunun desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarar olduğu, destekten yoksun kalma tazminatının desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına ait olduğu, destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişilerin, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda herhangi bir ihtilafın bulunmadığı, murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişilerin bundan sorumlu olmadıkları, davalıların Zonguldak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/374 Esas sayılı dosyasında destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtıkları ve davalılara ölüm nedeniyle doğrudan üzerilerinde doğan destekten yoksunluk zararı nedeniyle ödeme yapıldığı, eldeki davada ise davalıların mirasçı sıfatı ile taraf oldukları gözetildiğinde alacaklı-borçlu sıfatlarının birleşmediği, davacının davalılara Zonguldak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 14.04.2016 tarihli, 2014/374 Esas ve 2016/621 Karar sayılı ilamı doğrultusunda 08.11.2016 tarihinde ödeme yaptığı, davacının ödeme yapması nedeniyle davalıların davacıyı ibra ettikleri, davacı tarafından ödeme yapılmadan önce de 18.05.2016 tarihinde temyiz yasa yoluna başvurulduğu, mahkeme kararının Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 09.05.2019 tarihli, 2016/12348 Esas ve 2019/5848 Karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onanmasına karar verildiği, davacının mahkeme kararına istinaden ve destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatı ile davalılara ödeme yaptığı göz önünde bulundurulduğunda davalılara karşı ödememe (exceptio doli) dermeyan etme hakkını kullanmamış olmasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 29 uncu maddesinde düzenlenen çelişkili davranış yasağına aykırılık teşkil etmeyeceği, ihtirazi kayıt olmaksızın ödeme yapmasının geri iadesine engel teşkil etmeyeceği, muris ın trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda davalı mirasçıların bundan sorumlu oldukları, kazanın münhasıran alkolün etkisinde meydana geldiği ve davacının ödediği destekten yoksun kalma tazminatını davalılara rücu edebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile; Zonguldak 1. İcra Müdürlüğünün 2017/2054 Esas sayılı dosyasında davalı borçluların itirazlarının iptali ile takibin aynen devamına, davalıların araç işleten Kazım Ayaş'ın mirasçıları oldukları, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/3 üncü maddesi gereğince davalı borçluların itirazlarında kötüniyetli olduklarının kanıtlanamadığı gerekçesiyle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ... şirketinin, davalıya ait aracın zorunlu trafik sigorta poliçesini 10.02.2009-10.02.2010 tarihleri arasını kapsayacak şekilde tanzim ettiği, kazanın 23.04.2009 tarihinde gerçekleştiği ve poliçe teminatı kapsamında bulunduğu, araç sürücüsünün 0.85 promil alkollü ve %100 oranında tam ve asli kusurlu olduğu, kaza sonucu araçta bulunan davacıların murisi 'ın vefat ettiği, davalı mirasçıları tarafından muris 'ın ölümü nedeniyle Zonguldak 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/374 Esas sayılı dosyasında aracın ZMM sigortacısı davacı ... şirketine açtıkları maddi tazminat davasında yerel mahkemece verilen davanın kabulüne dair kararın Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 09.05.2019 tarihli, 2016/12348 Esas ve 2019/5848 Karar sayılı ilamı ile faiz başlangıç tarihi ve vekalet ücret yönünden düzeltilerek onandığı, tarafların sulh olmaları üzerine davacı ... tarafından davacılar vekiline 08.11.2016 tarihinde 216.881,59 TL tutarında ödeme yapıldığı, eldeki davada davacı ... tarafından her ne kadar Karayolları Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları B.4.c maddesi uyarınca olay sırasında araç sürücüsü 'in kazada 0,85 promil alkollü olduğundan bahisle davalılara ödenen tazminatın rücuen tahsili talep edilmiş ise de; Zonguldak 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/374 Esas sayılı dosyasında görülen davada basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken ve kaza tarihindeki ZMMS Genel Şartlarının ilgili hükümlerini bilmesi gereken sigorta şirketince, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Genel Şartlarının yukarıda anlatılan hükümleri uyarınca sürücünün alkollü ve bu sebeple tam kusurlu olduğu ve bu durumun sigortalıya rücu sebebi olması nedeniyle de davanın reddi gerektiği savunmasında bulunulmamış olduğu, bu nedenle davalılara tazminat ödemesi yaptıktan sonra eldeki rücu davasının açılmış olmasının, hakların kullanılmasında dürüst davranma yükümlülüğüne ilişkin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 29 uncu maddesi uyarınca çelişkili davranma yasağı (venire contra factum proprium) ve daha önce gerçekleştirilen bir hukuki durumla çelişen usul işlemi kapsamında dava hakkının kötüye kullanılması niteliğinde olduğunun ve hukuk düzeninin bunu korumayacağının kabul edilmesi gerektiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalıların talep edilen tazminatta hukuki sorumluluklarının mirasçılık sıfatlarından kaynaklanmadığını, hukuken alacaklı ve borçlu sıfatının birleşmesinin söz konusu olmadığını, muris sigortalı Kazım Ayaş ile müvekkili davacı ... arasında akdedilen Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi Genel Şartları'nin A.6-d maddesi “Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri”ni her ne kadar teminat dışında tutsa dahi Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı doğrultusunda 2016 yılında revize edilen Genel Şartlar A.6-son fıkrasının “(Ek:RG-02.02.2016-29612) Sigortacının bu maddenin birinci paragrafının (d) bendi kapsamında olmasına rağmen ilgililere yaptığı tazminat ödemeleri için sigortalının terekesine ve tereke borçlusu olan mirasçılarına sigortalının kusuru oranında ve ilgili mevzuat dahilinde müracaat hakkı saklıdır.” hükmü ile poliçenin tarafları açısından davacıya ödemiş olduğu destekten yoksun kalma tazminatını rücu imkanı verdiğini, davacı şirket tarafından davalılara destekten yoksun kalma tazminatının mahkeme ilamına dayalı olarak ödendiğini, mahkeme ilamının gereğinin yerine getirilmesinin taraflar arasında bir sözleşme olarak kabul edilemeyeceğini, bu nedenle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesinin uygulanmadığından bahsetme olanağı bulunmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
B.Gerekçe Uyuşmazlık, davacı ... şirketinin kazada vefat eden muris Kazım Ayaş mirasçıları olan davalılara ödediği destekten yoksun kalma tazminatının; yine mirasçılar olan davalılardan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına aykırılık iddiasıyla tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Burada amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesinin 3 üncü fıkrasına (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 45 inci maddesinin 2 fıkrasına) dayanarak uğradığı zararın ödettirilmesini isteyebilir. Anılan maddeye göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir.
Somut olayda rücuya konu eldeki dosyada davalılar tarafından Zonguldak 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/374 Esas sayılı dosyası ile davacı aleyhine destekten yoksun kalma tazminatı davası açılmıştır. Destekten yoksun kalma tazminatı talebine dayanak olarak gösterilen zarar; murisin ölümü sonucunda meydana gelmekle birlikte salt onun desteğinden yoksun kalınması olgusuna dayalı, mirasçılık sıfatıyla bağlı olmaksızın uğranabilen bir zarardır. Murisin ölümü zararı doğuran olay olmakla birlikte, zarar doğrudan üçüncü kişi durumundaki destekten yoksun kalan üzerinde oluşmuştur. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez. Bu suretle murisin ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, desteğinin kusurunun olması, davacının hakkına etkili bir unsur olarak kabul edilemez ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır. Öte yandan ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir.
Ayrıca 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48 inci maddesinde, alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde, alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Motolu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinde (01.06.2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4.c maddesinde) tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
O hâlde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1409 uncu maddesi gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtayın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oymadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi hâlde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 tarihli ve 2002/11-768 E.,-840 K.; YHGK 7.4.2004 tarihli ve 2004/11-257 E.,-212 K.; YHGK 2.3.2005 tarihli ve 2005/11-81 E.,-18 K.; YHGK 14.12.2005 tarihli ve 2005/11-624 E.,-713 K.; YHGK 10.12.2014 tarihli ve 2013/17-1199 E., 2014/1018 K. sayılı ilamları).
Yukarıda anlatılan hukuki düzenlemeler ışığında destekten yoksun kalma tazminatı davasında, destekten yoksun kalan kişilerin hukuki durumları ile desteğin trafik sigortacısının açtığı rücu davasında, destekten yoksun kalan kişilerin hukuki durumları tamamen farklıdır. Destekten yoksun kalma tazminatı davalarında zarar görenler, mirasçılık sıfatından bağımsız olarak zarara uğramış kişilerdir. Buna karşın desteğin trafik sigortacısının açtığı rücu davasında destekten yoksun kalanlar, aynı zamanda desteğin mirasçısı ise rücu koşulları oluştuğu takdirde desteğin sorumluluğu mirasçılarına geçer.
Somut olayda; dava konusu kazaya ilişkin düzenlenen kaza tespit tutanağında davalıya sigortalı araç sürücüsünün tamamen kusurlu olduğu belirlenmiştir. Zonguldak 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/392 Esas sayılı dosyasında Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesinin 10.07.2009 tarih ve 286 sayılı raporunda; yasal olarak kabul edilebilir kan alkol düzeyinin 0,50 promil olduğu, araç sürücüsünün olay esnasındaki kan alkol düzeyinin 0,85 promil olduğu göz önünde bulundurulduğunda, araç kullanma hakimiyetinin etkilenebileceği yönünde görüş bildirildiği, eldeki dava dosyasında Nöroloji Uzmanının da yer aldığı bilirkişi heyetinden alınan 28.05.2018 tarihli bilirkişi raporunda dava dışı sürücüin meydana gelen olayda %100 oranında tamamen kusurlu olduğu, olayın sürücünün olay öncesinde almış olduğu alkolün etkisine bağlı olarak meydana geldiği ve sürücünün münhasıran alkolün etkisi altında iken dava konusu kazaya sebebiyet verdiği belirtilmiştir. Davacı ..., rücuya dayanak dosyada yapılan yargılama sırasında sürücü in alkollü olmasının rücu sebebi olduğunu savunmuş olup Bölge Adliye Mahkemesi kararı bu yönüyle de dosya kapsamına uygun değildir.
Açıklanan nedenlerle; 23.04.2009 tarihinde meydana gelen kazada sürücü 'in kaza anında 0.85 promil alkollü ve kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu, nöroloji uzmanı bilirkişinin de yer aldığı heyet raporuna göre kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana geldiği ve olayda rücu şartlarının gerçekleştiğinin kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.