Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/26526 E. 2023/4655 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/26526
- Karar No
- 2023/4655
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/870 D.İş, 2021/870 K. SAYISI : 2021/İHK-27361 HÜKÜM/KARAR : Davalı itirazının kısmen, davacı itirazının tam kabulü SAYISI : K-2021/77100 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara davacı vekili ve davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davacının itirazının tam davalının itirazının kısmen kabulüne karar verilmiştir. ... kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, 30.12.2019 tarihinde davacının yolcu olduğu davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortalı araç ile gerçekleşen tek taraflı kazada davacının yaralandığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 14.000,00 TL sürekli iş göremezlik, 1.000,00 TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 07.10.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 61.972,87 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacıya yeterli ödeme yapıldığını, bakiye zararının bulunmadığını, geçici iş göremezlik tazminatının teminat dışı olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. ... KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının sürekli iş göremezlik zararının oluşmadığı ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda başvuranın geçici iş göremezlik zararının 8.833,53 TL olduğu gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulü ile 8.833,53 TL tazminatın 11.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davacı vekili itiraz dilekçesinde; geçici iş göremezlik tazminatının adli tıp raporuna göre, sürekli iş göremezlik tazminatının engelli sağlık kurulu raporuna göre düzenlenmesinin hatalı olduğunu belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili itiraz dilekçesinde; başvurana gerekli ödemenin yapıldığını, başkaca sorumluluklarının bulunmadığını, geçici iş göremezlik tazminatının teminat dışında olduğunu, başvuranın yolcu konumunda bulunduğu araç sürücüsünün ehliyetsiz olması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; maluliyet raporları arasındaki çelişki giderilerek aktüer raporu alındığı ve alınan bu rapor doğrultusunda karar verilmesi gerektiği; Uyuşmazlık Hakem Heyetince geçici iş göremezlik tazminatı yönünden talep aşılarak karar verildiği; davacıya yapılan ödemenin yetersiz olduğu; geçici iş göremezlik zararının teminat kapsamında kaldığı; Yargıtay içtihatlarında ehliyetsiz kişinin aracına binilmesi nedeniyle %20 oranında müterafik kusur yapılması gerektiği, dolayısıyla başvuran lehine hesaplanan sürekli iş göremezlik tazminatından %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği; başvuranın hatır için taşındığına ilişkin ispat yükü davalı tarafta olduğundan ve davalı vekili tarafından herhangi bir delil sunulmadığından itirazlarının yerinde görülmediği; somut olayda, davacı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 17 nci maddesine göre hükmedilmesi gerektiğinden, kurulan yeni hüküm sonrasında 4,080,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacının itirazının tam, davalının itirazının kısmen kabulü ile itiraza konu kararın kaldırılmasına, başvurunun kısmen kabulü ile 49,578,29 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve taleple bağlılık ilkesi gereğince 1.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 50.578,29 TL tazminatın 11.11.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... şirketinden tahsili ile başvurana ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacıya yeterli ödeme yapıldığını, bakiye tazminat borcunu kabul etmemekle birlikte aktüer hesaplaması yapılırken şirketin ödeme yaptığı tarih dikkate alınarak bakiye tazminatın olup olmadığının tespiti gerektiğini, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarını, hatır taşımacılığı indirimi yapılması gerektiğini, rapor ücretinin talep edilemeyeceğini belirterek ... kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un (MHÖK) 48 inci maddesi, 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi. 3. Değerlendirme 1- Türk Hukukunda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tâbi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür. 5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. MÖHUK’ta teminat gösterme yükümlülüğü konusunda “yabancılık” ölçütü esas alınmıştır. Buna karşın davalının veya kendisine karşı takibe girişilen karşı tarafın vatandaşlığı, bu madde kapsamında da bir öneme sahip değildir. Bu maddeye göre hakim tarafından verilen kesin süre içinde teminat gösterilmezse, dava, dava şartı eksikliğinden HMK'nın 114/1-ğ maddesi uyarınca reddedilir. MÖHUK madde 48/2’de ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar” hükmü yer almaktadır. Buna göre Türk hâkimi, yabancı davacının, davaya katılanın veya icra takibinde bulunanın vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Az yukarıda belirtilen anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup, anılan sözleşmenin 17 nci maddesinde; âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir. Davacı Suriye Arap Cumhuriyeti uyruklu olup, Hakem Heyetince davacının teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, karara dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 48/2 nci maddesinde dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu re'sen gözetilmelidir. Bu sebeple İtiraz Hakem Heyetince, öncelikle davacının teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacıya kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru olmamış, kararın bu yönden re'sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR 1- Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan ... kararının BOZULMASINA, 2-Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 30.03.2023 tarihinde Üye ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde herkesin kişisel hak ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını mahkeme önüne getirme hakkı güvence altına alınmıştır. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar, mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir. 5718 sayılı MÖHUK madde 48/1'e göre; “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. Ülkemizin taraf olduğu 1951 tarihli Cenevre sözleşmesi 16.maddesi “1. Her mülteci, bütün Taraf Devletler’in topraklar üzerindeki hukuk mahkemelerine serbestçe ve kolayca başvurabilecektir. 2. Her mülteci, sürekli ikametgahının bulunduğu Taraf Devlette, adli yardım ve teminat akçesinden muafiyet dahil, mahkemelere müracaat bakımından vatandaş gibi muamele görecektir. 3. Her mülteci, sürekli ikametgahının bulunduğu ülkenin dışındaki Taraf Devletlerde, o ülkelerin vatandaşlarına 2. fıkrada bahsedilen konular hakkında yapılan muamelenin aynından istifade edecektir.” hükmünü içermektedir. Ne varki ülkemize göç eden Suriyeli göçmenlerin hukuksal statüleri, mülteci ve sığınmacı konumunda olmayıp “Geçici koruma statüsü'nde olduklarından MÖHUK 48/1. maddesinden doğrudan yararlanmaları mümkün değildir. Ancak bu kişiler AHİM kararlarında da sıkça yer alan “kırılgan grup“ olarak ifade edilen kişiler kapsamında değerlendirilmelidir. (MSS/Yunanistan/ Belçika kararı) Geçici koruma statüsündeki kişiler, ev sahibi ülkenin diline hakim olmadıkları gibi, kendilerine destek olacak bir yapıda bulunmamakta, toplam hayatına katılmaları, büyük oranda devletin katkısı ile mümkün olmaktadır. Uluslararası koruma altına alınan bu kişiler, mülteciler gibi ve hatta onlardan daha fazla kırılgan, imkanları sınırlı, savunmasız ve özel korumaya muhtaç kimselerdir. Maddi durumları da dikkate alındığında, geçici koruma altındaki kişilerden teminat alınması, dava açma hakkının orantısız bir şekilde sınırlandırılması, dolayısı ile mahkemeye erişim hakkının ihlali gibi bir sonuç doğmasına neden olacaktır. Somut olayda, dosya arasındaki bilgi ve belgelerden davacının Suriye vatandaşı olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenlerle, geçici koruma statüsündeki davacıdan teminat alınmaması gerektiğinden, davalının bozma sebebine göre incelenmeyen diğer temyiz itirazlarının incelenmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.