Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/25650 E. 2023/1989 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/25650
Karar No
2023/1989
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1121 - 2019/1115 HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi/ İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/86 - 2017/468 Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 29.06.2021 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte gelen davacı vekili Avukat Muhammet Enes Akyol ile davalı vekili Avukat Güleser Kübra Odabaş geldiler. Taraflar vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra eksiklik nedeni ile geri çevrilen dosya eksik hususlar tamamlanarak tekrar gelmekle işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 20.02.2023 gününde Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı ... 'ın Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nden diğer davacı ...'ın ise Bilkent Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra pek çok dizi ve filmde yer aldığını ve evli olduklarını, davalı gazetede ve web sitelerinde davacı ... hakkında art arda asılsız haberler yapıldığını, davaya konu haberlerin asılsız olduğunu ve davacıların kişilik haklarına ve aile hayatına yönelik en ağır ithamları içerdiğini, ihanet iddialarının yer aldığını, bu durumun gerek kişilik haklarına gerekse aile hayatına, aile birliklerinin huzuruna yönelik olarak yapıldığını belirterek, öncelikle haberlerin görsel ve yazılı medyada, internet ve tüm sosyal medyadan kaldırılmasına dair tedbir kararı verilmesini, uğranılan manevi zararlarına karşılık olarak tazminata hükmedilmesi ve ilamın yüksek tirajlı bir gazetede yayımlanmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların gerek özel gerekse iş yaşamı ile magazin dünyasının ünlü isimlerinden olduğunu, toplumdaki konumları gereği kamunun ilgisine ve merakına sahip olduğunu, ortaya çıkan magazinsel dedikoduların haber alma ve haber verme hakları kapsamında ve hukuka uygun bir şekilde verildiğini, dedikoduların çıkmasının hayatın olağan akışına uygun, magazin haberciliğinin ve gazetecilik mesleğinin gereği olduğunu, huzurdaki dava açısından manevi tazminat talebi şartlarının oluşmadığını, talep edilen miktarın yüksek olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; davacıların sanat çevresinde tanınmış ünlü kişiler olup, haklarında güncel bir konuda haber yapılmasının olağan olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; davacıların medya tarafından takip edilerek ünlü olmayı tercih ettikleri, pek çok sinema ve dizi filmlerde oynadığı, evli olduğu ve kamuya açık alanlarda özel hayatını yaşarken kamuoyunun merakı, ilgisi sebebiyle basının haber yaptığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; haber tarihinde iddia edildiği gibi avukata verilmiş bir vekalet ve açılmış bir boşanma davası bulunmadığını, davalı tarafça art arda yapılan haber içeriklerinde davacının aile birliğinin değersizleştirildiği, eşi ... ’ı aldatarak evlilik birliği içerisinde birden fazla kişi ile beraber olup diğer kişilerin de evlilik birliğine zarar verdiği yönünde gerçek dışı iddialarla davacı hakkında toplum nezdinde olumsuz bir imaj oluşturulmaya çalışıldığını, bu durumun hem evliliğine, hem kişilik haklarına hem de mesleki itibarına zarar verdiğini, haberin görünür gerçeklikle de ilgisi bulunmadığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Anayasa’nın 28 inci maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1 inci ve 3 üncü maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi. 3. Değerlendirme Basın özgürlüğü, Anayasa’nın 28 inci maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1 inci ve 3 üncü maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın; olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddelerinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilebilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Davaya konu olayda; davalı tarafından basılan Takvim Gazetesi'nin 01.02.2017, 06.02.2017 ve 08.02.2017 tarihli nüshalarında ve davalının sorumluluğundaki muhtelif internet haber siteleri ve yayınlarında art arda davacı hakkında yayınlar yapıldığı, içeriklerde “ihanet ayrılığı”, “evliliği yasak aşk bitirdi”, “boşanıyorlar”, “malları ayırdılar”, “velayetleri paylaştılar” gibi ifadelere yer verildiği, davacının evlilik birliği devam ederken üçüncü şahıslarla birlikte yaşadığı bu nedenle boşanma davası açıldığı yönünde iddialara yer verildiği, oysa davaya konu yayın tarihlerinde açılmış bir boşanma davası bulunmadığı gibi, davacının aile hayatını zedeler nitelikteki yayınlarda görünür gerçeklik bulunmadığı, özle biçim arasında dengenin korunmadığı, objektif sınırlar içinde kalınmadığı görülmekle davacının kişilik haklarına saldırı içeren yayınlar nedeniyle uygun bir miktar tazminata karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle dava ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının temyiz eden davacı ... yararına BOZULMASINA, 3.050,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacı ...'e verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı ...'e iadesine, Dosyanın İlk derece Mahkemesine, karardan bir örneğin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/25650, K. 2023/1989, T. 20.02.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-25650-e-2023-1989-k-ed0b4273a4d9