Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/25441 E. 2024/1124 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/25441
- Karar No
- 2024/1124
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1310 E., 2021/1783 K. DAVA TARİHİ : 21.11.2016 HÜKÜM/KARAR : Red- Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİH : 23.12.2020 SAYISI : 2020/662 E., 2020/662 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının taraf olmadığı İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2009/10743 sayılı icra dosyasında usulsüz işlemler yapıldığını, icra dosyasında dava dışı borçlu aleyhine yapılan haciz tutanağında davacının kefil olarak isminin ve imzasının yer aldığını, icra kefilliği nedeniyle davacı aleyhine icra emri düzenlenerek tebliğe çıkarıldığını, haciz zaptının Artvin/Hopa'da bir adrese tebliğ edildiğini, davacının bu adreste hiç bulunmadığını, Antalya/Manavgat'ta yaşadığını, haciz zaptındaki imzanın davacıya ait olmadığını, davacının menfi tespit ve imza inkarına ilişkin icra dosyasında görevli icra müdürü aleyhine İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/385 Esas sayılı dosya ile dava açtığını, ancak icra müdürlükleri ile ilgili Adalet Bakanlığı'nın hasım gösterilerek dava açılması gerektiğinden eldeki davanın açıldığını, icra müdürü aleyhine açılan dava ile birleştirilmesi gerektiğini, bu nedenle öncelikle birleştirme kararı verilmesini, bu talebin kabul görmemesi halinde davacının İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2009/10743 sayılı icra dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile davacı hakkındaki icra kefaletinin ve takibin iptaline, davanın açılmasına icra memuru neden olduğundan davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesi isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; davalı idareye atfedilecek herhangi bir kusur olmadığını, icra memurlarının kişisel kusurundan dolayı görevlerini yaparkan ilgililere zarar vermeleri halinde genel mahkemede, hizmet kusurundan dolayı ilgililerin zarar görmeleri halinde ise idari yargıda dava yoluna gidilmesi gerektiğini, bu anlamda davacının davasını idari yargıda açması gerektiğini, ayrıca dava konusu haciz tutanağının zamanaşımına uğradığını, davacının kötü niyet tazminatı talebinin her türlü yasal unsurdan yoksun olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın menfi tespit davası olduğu, menfi tespit davasında ispatın konusunun taraflarca ileri sürülen çekişmeli vakıalar olabileceği, bu kapsamda dava dosyasına bakıldığında davacı tarafın öncelikle kendisi ile davalı ... arasında kendisi aleyhine borç doğmasına sebep bir vakıanın (hukuki işlem, haksız fiil veya idari işlem) varlığını ispat etmesi gerektiği, bu gerek yerine getirildikten sonra o vakıadan kaynaklanan borcun mevcut olup olmadığı veya bir şekilde sona erip ermediği hususunun İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 72 nci maddesi kapsamında menfi tespit davasına konu edilebileceği, davacının davalı ... ile kendisi arasında borç doğmasına sebep çekişmeli bir vakıanın mevcut olduğunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/385 Esas sayılı dosyada takip alacaklısına karşı açılan menfi tespit davasında imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiğini aynı mahkemece sahtecilik davası açılması için kendilerine süre verildiğini resmi belgedeki sahtelik iddiasına dayalı olarak davanın açılmasına rağmen yerel mahkemece, davanın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 208 inci maddesi çerçevesinde değerlendirilmemesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, davanın menfi tespit davası olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığını, yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini, bu mümkün olmadığı takdirde eksik ve hatalı inceleme nedeni ile kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davasını borçlu olmadığının tespitini istemesine ve itirazın iptali davası açmasına, davacının davalı ... ile arasında borç doğmasına sebep olan vakıayı ispat edememesine, taraflar arasında borç doğmasına sebep çekişmeli bir vakıanın olmamasına, senetten kaynaklı borçlu olmadığına ilişkin davanın senet alacaklısına açılmış olmasına ve davacının kesinleşmiş mahkeme kararı doğrultusunda borçlu olmadığının tespitine rağmen icra memurlarının hatalı işlemi nedeniyle zarar gördüğünün kanıtlanmamasına göre ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın yanlış nitelendirildiğini, resmi belgedeki sahtelik iddiasına dayalı olarak davanın açılmasına rağmen mahkemece, davanın, HMK 208 çerçevesinde değerlendirilmemesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, davanın menfi tespit davası olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığını, yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini, menfi tespit davasının ön sorunu olarak eldeki sahtecilik davasının açıldığını, eksik ve hatalı inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; icra dosyasında davacının icra kefaletine ilişkin imzanın davacıya ait olmaması nedeniyle davacının İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün 2009/10743 sayılı icra dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile davacı hakkındaki icra kefaletinin ve takibin iptali ile dava açılmasına icra memurunun hatalı işlemi sebep olduğundan davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 323 üncü, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.