Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/22976 E. 2023/1058 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/22976
- Karar No
- 2023/1058
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/659 D.İş-566 K. SAYISI : İHK-2021/22660 HÜKÜM/KARAR : İtirazın Reddi/Davanın kabulü SAYISI : K-2021/57466 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının reddine karar verilmiştir. ... kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, 03.01.2019 tarihinde davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortalı araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile gerçekleşen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini 56.970,34 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında ve teminat limiti ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III.... KARARI ...'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne toplam 56.370,34 TL sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri ile 600,00 TL rapor ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir. B.İtiraz sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde, dava şartı eksikliği nedeni ile davanın usulden reddi gerektiğini, karara esas alınan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, geçici bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminatının teminat dışında kaldığını, kusur durumunun çelişkili olduğunu, rapor ücretinin teminat dışında kaldığını, vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek karara itiraz etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...karara esas alınan kusur raporunun olayın oluşuna uygun olduğu, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri taleplerinin davalının sorumluluğunda kaldığı, karara esas alınan maluliyet raporunun kaza ve poliçe tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Yönetmeliğe uygun ve Sağlık Bakanlığı tarafından ilan edilmiş olan yetkili hastanede görev yapan uzman hekimler tarafından Yargıtay'ca belirlenen ölçüt içerisinde, başvuranın muayenesi yapılmak, kaza ile illiyet bağı kurulmak suretiyle, uygun Heyet teşekkülü ile düzenlenmiş olması nedeniyle raporda bir isabetsizlik bulunmadığı, hüküm kurmaya elverişli olduğu, vekalet ücreti takdirinde isabetsizlik bulunmadığı, rapor ücretinin de davalının sorumluluğunda kaldığı..." gerekçesi ile davalının itirazının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde, dava şartının gerçekleşmediğini, kusur durumunun hatalı olduğunu, soruşturma dosyasında alınan raporda sigortalı araç sürücüsünün tali kusurlu bulunduğunu, her iki kusur raporu arasında çelişki oluştuğunu, maluliyet raporunun usulüne uygun olmadığını, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderlerinden sorumlu olmadıklarını, adli tıp rapor ücretinden sorumlu olmadıklarını, vekalet ücretinin hatalı olduğunu belirterek ... kararının bozulmasını istemiştir. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacının bedensel zarar tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 uncu maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 86, 87, 88, 89, 90. maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 30 uncu maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları, poliçe özel şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Dosyanın incelenmesinde; kusur raporunda davacının oluşan kazada %25 oranında, davalıya sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Davalı vekili, davacının araç trafiğinin olduğu kavşak geçişinde kontrolsüzce yolun ortasına çıkarak kendi can güvenliğini ve trafik güvenliğini tehlikeye soktuğu için kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğunu, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019/12650 soruşturma numaralı dosyasından alınan 14.10.2019 tarihli bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde tali kusurlu, davacının ise asli kusurlu olduğu kanaatine varıldığını belirterek kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesini istemiştir. Ancak İtiraz Hakem Heyetince raporlar arasında çelişki olup olmadığı araştırılmadan/giderilmeden karar verilmiştir. Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince, Soruşturma dosyası getirtilerek her iki rapordaki tespitler de irdelenmek suretiyle kusura ilişkin çelişkiyi giderecek yeni bir rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 3. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Eldeki davada kaza, 03.01.2019 tarihinde meydana gelmiştir. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacı tarafından kararın temyiz edilmediği göz önüne alındığında davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. 4. Somut olayda İtiraz Hakem Heyetince başvurusu kabul edilen ve kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına tam nispi vekalet ücretine karar verilmiştir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16 ncı maddesinin (13) numaralı fıkrası ve Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca, tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir. Yine AAÜT’nin anılan fıkrası uyarınca, konusu para ile ölçülemeyen işlerde, asliye mahkemeleri için öngörülen maktu vekâlet ücretine, ancak talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine öngörülen maktu ücretin ise beşte birine hükmedileceği, Sigorta Tahkim Komisyonlarınca hükmedilen vekâlet ücretinin, kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceği öngörülmüştür. Açıklanan nedenlerle; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak yukarıda yer verilen mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2), (3) ve (4) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile ... kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın İtiraz Hakem Heyetine iletilmek üzere mahkemeye gönderilmesine, 26.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.