Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/21650 E. 2023/1606 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/21650
- Karar No
- 2023/1606
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/640 D.İş 2021/643K. SAYISI : 2021/İHK-25485 HÜKÜM/KARAR : İtirazın kısmen kabulü, başvurunun kısmen kabulü SAYISI : K-2021/73234 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kısmen kabulü ile karar kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiştir. ... kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 23.08.2019 tarihinde davalıya Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (...) Poliçesi ile sigortalı olan otobüsün, davacının yolcu konumunda olduğu minibüsle karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu müvekkilinin yaralanarak %10 oranında malul kaldığını, yargılama aşamasında maluliyet oranının daha yüksek olduğunun tespiti halinde fazlaya dair talep haklarını saklı tuttuklarını, davalıya başvuru yapılmasına karşın ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 40.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 472,00 TL rapor ücreti olmak üzere toplam 40.472,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; karar içeriğine göre müşterek müteselsil sorumluluk gereği talebini rapor ücretiyle birlikte 222.184,00 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; usule uygun başvuru yapılmadığını, kaza tarihinden 7 ay sonra düzenlenen maluliyet raporunu kabul etmediklerini, yeni bir rapor alınması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusuru olmadığını, karşı aracın asli kusurlu olduğunu, müterafik kusur indirimi yapılmasını talep ettiklerini, davacının faiz talep etme hakkının doğmadığını, rapor ücreti talebinin reddi gerektiğini belirterek davanın usul ve esastan reddini istemiştir. III. ... KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalıya trafik sigortalı aracın %60 oranında kusurlu olduğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 88 inci maddesinin birinci fıkrası ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 163 üncü maddeleri gereği müteselsil sorumlulukta borçlulardan her birinin borcun tamamından sorumlu olduğu, davacının talebini müteselsil sorumluluğa dayandırdığı, bu nedenle davalının tam kusur üzerinden zararın tamamından sorumlu olduğu, müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektirecek bir husus tespit edilmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 221.712,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 472,00 TL rapor ücreti olmak üzere toplam 222.184,00 TL'nin 26.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; başvurunun usulden reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müşterek müteselsil sorumluluk çerçevesinde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, sigortalı araç sürücüsüne % 60 oranında kusur atfedilmesini de kabul etmediklerini, karşı minibüsün kusurlu olduğunu, maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağını, 1 yıllık bekleme süresi tamamlanmadan düzenlendiğini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1.8 teknik faizin hükme esas alınması gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılmasını, bu konuda değerlendirme yapılmadığını, avans faizine ve tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, rapor ücretine hükmedilmesini kabul etmediklerini belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sigorta tahkim başvurusu öncesi davalıya tüm gerekli belgelerle başvuru yapılmış olup başvurunun usulden reddi ne ilişkin itirazın yerinde olmadığı, zarar görenin zararın tamamını dilediği borçluya başvurarak talep edebileceği, tazminatı karşılayan sigorta şirketinin kusur dağılımına göre ödemede bulunduğu fazla miktarı diğer sorumludan iç ilişki gereği tahsil edebileceği, davacının ıslah dilekçesinde müşterek müteselsil sorumluluk esasına göre talepte bulunduğu, hükme esas alınan kusur raporunda davacının kusursuz bulunduğu, maluliyet raporunun hükme esas alınmasında ve hükme esas hesap yönteminde bir isabetsizlik bulunmadığı, adli rapor ücretinin yargılama gideri niteliğinde olup yargılama gideri kapsamında hükmedilmesi gerektiği, davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirsiz olduğu, davacının yolcu konumunda olduğu araçta sıkışık ve kapasitenin üzerinde yolcu ile seyahat edildiği, emniyet kemerinin takılı olmama ihtimalinin bulunduğu, ancak davacı kaza tarihinde 11 yaşında olup emniyet kemerinin takılı olmaması ile maluliyet arasında illiyet bağını gösterir bir delil bulunmadığı, açıklanan nedenlerle davalının müterafik kusura ilişkin itirazının reddedildiği, davalıya trafik sigortalı otobüsün kullanım amacı ticari olup avans faizine hükmedilmesinin yerinde olduğu, davalıya sigorta tahkim başvurusu öncesi gerekli belgelerin elektronik posta ile 16.03.2020 tarihinde iletildiği ve 8 iş günü sonrası olan 27.03.2020 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği ve kararın bu yönden de düzeltildiği, tam vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davalının adli rapor ücreti ile temerrüt tarihine ilişkin itirazlarının kısmen kabulü, diğer itirazların reddi ile ... kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile 221.712,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının müşterek müteselsil sorumluluk esasına göre 27.03.2020 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; başvurunun usulden reddi gerektiğini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1.8 teknik faiz oranının esas alınmasını, müteselsil sorumluluk esasına göre tam kusur üzerinden tazminata hükmedilmesini kabul etmediklerini, diğer aracın asli kusurlu olduğunu, 1 yıllık bekleme süresi geçmeden düzenlenen maluliyet raporunun geçerli olmadığını, avans faizine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacının yolcu olarak bulunduğu araçta fazladan 16 yolcu taşınmak suretiyle istiap haddinin aşılması nedeniyle müterafik kusur indirimi gerektiğini, tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek ... kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (...) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın, davacının yolcu konumunda olduğu araçla karıştığı 23.08.2019 tarihli çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı ve adli rapor gideri talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 52, 54, 61 ve 62 nci maddeleri, 2918 sayılı Kanun'un 3, 85, 88, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun (5684 sayılı Kanun) 30 uncu maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacı yolcu konumunda olup müteselsil sorumluluğa dayanmasına, yaralanma alt ekstremiteye ilişkin olmayıp bir yıllık bekleme süresinin söz konusu olmamasına, hesap yönteminin ve rapor ücretine yargılama gideri kapsamında hükmedilmesinin yerinde olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 6098 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def'i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir. 2918 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi uyarınca taşıma sınırı (istiap haddi/kapasite), bir aracın güvenle taşıyabileceği en çok yük ağırlığı veya yolcu sayısını göstermekte olup ikincil mevzuat ve eki cetveller ile aracın trafik tescil belgesinde; yolcu taşıma izni verilen araçlarda azami kaç koltuk bulunacağı, kaç yolcu taşınabileceği, ayakta veya aracın römorkunda yolcu taşınıp taşınamayacağı hususları belirlenmiştir. Davacının, yolcu taşıma kapasitesi aşılmasına rağmen kazaya karışan diğer araçta seyahat etmek suretiyle zararın artmasında katkısının bulunduğu, dolayısıyla müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine dair davalının savunması İtiraz Hakem Heyetince kabul edilmemiştir. Somut olayda; davacının, annesi ile birlikte yolcu konumunda olduğu minibüsün poliçeye göre azami yolcu kapasitesi sürücü hariç 16 kişi olmasına rağmen araçta sürücü hariç 32 kişi bulunduğu, istiap haddinin 16 yolcu ile aşıldığı hususu trafik kazası tespit tutanağı ve iddianameyle sabit olduğu gibi, eldeki yargılamada alınan 19.04.2021 tarihli kusur raporunda minibüsün iki katı üzerinde yolcu taşıdığı ve minibüs içerisinde emniyet kemeri kullanımının da koltuklardaki oturma düzenine göre mümkün olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre; davacının yolcu taşıma kapasitesi aşılan araçta seyahat etmesi nedeniyle zararın artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek 6098 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 3. Davaya konu trafik kazası; davacının yolcu konumunda olduğu minibüsün, davalıya trafik sigortalı ve duraklama halindeki otobüse arkadan çarpması suretiyle gerçekleşmiştir. Kazanın oluşumunda her iki araç sürücüsünün kusurlu olduğu, davacı yolcu olup kazanın oluşumunda kusursuz olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, Sigorta Tahkim Komisyonuna davalıya trafik sigortalı otobüs yönünden %10 maluliyetini tespit eden rapor ile müteselsil sorumluluğa dayanarak açtığı eldeki davada tam kusur üzerinden 221.712,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatına hükmedilmiştir. Aynı gün temyiz incelemesi yapılan (Dairenin 2021/26132 esas sayılı) davada ise davacı eldeki başvurudan sonra yolcu konumunda olduğu minibüsün trafik sigortacısı olan Quıck Sigorta A.Ş aleyhine 15.03.2021 tarihinde Sigorta Tahkim Komisyonunun 2021.E.50219-2021/İHK34366 sayılı dosyasında aynı alacak için %10 oranlı aynı maluliyet raporu ile eksik ödeme iddiasıyla dava açtığı anlaşılmıştır. Bu ikinci davada yapılan yargılama sonucunda; Quıck Sigorta A.Ş'nin 25.02.2021 tarihinde yaptığı 8.094,77 TL'lik kısmi ödeme de gözetilerek yargılamada alınan raporla belirlenen %16 maluliyet oranı ve %75 kusur oranı üzerinden hesaplanan tazminattan yolcu kapasitesi aşılan araçta seyahat edilmesi nedeniyle zararın artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle sürekli iş göremezlik tazminatına hükmedilmiştir. Böylece eldeki dava ile daha sonraki dava arasında hükmedilen tazminat bakımından mükerrerlik oluşmaktadır. Açıklanan bu durum karşısında davacı yolcunun aynı kazadan kaynaklı maluliyeti için iki ayrı davada iki kez tazminata hükmedilmesi, davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacağından, İtiraz Hakem Heyetince 2021/İHK-34366 sayılı ve 24.10.2021 tarihli ikinci kararı gözetilerek eldeki ilk davada verilecek kararda tahsilde tekerrür olmamak kaydının düşülmesi ve ikinci başvuru dosyasında davalı tarafından yapılan kısmi ödeme de araştırılarak tazminat hesabında nazara alınması gerekirken bu hususların gözetilmemiş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 4. 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16 ncı maddesinin (13) numaralı fıkrası ve AAÜT’nin 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrası bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan ... kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 13.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.