Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/21370 E. 2024/2029 K. – Manevi Tazminat

Konu: Manevi Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/21370
Karar No
2024/2029
Karar Tarihi
Konu
Manevi Tazminat

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/876 E., 2021/1151 K. DAVA TARİHİ : 14.04.2016 HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi/Başvurunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/314 E., 2020/47 K. Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının üniversite öğrencisi olduğunu, herhangi bir işi ve geliri bulunmadığını, annesi ile birlikte yaşadığını, davacının giderlerini annesinin karşıladığını, davacı orta öğretim 10. sınıfta iken annesi ve davalı babasının ayrı evlerde yaşamaya başladıklarını, bu tarihten itibaren davalı babanın davacı oğlu ile görüşmediğini, davacının anne ve babasının 2016 yılında boşandığını, davacının 15 yaşından beri davalı babasını görmediğini, davacının küçük yaşlardan itibaren davalı babasının ilgi, şefkat ve sorumluluğundan uzak bir büyüme evresi geçirdiğini, davacının baba sevgisinden mahrum kaldığını, davalının ağır kusurlu hareketleri olduğunu, davalının ihmali ve kusurlu davranışları nedeniyle davacının psikolojik travma geçirdiğini, bu süreçte davacının crohn hastalığına yakalandığını belirterek davacının üniversite eğitimi sırasındaki masraflarının karşılanması için 5.000,00 TL yardım (eğitim) nafakası ile 200.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının tamamen haksız ve yersiz olduğunu, davacının eğitim giderlerinin eksiksiz olarak davalı tarafından karşılandığını, davacının iyi bir eğitim aldığını ve iyi koşullarda yaşayabilmesi için davalının elinden geleni yaptığını belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. Davanın 14.04.2016 tarihinde aile mahkemesinde açılarak Ankara 4. Aile Mahkemesinin 2016/665 Esasına kaydedildiği, Ankara 4. Aile Mahkemesi’nde görülen davanın 13.07.2017 tarihli celsesinde manevi tazminat istemine ilişkin davanın tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verildiği, manevi tazminata ilişkin davanın Ankara 4. Aile Mahkemesi’nin 2017/1247 Esasına kaydedildiği, Ankara 4. Aile Mahkemesi’nin 28.11.2017 tarihli 2017/1247 Esas, 2017/2090 Karar sayılı ilamı ile mahkemenin görevsizliği sebebiyle davanın reddine, dava dosyasının kararın kesinleşmesi ile birlikte taraflardan birinin müracaatı üzerine görevli Ankara Asliye Hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, kararın kesinleşmesi üzerine dosyanın Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilerek 2018/314 Esasına kaydedildiği ve manevi tazminat davasına ilişkin yargılamanın bu mahkemede devam edildiği anlaşılmıştır. 2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile manevi tazminatın ancak kişilik değerleri saldırıya uğrayan kişinin isteyebileceği bir tazminat türü olduğu, kişilik değerleri bireyin kişilik haklarını meydana getirmekte olup kanunda tanımlanmamış olmakla birlikte Yargıtay kararlarına göre manevi tazminata konu olabilecek kişilik haklarının; "Kişinin yaşamı (babası öldürülen kişi gibi), kişinin sağlığı (doktor hatası nedeniyle sağlığı bozulan kişi gibi), kişinin vücut bütünlüğü (iş kazası nedeniyle uzuv kaybına uğrayan kişi gibi), kişinin ruh bütünlüğü (aleyhine suç işlenen, haberin yayınlanması nedeniyle depresyona giren ve ruh sağlığı bozulan kişi gibi), müdahale edildiğinde kişinin üzüntü veya elem duymasına yol açan diğer fiziki, duygusal ve sosyal kişilik değerleri gibi." şeklinde sıralandığı, tazminat hukukunun bireye ait bu değerlerin korunması amacıyla kişilik hakları herhangi bir suretle ihlal edilenlere manevi tazminat davası açma hakkı tanıdığı, bir kimsenin, her üzüntü duyduğu olay ve olgu karşısında, manevi tazminat isteme hakkının doğmayacağı, yani her üzüntü veren olayın manevi tazminatı isteme hakkını kazandırmayacağı, bunun için, kişilik değerlerinin saldırıya uğramış olması gerektiği, zedelenme sonucu kişiliğe ve ruhsal varlığa yansıyan sonuçların, "acı, onarılmaz manevi acı, ızdırap veya üzüntü duyulmuş olması" şeklinde olması gerektiği, manevi zararın, kişilik haklarına saldırı nedeniyle kişinin duyduğu cismani-manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade ettiği, davamıza konu olayda davacının kişilik değerlerinin saldırıya uğramadığı, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalının babalık sorumluluklarını ve yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalının psikolojik baskısı ve şiddeti sebebiyle davacının manevi bütünlüğüne zarar verildiğini, davacının dava tarihinde ergin olduğu ve bu durumun mahkemece yanlış anlaşılıp hatalı olarak değerlendirildiğini, davacının saldırıya maruz kalıp kişilik haklarının zedelendiğini, mahkemece delillerin incelenmesinde ve değerlendirilmesinde hataya düşüldüğünü, yaşanan travmalar nedeniyle davacının kronik hastalığının oluştuğunu, davacıda meydana gelen telafisi imkansız psikolojik harabiyet ve tahribatının giderilmesi gerektiğini, davalının eylemi nedeniyle davacının manevi zarara uğradığını, davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 24.10.1997 doğumlu davacının annesi ile davalı babasının orta öğretim döneminde 10. sınıfta okurken ayrı evlerde yaşamaya başladığı, 15 yaşından beri babası ile görüşmediği, anne ve babanın 06.01.2016 tarihinde boşandıkları, davacının ufak yaşlardan itibaren baba ilgi, şefkat ve sorumluluğundan uzak bir büyüme evresi geçirdiği ve buna davalının ağır kusurunun sebep olduğu, davalının ihmali, engelleyici, manüpüle edici ve kusurlu davranışları nedeniyle davacının ağır fizyolojik ve psikolojik travma ve hastalıklara maruz kaldığı iddiasıyla oluşan manevi manevi zararın ödetilmesinin istenildiği, davalının davacının tüm eğitimini özel eğitim kuruluşunda sürdürdüğünü, eğitim giderinin eksiksiz bir şekilde karşılandığını, iyi bir eğitim aldığını ve iyi koşullarda yaşaması için elinden geleni yaptığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, manevi zararın, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilme olduğu, TMK’nın 24 ve TBK’nın 58 inci maddesinde belirlenen kişisel çıkarların kişilik hakları olduğu, kişilik haklarının ise, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgili olduğu, kişisel varlıkların, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimli olduğu, tekniğin gelişimi ve yaşam koşullarına göre belirlenmiş varlıklar açıklanan olgularla çevrelendirildiğinde, davaya konu olayın bu çerçeve dışında kalması durumunda manevi tazminat isteğinin reddi gerektiği, somut olayda; davacı, çocukluğundan dava tarihine dek devam eden bir sürece yayılan zaman zarfında babası olan davalının birden fazla ağır kusurlu eylem ve davranışları nedeniyle bedensel ruhsal travma ve hastalıklara maruz kaldığını ileri sürmüş ise de, maruz kaldığı zarar ile davalının eylemleri arasında illiyet bağı kurmaya yeter derecede somut ve hukuki delil bulunmadığı, davalının, davacının eğitim masraflarını karşıladığı, ileri sürülen diğer hususların yukarıda belirtilen gerekçelerle ahlaki değerlerle ilgili olup manevi tazminat gerektiren durumlardan olmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemenin görevsiz olduğunu, aile mahkemesinin görevli olduğunu, davalının babalık sorumluluklarını ve yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalının psikolojik baskısı ve şiddeti sebebiyle davacının manevi bütünlüğüne zarar verildiğini, davacının dava tarihinde ergin olduğu ve bu durumun mahkemece yanlış anlaşılıp hatalı olarak değerlendirildiğini, davacının saldırıya maruz kalıp kişilik haklarının zedelendiğini, mahkemece delillerin incelenmesinde ve değerlendirilmesinde hataya düşüldüğünü, yaşanan travmalar nedeniyle davacının kronik hastalığının oluştuğunu, davacıda meydana gelen telafisi imkansız psikolojik harabiyet ve tahribatının giderilmesi gerektiğini, davalının eylemi nedeniyle davacının manevi zarara uğradığını, davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; babalık görevinin yerine getirilmemesi, kişilik haklarına saldırı ve haksız fiil iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ve 58 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/21370, K. 2024/2029, T. 26.02.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-21370-e-2024-2029-k-25a8629be728