Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/21159 E. 2023/9999 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/21159
Karar No
2023/9999
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/356 E., 2021/831 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın reddine/ İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2019/192 E., 2020/262 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 13.04.2017 tarihinde davacının eşi ...'in sevk ve idaresindeki davalıya trafik sigortalı araç ile karıştığı tek taraflı trafik kazası neticesinde vefat ettiğini belirterek belirsiz alacak olarak 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 17.07.2019 tarihinde itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; trafik sigortası yeni genel şartları ve 6704 sayılı Kanun uyarınca sürücünün %100 kusurlu olarak ölmesi sonucu mirasçılarının destekten yoksunluk tazminatı talep etme hakkı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı vekili tarafından sunulan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/17-1089 Esas ve 2019/294 Karar sayılı ilamında davacıların ölen kişinin mirasçıları olarak değil, üçüncü kişi sıfatı ile dava açtıkları ve bu sebeple destekten yoksun kalma tazminatına hükmedileceği yönünde karar verilmiş ise de bahse konu olaydaki kazanın İlk Derece Mahkemesinin esas ve karar tarihine bakıldığında 6704 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce meydana geldiği anlaşılmış olup değişiklikten önceki haksız fiillere ilişkin olduğu, somut olayda davaya konu olan kazanın 13.04.2017 tarihinde meydana geldiği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 90 ve 92 nci maddelerinde yapılan değişiklik sonrasında olduğu, bu sebeple değişiklik sonrası hükümlerin uygulanması gerektiği, 2918 sayılı Kanun'un 90 ıncı ve 92 nci maddesi değişikliği uyarınca hak sahibinin kendi kusurundan kaynaklanan taleplerin ZMSS kapsamı dışında kaldığı, yine ilgililerin sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri ile 2918 sayılı Kanun çerçevesinde hazırlanan ZMSS Genel Şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan taleplerinin ZMSS kapsamında olmadığı, tüm bu sebeplerle davacının eşinin yüzde yüz kendi kusuru ile meydana gelen ölüm neticesinde destekten yoksun kalma tazminatı talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eldeki davada kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olan davacının işleten /sürücü olan desteğinin vefat ettiğini, destekten yoksun kalan sıfatıyla, desteğin kendi zorunlu mali sorumluluk sigortacısını hasım göstererek destekten yoksun kalmaya dayalı tazminat isteminde bulunduklarını, davacının uğradığı zarara bağlı olarak talep ettiği hakkın salt miras yoluyla geçen bir hak olmadığınının bilimsel ve yargısal içtihatlarda kabul edildiği üzere destekten yoksun kalanın şahsında doğrudan doğruya oluşan, asli ve bağımsız bir hak olduğunu, yerel mahkemenin yerleşik Yargıtay Genel Kurul Kararları aksine davanın reddine karar vermesinin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, yine mahkemenin 2918 sayılı Kanun'un 90 ve 92 nci maddelerinden bahsettiğini, ancak Anayasa Mahkemesinin 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı 17.07.2020 tarihli kararı ile 90 ve 92 nci maddelerde değişiklik yapıldığını, bu değişiklik sonucu ZMMS genel şartlara göre değil kanuna usul ve esaslara göre uyuşmazlığın çözümüne karar verilmesi gerektiğinden madde metninden ZMMS genel şartlar ibaresinin Anayasaya aykırı olması nedeniyle iptal edildiğini, madde metninde sadece mallara gelen zararların teminat dışı bırakıldığının belirtildiğini, herhangi bir şekilde yaralanma veya ölüm durumunda bu zararın teminat dışı olduğu belirtilmediğinden sigorta şirketinin sorumluluğunun varlığının kabul edildiğini belirterek mahkemece verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 01.06.2015 tarihinde düzenlenen Genel Şartlar A.6. maddesinin (c) bendinde “İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri” ve (d) bendinde “Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı taleplerinin” zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı dışında kalan hallerden sayıldığı, Genel Şartlar'da açıkça belirtilen ve bu nedenle poliçe kapsamında olmayan hususlarda sigortanın sorumluluğuna gidilemeyeceği gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı ... tarafından karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan, desteğin sürücüsü olduğu aracın karıştığı tek taraflı ve 13.04.2017 tarihli trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanın açtığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 ve 92 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40-2020/40 sayılı kararı. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; özellikle davalı tarafından düzenlenen ZMSS poliçesinin 30.08.2016-30.08.2017 vadeli olduğu ve davaya konu kazanın 13.04.2017 tarihinde gerçekleştiği, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın C.11. maddesi gereği bu tarihten sonra akdedilen poliçeler için anılan genel şartların uygulanacağı, Anayasa Mahkemesi tarafından ZMSS Genel Şartları'nın değil Karayolları Trafik Kanunu'nun bu genel şartlara atıf yapan bazı maddelerinin iptal edildiği hususları dikkate alındığında, davaya konu edilen zararın ZMSS teminatında olmadığına ilişkin kabulde isabetsizlik bulunmamasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/21159, K. 2023/9999, T. 28.09.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-21159-e-2023-9999-k-74d6b17b44ba