Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/19066 E. 2023/13420 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/19066
- Karar No
- 2023/13420
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/939 E., 2018/688 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulüne Taraflar arasında görülen maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 11. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacılar vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 08.12.2020 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte gelen davacılar vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ......., geldiler. Taraflar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra eksiklik nedeni ile geri çevrilen dosya eksik hususlar tamamlanarak tekrara gelmekle işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 12.12.2023 gününde Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı ... tarafından iş yeri sigorta poliçesi ile sigortalı olan müvekkili şirkete ait iş yerinde, 21.12.2008 tarihinde çıkan yangında çok büyük zarara uğradığını, davalı ... şirketinin müvekkilini geçikmiş kısmi ödemelerle oyalayarak zararın tamamının tazminine yanaşmadığını, müvekkili şirketin sigorta tazminatının ödenmemesi nedeniyle maddi sıkıntıya düştüğünü, hakkında başlatılan icra takipleri nedeniyle vekalet ücreti ve faizler ödemek zorunda kaldığını, müvekkili şirketin iflas sürecine girdiğini, munzam zararının davalı tarafından karşılanması gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL maddi tazminat ile mağdur olan müvekkili şirket yetkilileri için de 25.000,00'er TL manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiş, 27.05.2016 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 2.440.406,00 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacıların Gaziantep Ticaret Mahkemesinde açılan davadan sulh protokolü ile feragat ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 19.03.2013 tarihli ve 2012/5385 Esas, 2013/5377 Karar sayılı kararıyla; tüm dosya kapsamına göre davacı firmanın, 2008 yılında meydana gelen yangın nedeniyle açtığı davadaki talebi ile ilgili olarak 18.11.2009 tarihinde sulh ve feragat protokolü imzaladığı, sözleşmede belirtilen şartın (ödeme) gerçekleşmesi nedeniyle 18.11.2009 tarihi itibariyle dava konusu olayla ilgili tüm haklardan feragat ettiği, davalıyı ibra ettiği, bu tarihten önceki zararlar yönünden davalı ibra edildiğine, bu tarihten sonra protokol hükümlerine göre yapılması gereken ve yapılan ödemenin de geç yapıldığı iddia edilmediğine göre munzam zararın oluşmadığı, şirket ortaklarının üçüncü kişilerin şirkete verdiği zararlar nedeniyle doğrudan talepte bulunamayacakları, gerçek kişi davacıların aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 11. Hukuk Hukuk Dairesi 19.03.2013 tarih ve 2012/5385 Esas 2013/5377 Karar sayılı ilamında; davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, "Dava, işyeri sigortasından kaynaklanan munzam zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemenin gerekçesine dayanak 18.11.2009 tarihli Sulh ve Feragat Protokolü "İş bu protokol, Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/240 Esas sayılı dosyası ile ilgili olarak" ifadelerini barındırmakla, söz konusu Sulh ve Feragat Protokolünün açıkça Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/140 Esas sayılı dosyasına ilişkin olduğu, ilişkin olduğu dosyanın incelenmesinde ise, davacı tarafın, davalı ... şirketinden işyerinde meydana gelen yangın nedeniyle tazminat ve faiz isteminde bulunduğu anlaşılmakta olup, adı geçen dava dosyasında munzam zarar dava konusu değildir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 105. maddesi “Alacaklının düçar olduğu zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette borçlu kendisine hiç bir kusur isnat edilemiyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile mükelleftir.” hükmünü haiz olup, munzam zarar yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi ödeme yükümlülüğünden farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan ve asıl borcun ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur. Munzam zarar borcunun hukuki nedeni asıl alacağın temerrüde uğramasıdır. Alacağın temerrüde uğraması, esas alacağın kaynaklandığı hukuki işlem ve olaydan ayrı ve farklı bir hukuki sebep teşkil etmektedir. Munzam zarara dayalı talep hakkı, esas itibariyle bir alacak hakkıdır. (Dairemizin 2012/275 Esas-2013/759 Karar sayılı kararı) BK 105. maddesinde düzenlenen munzam zarar, borçlunun mütemerrit olması durumunda, alacaklının, temerrüt faiziyle karşılanmayan ve temerrüt faizini aşan zararıdır ve faizden ayrı talep edilebilir. Bu durumda, Gaziantep Asliye Ticaret Mahkamesi'nin 2009/240 Esas sayılı dosyası için ve o dosyada dava konusu olan sigorta tazminatı ve faizine ilişkin olarak düzenlenen Sulh ve Feragat Protokolünün munzam zarar alacağını kapsamadığı değerlendirilerek, davanın esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş; davalı vekilinin karar düzeltme isteği Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.09.2013 tarihli ve 2013/10741 Esas, 2013/15321 Karar sayılı ilamıyla reddedilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bilirkişi heyet kök ve ek raporunun usul ve denetime elverişli olduğu, munzam zarara tarafların mutabık kaldığı bedel üzerinden değerlendirme yapılmasında isabetsizlik bulunmadığı, manevi zarara ilişkin davacı ortakların aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 261.275,27 TL tazminatın 18.11.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacı Doğal Çikolata Gıda Sanayi ve Tic.Ltd.Şti'ne verilmesine, fazla talebin reddine, manevi tazminat talebinin reddine, davacılar ... ve ... yönünden maddi tazminat talebinin usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; munzam zararın hesaplanmasının hatalı olduğunu, hesaplamaya esas alınan hasar bedelinin hatalı olduğunu gerçek zarar bedelinin dikkate alınmadığını, hesaplamada temerrüt faizinin dikkate alınmadığını, davacı şirketin çalışmamasından kaynaklanan zararın hesaplanmadığını, davalının tazminat ödemesi konusunda temerrüte düşmesi sonucu maruz kaldığı icra takipleri nedeniyle uğradığı zararın eksik hesaplandığını, ticari avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu, davalının eylemi haksız eylem niteliğinde olduğundan manevi tazminat taleplerinin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek Mahkemece verilen kararın bozulmasını istemiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; ödenen miktarda asıl alacağı aşan faiz olmadığından ve ibraname ile fazlaya ilişkin haklardan da feragat edildiğinden munzam zarar talebinin reddi gerektiğini, davacı şirketin eksik belgeleri temin etmemesi sebebiyle geç yapılması, temerrüt tarihinin daha sonra gerçekleştiğine ve tazminat ödemesinin geç olmasında sigortalının kusurlu olup olmadığı ve geç ödemenin yangının mahiyeti itibariyle makul olup olmadığı hususlarının tetkik edilmediğini, yapılan ödeme faiziyle birlikte gerçek zarardan düşüldüğünde davacının munzam zararının olmadığının ortada olduğunu, davacı şirket aleyhine başlatılan tüm icra takiplerinden davalının sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, ödeme yangından hemen sonra yapılmış olup davacının faaliyete hemen geçmediğini, ödeme sonrası hasarlı makinelerini yaptırmayıp aynı şekilde bırakması ile zararın artmasına sebep olduğunu belirterek Mahkemece verilen kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; munzam zarar nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 105 inci maddesi, Yangın Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere özellikle usule uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm ve davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dosya kapsamında talep iş yeri sigorta poliçesinden kaynaklanmaktadır. Dava konusu sigortalı yerin iş yeri olması dikkate alındığında TTK 3 üncü maddesi ve 3095 SK 1 ve 2/1'inci maddeleri uyarınca avans faizine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde yasal faize hükmedilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2 nci maddesi delaletiyle 1086 sayılı Kanun'un 438/7 nci maddesi uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin tüm ve davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının, hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinde yer alan "yasal" ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "avans" ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 2.540,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacılara verilmesine, Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacılara iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.