Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/18310 E. 2023/13804 K. – Muvazaa Nedeni
Konu: Muvazaa Nedeni İle Tapu İptal Ve Tescil
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/18310
- Karar No
- 2023/13804
- Karar Tarihi
- Konu
- Muvazaa Nedeni İle Tapu İptal Ve Tescil
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/451 E- 2021/494 K : 19.01.2017 HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddine/Esastan Reddine Taraflar arasındaki muvazaa nedeni ile tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili ve davalı ... tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Kayseri ili Melikgazi ilçesi 3021 ada 2,3 ve 4 nolu parselde bulunan taşınmazların davalı ... İnşaat Tur. San. ve Tic. A.Ş. ve ... adlarına kayıtlı iken muvazaalı olarak diğer davalılara devredildiğini, bu taşınmazlar Gıda adına kayıtlı iken tevhit işlemi geçirdiğini ve 3021 ada 5 parsel olduğunu, bu hali ile Toptan Kuyumculuk şirketine, bu şirkettende un yakın arkadaşı olan ...'e devredildiğini, yapılan araştırmalar neticesinde davalı ... İnşaat şirketi ile şirketin yetkilisi ve ortağı olan davalı ...'un alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı işlemler yaptığını, şirket üzerindeki mal varlıklarına bedelsiz olarak kötüniyetli 3. şahıslara devrettiğinin tespit edildiğini, taşınmazın piyasa değeri ile satış bedeli arasında fahiş fark bulunduğunu, bu nedenlerle fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere İnşaat şirketi ile ... adına kayıtlı Kayseri ili Melikgazi ilçesi 3021 ada 5 parselde bulunan taşınmaza ilişkin devirlerin dava konusu taşınmazlar üzerinde alacakları ve ferilerine yetecek miktarda taraflarına haciz ve satış yetkisi verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçelerinde muvazaalı işlem yapılmadığını, satışların gerçek olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 28.11.2018 tarihli ve 2017/21 Esas ve 2018/500 Karar sayılı kararıyla; dava konusu ilk tasarrufun 12.11.2003 tarihinde yapıldığı, borcun doğum tarihinin 10.03.2012 olduğu, tasarruf işleminin borcun doğum tarihinden yaklaşık 10 yıl kadar önce olduğu gerekçesiyle açılan davanın ön koşul yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; İptalini istedikleri muvazaalı devir işlemlerinin 12.11.2003, 31.12.2003, 16.04.2012 ve 02.04.2014 tarihlerinde yapılmış olmasına rağmen TBK'nun 19 uncu maddesi gereğince açılan davalarda muvazaalı tasarrufların takip konusu alacaktan sonra yapılmasının gerekli olmadığını, muvazaalı işlemlerin iptalinin her zaman istenebileceğini, muvazaaya dayalı iptal istemlerinin haksız fiilden kaynaklandığını, borcun doğumunun nedeninin haksız fiil olduğunu, somut olayda da haksız fiil niteliğindeki haksız eylemin 12.11.2003 tarihli devir ile başlayarak 02.04.2014 tarihli döneme kadar devam ettiğini, davacı alacağının doğum tarih olan 28.02.2012 tarihinden sonra da davalıların muvazaalı devir işlemlerine devam ettiğini, delil olarak bildirilen ceza dava dosyalarından da anlaşıldığı üzere davalı borçlu şirket yetkileri hakkında muvazaalı işlemler nedeniyle açılan davalar sonucu şirket yetkilileri hakkında dolandırıcılık suçu nedeniyle mahkumiyet kararları verildiğini, ceza yargılaması sırasında davalılar arasındaki organik ve hukuki bağın ortaya konduğunu, davalı borçlu şirket yetkilisi ...’un davalılar arasındaki muvazaalı işlemleri kabul ettiğini, dava konusu taşınmazların tapudaki satış bedelleri ile rayiç değerleri arasında misli fark bulunduğunu, dosya kapsamından davalıların tümünün davacı alacaklıdan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı işlemler yaptığının anlaşılması karşısında eldeki davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddini yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesin talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; vekalet ücretinin nispi olması gerektiğini, her davalı için ayrı ret kararı verilmiş olduğundan, her bir davalı vekili yönünden de ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek vekalet ücreti verilmesinin yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf talebinin kabulü ile yerel Mahkeme kararının düzeltilerek yeniden karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Davacı vekilinin ve davalo ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine ve kapsamına göre uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19 uncu maddesi gereğince açılmış, muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı HMK) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 19 uncu maddesi 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere;dava konusu tasarrufların borcun doğumdan önce yapılmış olduğunun belirlenmesine göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.