Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/18293 E. 2023/10190 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/18293
- Karar No
- 2023/10190
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/816 Esas - 2021/803 Karar HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul - Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 3. AsliyeTicaret Mahkemesi TARİH : 21.02.2020 SAYISI : 2016/1638 Esas 2020/112 Karar Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanmadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile davalı Türkiye (...) Sigorta A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekili ile davalı Türkiye (...) Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olan, davalı ...'nun sürücüsü olduğu otomobil ile davacının sürücüsü olduğu elektrikli bisikletin 26.04.2016 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucu davacının yaralandığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 500,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın faiziyle tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 50.000,00 TL manevi tazminatın ise yasal faiziyle davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile talebini 13.616,67 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 1.300,99 TL geçici iş göremezlik tazminatı olarak belirlemiştir. II. CEVAP Davalı Türkiye (...) Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan aracın müvekkili şirket nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, kusur raporunun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden alınması ve kusur oranlarının netleşmesi gerektiğini, davalının geçici iş göremezlik tazminatından ve tedavi gideri masraflarından sorumlu olmadığını, davacının gelirinin asgari ücret olduğunun kabulü gerektiğini, davacının maddi tazminat kalemlerinin açıklattırılması gerektiğini, davacının Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan rücuya esas bir ödeme alıp almadığının belirlenmesi, almış olması halinde hesaplanacak tazminattan bu ödemenin mahsup edilmesi gerektiğini, davacının kaskının takılı olmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, ceza yargılamasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini, davalının ancak dava tarihinden itibaren ve yasal faizle sorumlu olabileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı sigortacı tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılan ve diğer davalı ... idaresindeki 01 DE 521 plakalı aracın davacının idaresindeki elektrikli bisiklete çarpması sonucu davacının yaralandığı, kalıcı ve geçici iş gücü kaybına uğradığı, bu kazada davacının %75, davalı ...'nun ise %25 oranında kusurlu oldukları, meydana gelen zarardan ...'nun haksız fiil faili, Türkiye (...) Sigorta A.Ş.'nin ise zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olarak ve müteselsilen sorumlu oldukları, manevi zararların poliçe teminatı dışında kaldığı, davacının olay tarihinden öğrenci olduğu, gelir getiren bir işte çalışmadığı, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Genel Şartlar'a göre belgelendirilmesi koşulu ile vergilendirilmiş gelirin esas alınması gerektiği anlaşıldığından maddi tazminat talebinin kalıcı iş gücü kaybından kaynaklanan 13.616,67 TL üzerinden kısmen kabulüne, geçici iş gücü kaybından kaynaklanan tazminat talebinin reddine, kazanın oluş şekli, davacının yaralanmasının mahiyeti, tedavi süreci, iş göremezlik süresi, kusur oranları, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, özel hal ve şartlar, hak ve nesafet kuralları gözetilerek manevi tazminat talebinin kısmen kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 13.616,67 TL maddi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, maddi tazminata davalı ... yönünden kazanın gerçekleştiği 26.04.2016 tarihinden itibaren, davalı ...Ş. yönünden ise dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 6.000,00 TL manevi tazminatın kazanın gerçekleştiği 26.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...' dan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Türkiye (...) Sigorta A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporda davacının kaza neticesinde %6 oranında engel durumu olduğuna dair rapor düzenlendiğini, düzenlenen raporda davacının diğer kişilere göre hayatının geri kalan yaşantısında daha fazla efor sarfetmek zorunda kalacağı hususunun dikkate alınmadığını, her ne kadar rapor ile kalıcı iş göremezlik hesabı yapılmış ise de oranın yanlış hesaplandığını, davacının ekonomik geleceğinin sarsılması nedeniyle oluşacak zararın hesaplanmadığını, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın çok düşük olduğunu, davacı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılması isteminde bulunmuştur. Davalı Türkiye (...) Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davacının kaskının takılı olmaması nedeniyle hesaplanan tazminat tutarından %20'den aşağı olmamak üzere müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacı tarafça başvuru şartının usulüne uygun olarak yerine getirilmediğini, davacının gerekli ve yeterli tüm belgeler ile yazılı olarak başvuru yapmadan ve ayrıca müracaata ilişkin olarak eksik evrakları temin etmeden doğrudan doğruya dava açmasının kanuna aykırı olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, eksik inceleme ve araştırma neticesinde hüküm tesis edildiğini belirterek kararın kaldırılması isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dvaacının yaralanmasının kol ve ayak kısmında meydana geldiği, davacının yaralanması kask takılması zorunlu baş bölgesinden olmayıp kol ve ayak ksımından kaynaklandığı için müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektirir bir durum olmadığı, ayrıca Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 150/1-a bendi gereğince motosiklet sürücülerinin koruyucu kıyafet olarak kask takması mecburi iken yönetmelikte dizlik takılması gerektiğine ilişkin olarak herhangi bir hüküm bulunmadığı, bu sebeple davacının maluliyetinin meydana gelmiş olduğu bacak kısmı için dizlik takmamış olması koruyucu kıyafet giymemiş olması davacı yönünden müterafik kusur olarak kabul edilemeyeceği, davacının davalıya ilgili evraklarla birlikte başvuruda bulunduğu, manevi tazminat miktarının yerinde olduğu, hükme esas alınan maluliyet raporunun olay tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekili ile davalı Türkiye (...) Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporda davacının diğer kişilere göre hayatının geri kalanında daha fazla efor sarfetmek zorunda kalacağı hususunun dikkate alınmadığını, davacının ekonomik geleceğinin sarsılması nedeniyle oluşacak zararın hesaplanmadığını, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddinin hukuka aykırı olduğunu ve davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın çok düşük olduğunu belirterek kararın bozulması isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; elektrikli bisiklet sürücüsü olan davacıya davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına, davalı ...'nun sürücüsü olduğu otomobilin 26.04.2016 tarihinde çarpması sonucu yaralanıp malul kalan davacının sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 51, 54 ve 56 ncı maddeleri, 2918 sayılı Kanun'un 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56 ncı maddesi (818 sayılı BK 47) hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Somut olayda; davacının yaralanma derecesi, tarafların kusur oranları, olay tarihi ve yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında davacı yararına hükmedilen manevi tazminat bir miktar azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekir. 2. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 14.05.2015 gün ve 29355 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı KTK’nın 90 ıncı maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme ve zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamı dışında bulunan hallerin düzenlendiği 92/i maddesindeki “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E - 2020/40 K. sayılı kararı ile KTK’nın 90 ıncı maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92 nci maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına göre belirleneceğine dair düzenleme iptal edilmiştir. T.C. Anayasası’nın 153/6. maddesinde, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesince bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesinin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E - 2020/40 K. sayılı kararı ile KTK’nın 90 ıncı maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92 nci maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının KTK’nın ve TBK’nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince davacının olay tarihinde 19 yaşında öğrenci olduğu, gelir getiren bir işte çalışmadığı gerekçesiyle davalının geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığı kabul edilmiş ise de, yukarıdaki ilkeler ve davacının olay tarihinde 18 yaşından büyük olması dikkate alındığında, geçici iş göremezlik tazminatı yönünden davalıların sorumluluğu devam ettiğinden bu yöndeki talebin reddi doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünün (1) ve (2) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.10.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 1-Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri istemine ilişkindir. Davacı ... kaza tarihinde 19 yaşında olup, adli tıp uzmanı bilirkişi heyeti raporuyla kazadaki yaralanması nedeniyle iyileşme süresi 4 ay olarak saptanmış; İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından öğrenci olan davacının geçici iş göremezlik tazminatı talep hakkı bulunmadığı kabul edilerek bu talebin reddine karar verilmiş; sayın çoğunluk tarafından davacının 18 yaşından büyük olması nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatı talebinin haklı olduğu kabul edilerek hüküm davacı yararına bozulmuştur. Davacı kaza tarihinde 19 yaşında olsa da henüz öğrenci olup kazanç getiren herhangi bir işte çalışmadığından mahrum kalınan bir kazançtan bahsedilemeyeceği açıktır. Davacı yanca aksinin iddia ve ispat edilemediği de gözetildiğinde, davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının ve bu karara ilişkin davacının istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının yerinde olduğu kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun (2) numaralı bentteki bozma görüşüne katılmıyorum. 2-Trafik kazasında bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak iş gücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin gerçek zararının hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve TRH 2010 Yaşam Tablosu'nun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin daha uygun olacağına karar verilmiştir. Diğer yandan; Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı gereği, iş gücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve Yargıtay uygulamaları ile kabul edilen progresif rant yöntemi kullanılarak yapılması gereklidir. Somut olayda; davacının hak kazanabileceği iş gücü kaybı tazminatının hesaplanması için alınan ve İlk Derece Mahkemesi tarafından hükme esas kabul edilen aktüer raporunda, TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre ve % 1,8 teknik faiz uygulanarak tazminat hesaplanmış; davacının istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesi tarafından reddedilmiş; sayın çoğunluk tarafından davacının bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmemiştir. Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği hesaplama TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant tekniği ile yapılmalıdır. Davacının maddi tazminata ilişkin temyiz talebi kabul edilerek anılan teknikle davacının sürekli iş göremezlik zararının hesaplanması için kararın davacı yararına bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun bu hususu bozma sebebi yapmayan ve farklı nedenlere dayanan bozma kararına katılmıyorum.