Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/16755 E. 2024/907 K.
Konu: Tasarrufun İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/16755
- Karar No
- 2024/907
- Karar Tarihi
- Konu
- Tasarrufun İptali
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1136 E., 2021/351 K. DAVALILAR : 1.... vekili Avukat ... 2.... DAVA TARİHİ : 20.02.2018 HÜKÜM/KARAR : Kabul /Red İLK DERECE MAHKEMESİ : Batman 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/84 E., 2020/7 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikte ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; borçlu ... hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, dava konusu taşınmazını 21.07.2017 tarihinde mal kaçırma amacı ile diğer davalı ...'a sattığını belirterek, borçlu ile üçüncü kişi arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, icra takibine konu borçun müvekkiline ait bir borç olmadığını, kardeşi olan ...'in kuyumculuk işi yaptığı sırada iflas ettiğini ve borçlarından dolayı 18.04.2016 tarihinde intihar ettiğini, ... vefat ettikten sonra davacıya olan bu borcu tutanak altına alma amacı ile davacı tarafından müvekkiline sözleşme imzalattırıldığını, okuma yazması olamayan müvekkilinin istemeden borç altına sokulduğunu, müvekkilinin ve ailesinin müteveffa ... 'in bazı borçlarını kendi aralarında para toplayarak ödediklerini, hatta davacıya da 175.000 TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin her gün kapısına dayanan borçlulardan kurtulmak ve bazı borçları ödemek amacı ile kendi oturduğu evi satma mecburiyetinde kaldığını, davacıyı zarara uğratmak kastıyla değil, kardeşinin borçlarını ödemek için kendi oturduğu evi sattığını, davaya konu taşınmazın gerçek değeri olan 70,000 TLye satıldığını, taşınmaz satışının kötü niyetli olarak yapılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı ... cevap dilekçesinde, dava konusu evi 21.07.2017 tarihinde 70.000 TL karşılığında satın aldığını evin parasını da ... adına banka hesabına gönderdiğini, akrabalığı olmadığını, aynı mahalleden olduğunu, evi ... 'den aldığı zamanda evde 1 yıl kiracı olarak oturmak istediğini, 500 TL kira karşılığında oturabileceğini, davacının kendisine 80.000 TL vermesi karşılığında evin tapusunu kendisine verebileceğini, taşınmazı alırken tapuda herhangi bir haciz ve tedbir olmadığını, güvene dayanarak evi aldığını, davacı ile muvazalı bir iş yapmadığını beyan etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı ...'in borçlandırıcı işlemden sonra ödeme güçlüğü içinde olduğu, ödeme emrinin kendisine tebliğ tarihi olan 18.07.2017 tarihinden üç gün sonra 21.07.2017 tarihinde taşınmazını davalı ...'ye devrettiği, taşınmazın gerçek rayiç değeri ile tapudaki satış bedeli arasında misli fark olduğu, ödemeye ilişkin ibraz edilen 21.07.2017 tarihli 70.000 TL tutarındaki dekontun taşınmazın satış tarihindeki gerçek bedelini karşılamaya yetmediğini, davalı ...'in satmış olduğu taşınmazda oturmaya devam ettiği, her ne kadar davalılarca buna ilişkin kira sözleşmesi ibraz edilmiş ise de, adi yazılı nitelikteki bu belgenin her zaman düzenlenmesi mümkün olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, iflas eden kardeşi müteveffa ...'in davacıya olan borcunun tutanak altına alınması amacı ile dava konusu alacağın temelini teşkil eden 27.05.2016 tarihli borç sözleşmesini imzaladığını, okuma yazma bilmediği için istemeden kendisini borç altına soktuğunu, davacıyı zarara sokmak için değil, borçlarından dolayı intihar eden kardeşinin borçlarını ödemek için kendi oturduğu evini satarak evinde kiracı olarak oturmak zorunda kaldığını, taşınmazın satış yılı olan 2017 senesindeki gerçek değerinin 70.000TL olduğunu, devrin kötü niyet ile yapılmadığını, ivazsız ve muvazaalı olmadığını, davacının dava şartı olan aciz vesikası almadan davayı açmış olduğunu, beyan ederek, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Batman 1. İcra Müdürülüğünün 2017/5058 esas sayılı icra takibi sırasında tutulan 14.02.2018 tarihli haciz tutanağının geçici aciz vesikası hükmünde olduğu, dava konusu taşınmazın tasarruf tarihindeki değeri ile davalı ... tarafından satış bedeli olarak ödenen miktar arasında fahiş fark bulunduğu, davalı borçlu ... 'in dava konusu taşınmazda oturuyor olduğu ve borçlu tarafından açılmış menfi tespit davasının bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK.m.353/1-b/1 hükmü uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesindeki itirazlarını yinelemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277, 278, 279, 280, 281, 282, 283 ve 284 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, ivazlar arasında önemli oransızlık olduğunun sabit bulunmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.