Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/14626 E. 2023/2722 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/14626
- Karar No
- 2023/2722
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/891 E., 2021/38 K. HÜKÜM/KARAR : Davacı vekili, davalılar ..., ... Seyahat İşletmeciliği İnşaat ve Ticaret Ltd. Şirketi ve .... vekillerinin istinaf başvuru taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine. İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/1007 E.- 2020/2909 K. Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeni ile maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalılar ..., ... Turizm Seyahat İşletmeciliği İnşaat ve Ticaret Ltd. Şirketi ve .... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf başvuru taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; maliki ... Turizm Seyahat İşletmeciliği İnş ve Tic. Ltd. Şti, sürücüsü ... olan aracın geri manevra yaparken davacıya çarpması sonucu 25.11.2017 tarihinde trafik kazası meydana geldiğini, aracın davalı ....'ne zorunlu trafik sigortalı olduğunu, meydana gelen kaza neticesinde davacının yaralanarak maluliyetinin doğduğunu iddia ederek 1.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminat talep etmiş, maddi tazminat talebini 85.134,64 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... Turizm Seyahat İşletmeciliği İnş ve Tic. Ltd. Şti Ltd. Şti vekili; davalı firmanın oto kiralama faaliyeti gösteren şirket olduğunu, aracın davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili; görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddi gerektiğini, davacının gerçek zararını ispatlaması gerektiğini, davacının manevi tazminat isteminin haksız ve fahiş nitelikte olduğundan reddi gerektiğini savunarak davalı şirket açısından davanın reddini talep etmiştir. 3. Davalı ... vekili; müvekkilinin dava konusu kazada kusuru bulunmadığını, davacının maluliyete ilişkin rapor alınması zorunluluğu hasıl olduğunu, kazaya karışan müvekkilinin sevk ve idaresindeki aracın kiralık olduğunu, bu aracın sigortacısı olan davalı şirketin genişletilmiş kasko gereği maddi manevi zarardan sorumlu tutulması gerektiğini, davacının talep ettiği manevi zararın oldukça yüksek olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının meydana gelen trafik kazasında yaralanması nedeni maluliyetinin oluştuğunun belirlendiği, davalı sürücü Nuray'ın meydana gelen kazada kusurlu olduğu, kusuru oranında da sorumluluğunun bulunduğu, sigorta şirketinin de zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi hükümleri gereğince maddi tazminatlardan sorumlu olduğu, genişletilmiş kasko poliçesi kapsamında 40.000,00 TL manevi tamzinat limiti ile sınırlı sorumluluğunun bulunduğu, davalı şirketin araç kiralama şirketi olduğu, kısa süreli kiralama nedeni ile araç üzerindeki hakimiyetinin devam ettiği gerekçeleri ile davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile, 85.134,64 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının davalılar ... ve ... yönünden 25.11.2017 kaza tarihinden, davalı ... yönünden 28.12.2017 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 20.000,00 TL'nin davalılar ... ve ...'nden 25.11.2017 kaza tarihinden, davalı ... yönünden 28.12.2017 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalılar ..., ... Turizm Seyahat İşletmeciliği İnşaat ve Ticaret Ltd. Şirketi ve .... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili; yerel mahkemece maddi tazminat miktarının az olarak belirlendiğini, bu yöndeki itirazlarının değerlendirilmediğini, manevi tazminata ilişkin olarak ise davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin eksik ve hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili; davanın tamamıyla reddi gerektiğini, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, denetime elverişli olmayan maddi gerçekliği yansımayan ve özellikle müvekkil firma yönünden tazminatın muaccel olmadığı ve hatta hukuken talep edilebilir nitelikte bulunmadığı da dikkate alındığında hesap bilirkişisi tarafından sunulmuş rapor ve ek rapora karşı itiraz edildiği halde dikkate alınmadığını savunarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 3. Davalı ... vekili; kusur tespitinin maddi gerçeklikten uzak ve yetersiz olduğunu, yerel mahkemece hükmedilen manevi zarar oldukça yüksek olup, mesnetsiz ve haksız olduğunu, davacı işçinin ve yanında çalıştığı işverenin, iş sağlığı ve güvenliği sorumluluğuna uygun davranıp davranmadıklarının araştırılması gerektiğini, davacının talep etmiş olduğu geçici iş göremezlik tazminatının tedavi gideri içerisinde değerlendirilmesi ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanması gerektiğini savunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 4.Davalı .... vekili; huzurdaki davaya konu uyuşmazlıkta görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğundan, dava şartı yokluğundan usulden red kararı verilmesi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsüne %100 oranında kusur isnadı hatalı olduğunu, davacının müterafik kusurunun gözetilmemesinin haksız ve hukuka aykırılık teşkil etmekte olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkeme kararı ve gerekçelerinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekili, davalılar ..., ... Turizm Seyahat İşletmeciliği İnşaat ve Ticaret Ltd. Şirketi ve .... vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili ve .... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, davalı ... vekili ve .... vekili istinaf dilekçelerinde ileri sürdükleri sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ve Kasko Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan, davalı Ceyhun Turizm Seyahat İşletmeciliği İnşaat ve Ticaret Ltd. Şirketi'nin maliki, davalı ...'in sürücüsü olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın uğradığı sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 86, 88, 89, 90 ve 111 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle olayın oluş şekli, davacının uğradığı maluliyet ve kusur durumları birlikte değerlendirildiğinde manevi tazminatın hakkaniyete uygun belirlendiği, kusur raporunun hüküm kurmaya elverişli, ayrıntılı ve denetime açık olduğu, maluliyet hesap yönteminde hata olmadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı, davalılardan ... ve .... vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ve davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz eden davacı ve davalılar ... ile ...'ye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.03.2023 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Trafik kazası sonucu bedensel zarara uğrayan ve buna dayalı olarak iş gücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürlerinin belirlenmesi gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir tespit olduğundan gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle yapılan bilimsel çalışmalar sonucu “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi ve yargı mercileri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından Dairemizce de tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasının uygun olacağına karar verilmiştir. Öte yandan Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 90 ıncı maddesindeki Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Genel Şartlar’a yapılan atıf hükmü iptal edilmiştir. Söz konusu iptal kararı sonrası, ZMSS Genel Şartlar ve ekindeki cetvellerle getirilen ve iş gücü kaybı tazminatının hesaplanmasında uygulama alanı bulan %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülünün uygulanması artık mümkün değildir. Tazminatın, %1,8 teknik faiz uygulanmadan, Yargıtayın yerleşik uygulamaları ile kabul edilen progresif rant formülü kullanılarak hesaplanması gerekir. Somut olayda; davacının hak kazanabileceği tazminatın hesaplanması için alınan aktüer raporunda; TRH 2010 Yaşam Tablosu’na göre ve % 1,8 teknik faiz uygulanarak tazminat hesabı yapıldığı; mahkemece de bu hesaba göre karar verildiği anlaşılmaktadır. Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılması yerinde olmakla birlikte %1,8 teknik faiz ve işleyecek devre bakımından “devre başı ödemeli belirli süreli rant” yöntemi kullanılması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davacı için, TRH 2010 Yaşam Tablosu’na göre %1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından progresif rant formülü kullanılmak suretiyle tazminatın belirlenmesi için bilirkişiden ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.