Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/14595 E. 2023/3317 K. – Trafik Kazası
Konu: Trafik Kazası Sonucu Yaralanma Nedeniyle Maddi Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/14595
- Karar No
- 2023/3317
- Karar Tarihi
- Konu
- Trafik Kazası Sonucu Yaralanma Nedeniyle Maddi Tazminat
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/2687 E., 2020/1799 K HÜKÜM/KARAR : Davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/1014 E., 2018/310 K Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının başvurusunun esastan reddine, davalının başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 18.06.2016 tarihinde davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMMS) poliçesi ile teminat alınan araçların karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yolcu konumunda olan davacının yaralanıp malul kaldığını, kazaya karışan her iki aracın da davalı ... nezdinde sigortalı olduğunu, davacının %10 oranında maluliyeti oluştuğuna dair rapor alındığını, ancak davacının maluliyet oranının çok daha fazla olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 25,00 TL geçici ve 25,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 50,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 100,00 TL'nin müracaat tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile talebini geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden toplam 54.656,49 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya 19.12.2016 tarihinde yapılan 46.427,22 TL ödeme sonucu sorumluluğun yerine getirildiğini, aksi kanaat halinde geçici iş göremezlik talebinin tedavi gideri teminatı kapsamında olup müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını, Adli Tıp Kurumundan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmeliği'ne göre maluliyet raporu alınmasını talep ettiklerini, kusur oranlarının belirlenmesi gerektiğini, bakıcı gideri talebinin reddi gerektiğini, ödeme yapıldığı ve temerrüt oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 10.01.2018 tarihli kusur raporuna göre davacının yolcu konumunda olduğu araç sürücüsünün %75 ve karşı araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, yargılama aşamasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre alınan 27.12.2017 tarihli raporda davacının maluliyet oranının %16 olarak tespit edildiği, düzenlenen hesap raporu benimsenerek hükme esas alındığı belirtilerek davanın kısmen kabulü ile 54.656,49 TL maddi tazminatın 19.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, bakıcı tazminatına ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan hesap raporundaki hesaplama yöntemini kabul etmediklerini, PMF 1931 Yaşam Tablosu ve progresif ranta göre hesaplama yapılması ve avans faizine hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacıya ödeme yapılarak poliçe kapsamındaki sorumluluğun yerine getirildiğini, soruşturma dosyasında davacının her iki araç sürücüsü ile uzlaşarak herhangi bir talebi olmadığını beyan ettiğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, aksi kanaat halinde hükme esas alınan maluliyetin kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi, müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik talebinden sorumlu olunmadığını, ıslah edilen kısım için faiz başlangıcının ıslah tarihi olması gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava devam ederken Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/171704 sayılı soruşturma dosyasında davacının her iki araç sürücüsü ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 253 üncü maddesi kapsamında uzlaştığı, 16.01.2017 tarihli uzlaşma raporunda davacının her iki sürücüden herhangi bir talebi olmadığını belirttiği, 19.01.2017 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca uzlaşma nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin (19) numaralı bendi gereğince artık davacının maddi tazminat davası açma ... bulunmadığı gibi açılmış davadan da feragat edilmiş sayılacağı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) nci alt bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının hesaplama yöntemi ve faiz türü yönünden hatalı olduğunu, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesince kararın kaldırılması gerekirken istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini kabul etmediklerini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat alınan araçların karıştığı 18.06.2016 tarihli çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun uğradığı zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 inci maddesi, 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.03.2023 gününde Üye ...'in karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın CMK m. 253/19 gereğince reddine karar verilmiş ve temyiz edilen karar sayın çoğunlukça onanmıştır. Uzlaşma ile ilgili olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun; 253/5 maddesinde “Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukuki sonuçları anlatılır.” 253/19 maddesinde ise “Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmesi halinde, CMK’nın 171. maddedeki şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, 171. maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 38. maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.” Hükümleri yer almaktadır. Dosya içerisinde mevcut 16.01.2017 tarihli uzlaştırma raporunda davacıya uzlaşmanın mahiyeti, uzlaşmayı kabul veya reddin hukuki sonuçlarının anlatıldığına dair hiçbir kayıt bulunmamaktadır. Uzlaştırma raporunda davacı ile ilgili tek ifade “… Mağdur ... şüpheli ... ve şüpheli ...’ten herhangi bir talebi olmadığını beyan etmiştir.” şeklindedir. Bu durumda; dosya içerisinde mevcut uzlaştırma raporu 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253/5 maddesinde düzenlenen hususu içermediğinden usulüne uygun bir uzlaşmanın varlığı ve bunun sonucu olarak davanın CMK 253/19 gereğince reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu nedenle bozulması düşüncesinde olduğumdan onama yönündeki sayın çoğunluk görüşüne ve kararına katılamıyorum.