Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/10220 E. 2023/7798 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/10220
- Karar No
- 2023/7798
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/190 E., 2020/152 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü Taraflar arasında görülen rücuen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay(kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili sigorta şirketinin davalı şirkete ait olan ve kira ile ...'a kiraya verilen depoyu sigortaladığını, çatıda biriken suların bina çatısındaki izolasyon eksikliği nedeni ile zamanla bina içerisine akarak depoda bulunan mobilyalara zarar verdiğini, müvekkili şirketin oluşan zarar nedeni ile ...'a 9.287,00 TL ödeme yaptığını, davalı şirketin kiraya veren sıfatı ile meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu, bu nedenle 9.287,00 TL'nin ödeme tarihi olan 28.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, taşınmazı kiralayan kişinin koruma ve onarma görevini gereği gibi yapmamasından doğan zararlardan kiralayan konumunda bulunan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 16.10.2014 tarihli ve 2012/545 Esas, 2014/327 Karar sayılı kararı ile; davanın kabulüne, 9.287,00 TL'nin ödemenin yapıldığı 29.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 26.09.2017 tarihli ve 2015/275 Esas, 2017/9169 Karar sayılı kararıyla; ''Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 22.3.1944 Tarih E.37, K.9, RG.3.7.1944 sayılı kararında;"Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. Davacı, sigorta şirketi olup davalıdan rücuen tazminat talebinin nedeni, davalı ile davacının sigortalısı arasındaki kira ilişkisinden kaynaklanmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun sulh hukuk mahkemelerinin görevi başlıklı 4/(1-a) hükmü:“Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; Kiralanan taşınmazların,9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları görürler” şeklindedir. Davanın, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlük tarihinden sonra 10.12.2012 tarihinde açılmış olmasına ve yukarıda belirtilen yasa hükmüne göre kira ilişkisine dayalı uyuşmazlıklarda sulh hukuk mahkemesinin görevli olmasına göre bu durumda mahkemece, davanın HMK 114/1-c.maddesi gereğince görevsizlik nedeniyle HMK 115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir.'' gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Verilen görevsizlik kararı gereği dosyanın gönderildiği mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;davaya konu deponun sahibinin davalı şirket olduğu, 20.04.2011 tarihli kira sözleşmesi ile ...'a kiraya verildiği, dosya arasındaki meteoroloji kayıtlarından olay günü mücbir sebep sayılacak derecede bir yağışın olmadığı görülmekle, yapı malikinin kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldıracak illiyet bağını kesen sebeplerin olayda gerçekleşmediği, kiraya veren konumundaki davalı yapı malikinin; tüm dosya kapsamı ve bilirkişi kurulu raporları, kira sözleşmesi hep birlikte değerlendirildiğinde gerçekleşen hasardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 9.287,00 TL'nin ödemenin yapıldığı 30.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 14.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda binada oluşan hasardan kiraya veren ve kiracının kusurunun bulunmadığının belirtildiğini, mahkemece rapor dikkate alınmadan yapım malikinin kusursuz sorumluluğunun gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verildiğini, kusursuz sorumluluğun 3 üncü kişilere verilen zarardan doğan sorumluluk gereği olduğunu, dava konusu olayla ilgisinin bulunmadığını, aksi halde yapı malikinin binasını bu tür zararlara karşı sigorta ettirmesinin anlamı olmayacağını belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe: 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; işyeri sigorta poliçesi kapsamında ödenen bedelin rücuen tazmini talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 vd. maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 69 uncu maddesi 3. Değerlendirme Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,12.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.