Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/10218 E. 2024/2548 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/10218
Karar No
2024/2548
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/12 E., 2020/396 K. DAVA TARİHİ : 07.09.2016 HÜKÜM/KARAR : Davalı İstinaf Başvurusunun Kabulü İle Yeni Hüküm Kurulmak Suretiyle Davanın Kısmen Kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Tarsus 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2016/335 E., 2018/328 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin sahibi olduğu...isimli iş yeri için taraflar arasında, 27.11.2014- 27.11.2015 tarihleri arasını kapsayan yangın sigorta poliçesi düzenlendiğini, 26.11.2015 tarihinde iş yerinde meydana gelen yangın nedeniyle iş yerinin tamamen yandığını, davalı sigortaya hasar başvurularının sonuçsuz kaldığını belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL yangın, 100,00 TL cam kırılması ve 100,00 TL işçilik teminatı olmak üzere toplam 100.200,00 TL riziko bedelinin 26.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş; 16.11.2017 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini toplam 151.471,25 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı sigortalının sigorta sözleşmesini yaparken doğru beyanda bulunma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, sigortalı yerin 27.11.2014-27.11.2015 tarihleri arasında 225m² üzerinden konut sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, buna göre de 225m² üzerinden prim alındığını, hasar ihbarı üzerine yapılan incelemede sigortalı taşınmazın iş yeri olarak kullanıldığı ve 540m² olduğunun tespit edildiğini, buna göre primin de yüksek olması gerektiğini, davacının müterafik kusurunun değerlendirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş yerinde 26.11.2015 tarihinde yangın meydana geldiği, yangın olayının meydana geldiği tarihin poliçe kapsamında olduğu, alınan bilirkişi raporunda yangının meydana gelmesinde davacının % 50 kusurlu olduğu, davacının talepte haklı olduğu tazminat miktarının %50 kusur oranı karşılığında KDV hariç 151.471,25 TL olarak hesaplandığı, bu zararın poliçe teminatı kapsamında bulunduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 151.471,25 TL'nin 23.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile davalı ... şirketinden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunun sigorta mevzuatını bilmeyen bilirkişiler tarafından düzenlendiğini, poliçenin davacının beyanı doğrultusunda konut için düzenlendiğini ve 225 m² üzerinden prim alındığını, bilirkişi heyetince gerçek zarar tespit edilip alınan prim ile alınması gereken prim arasında tazminatta indirim yapılması gerekirken bunun yapılmadığını, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, müvekkili sigorta şirketi nezdinde yapılan banka kredili konut sigorta poliçesinde demirbaş eşya hasar bedeli için teminat verilmemesine rağmen poliçe teminatına dahil olmayan demirbaş eşya hasar bedeli yönünden yapılan hesaplama doğrultusunda davacı yanın davasının kabulüne karar verildiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda, sigortalı yerin lokanta olarak kullanıldığı ve iş yeri niteliğinde bulunduğu hususu sabit olmakla birlikte, davalı ... tarafından dosyaya sunulan hasar dosyasından, dava konusu sigorta poliçesinin davacının, dava dışı Türkiye Halk Bankası A.Ş.'den kullanacağı kredinin teminatı için düzenlendiği, adı geçen banka tarafından davacıya kredi kullandırılmadan önce krediye konu iş yeri için ekspertiz raporu alındığı, 24.11.2014 tarihli ekspertiz raporunda açık bir şekilde taşınmazın tüm niteliğinin, yüz ölçümünün ve 2 kattan oluşan lokanta binası olduğunun belirlenip tespit edildiği, davaya konu sigorta poliçesinde de bankanın daini mürtehin sıfatı bulunduğu, tüm bu durumlar karşısında davaya konu sigorta poliçesinin, davalı ... tarafından taşınmazın tüm özellikleri bilinerek düzenlendiği anlaşıldığından, davalı vekilinin, davacı sigortalının beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve eksik prim alındığı yönündeki istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporu ve ek raporunda, yangın sonucu demirbaş hasar bedeli olarak 151.592,50 TL ve tazminat bedeli olarak 151.350,00 TL olmak üzere toplam 302.294,50 TL hasar olduğu kabul edilip, %50 kusur oranına göre 151.471,25 TL tazminat hesaplandığı, 27.11.2014 tarihli Banka Kredili Konut Sigorta Poliçesinin incelenmesinde, demirbaşların sigorta teminatı kapsamında olmadığı, bina yangını için 202.500,00 TL, yangın mali mesuliyeti için 20.250,00 TL sigorta teminatının bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince, davaya konu sigorta poliçesinde, sigortalanan yerdeki demirbaşların sigorta teminatı kapsamında olmadığı gözetilip bilirkişi raporundaki demirbaşlara ilişkin kısımlar dikkate alınmadan bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde demirbaşların da sigorta teminatında kaldığı kabul edilip buna göre düzenlenen rapora göre karar verilmesinin doğru olmadığı; bilirkişi rapor ve ek raporunun, demirbaşlardaki zarara ilişkin değerlendirmesi doğru değil ise de, bina hasarı ve yangın mali sorumluluğuna yönelik tespit, değerlendirme ve hesaplamaların açık, yeterli ve denetime elverişli olduğu, anılan bu raporlara göre sigortalı binada 131.100,00 TL ve yangın mali mesuliyeti kapsamında 20.250,00 TL olmak üzere toplam 151.350,00 TL hasar meydana geldiği, bilirkişilerce belirlenen ve davacı tarafça da istinafa gelinmeyerek kabul edilen kusur durumuna göre davacının yangının meydana gelmesinde %50 kusurlu olduğu kabul edilerek bu kusur oranı üzerinden yapılan hesaplama sonucunda davacının talep edebileceği tazminat miktarının 151.350,00 TL/2= 75.675,00 TL olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne ve 75.675,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 23.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının kullandığı bina için konut sigorta poliçesi tanzim edilmiş olduğu ve riziko gerçekleştiğinde de sigortalı yerin restoran olarak faaliyet gösterdiği değerlendirilerek konut sigorta poliçesi kesildiğinde alınmış olan prim 189,98 TL olup, restoran işletmesi olarak poliçe kesilmesi durumunda ise çıkacak olan prim bedelinin 994,62 TL olduğu, buradan hareketle proporsiyon uygulanarak davacının konut olarak sigortalattığı yer için bu prim bedellerine göre oranlama yapılarak davacının alması gereken tazminat bedelinin tespiti gerekirken böyle bir değerlendirme yapılmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirttikten sonra eksik sigorta uygulamasına ilişkin emsal içtihatları sunarak kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; banka kredili konut sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1435 ve 1439 uncu maddeleri, Yangın Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/10218, K. 2024/2548, T. 07.03.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2021-10218-e-2024-2548-k-c7787b224fbe