İlk Derece Mahkemesi · Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/400 E. 2023/438 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/400
- Karar No
- 2023/438
- Karar Tarihi
T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/400 Esas - 2023/438 T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/400 KARAR NO : 2023/438 HAKİM : KATİP : DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. DAVALI : ... VEKİLİ : Av. DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 29/03/2022 KARAR TARİHİ : 04/04/2023 KARARIN YAZ. TARİH : 02/05/2022 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Nitelikteki Banka Garanti Sözleşmesinden Kaynaklanan Davalar davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İddia ve savunmaların özeti; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın Samsun ... şubesi tarafından ... a kredi kullandırıldığını, kredi kullanıcının 01/03/2020 tarihinde vefat ettiğini, müteveffanın vefatının anlaşılması üzerine müvekkili banka tarafından sigorta şirketine başvuru yapıldığını, sigorta şirketi tarafından ...'ın ölümüne sebep olan hastalığın poliçenin başlangıç tarihi 17/11/2016 tarihinden önce kalp yetmezliğe bağlı pnömoni hastalığından kaynaklandığını, sigortalamadan önce bir hastalığın kişide var olduğunu ve şirketlerine bildirilmediği bu nedenle tazminatın ödenmesinin mümkün olmayacağının taraflarına bildirildiğini, kredinin ödenmemesi üzerine müteveffanın mirasçılarına Samsun 3.Noterliğinin 07/10/2020 tarih, 10869 yevmiye numaralı ihtarnamesinin çekildiğini, ihtarnameye rağmen borcun yine ödenmemesi üzerine kredi borçlusunun kanuni mirasçıları aleyhine Samsun İcra Müdürlüğünün 2021/25283 Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, mirasçılar tarafından takibe itiraz ettiğini takibin durduğunu beyanla müteveffanın ölümü nedeniyle ödenmeyen 14.275,00 TL borcun ödeme tarihinden itibaren işleyecek gecikme faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı sigorta şirketi cevap dilekçesinde özetle; muris ...'ın ... ... ... AŞ'den kullanmış olduğu dava konusu kredi sonrasında hayat sigortası kapsamına dahil edildiğini, söz konusu hayat sigortası ile bankadan kredi kullanan kişilerin isteğe bağlı olarak sigorta kapsamına alındığını ve bu kişilerin sigorta süresi içinde herhangi bir nedenle vefatları halinde sözleşmede belirlenen şartlar uyarınca hak sahiplerine ödendiğini, ...'ın vefat tarihi itibari ile şirketleri nezdinde 17/11/2016 başlangıç tarihli 19174440 poliçe nolu 11.250,00TL vefat teminat tutarlı hayat sigortası bulunduğunu, şirketlerinde yapılan inceleme neticesinde sigortalının sigorta başlangıç tarihi öncesinden gelen kalp hastalığının bulunduğunun tespit edildiğini, sigortalının hastalığını şirketlerine bildirmediğini ve beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, bu nedenle taraflarına yapılan başvurunun sigorta kapsamı dışında olduğundan reddedildiğini, murisin hastalığını sigorta şirketine bildirmeyerek beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını ve bildirmediği hastalığından vefat etmesi nedeniyle herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Toplanan Deliller: Arabuluculuk son tutanak aslı, ihtiyaç kredisi sözleşmesi, sigorta bilgi formu, Samsun İcra Müdürlüğünün 2021/25283 Esas sayılı dosyası, müteveffaya ait nüfus kayıt örneği, banka tarafından dosyaya sunulan kredi sözleşmesi ödeme dekontları, ödeme planı, ihtarname ve ihtarnamenin tebliğ şerhli sureti, ölüm belgesi, sigorta şirketinden sunulan başvuruya cevap dilekçesi, poliçe, Medicana hastanesinden gelen tedavi evrakları, Şehit prof Dr İlhan Varank Eğitim ve Araştırma hastanesinden gelen tedavi evrakları, Özel Emsey Hastanesinden gelen tedavi evrakları, Samsun Gazi Devlet Hastanesinden gelen tedavi evrakları, Beykoz Devlet Hastanesinden gelen Cd, Samsun Eğitim ve Araştırma hastanesinden gelen Cd, Adli Tıp Kurumundan aldırılan 30/01/2023 tarihli ATK raporu, tüm dosya kapsamı ve sair belgeler Dava, hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacı dava dilekçesi ile davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen sigortalısı davacı bankadan kredi kullanan ... olan 17/11/2016 başlangıç tarihli 19174440 poliçe nolu hayat sigorta poliçesinde belirtilen rizikonun gerçekleştiğini murisin ölümü nedeni ile kendilerine teminatın ödenmesini talep etmekte davalı ise murisin doğru bilgi verme yükümlülüğüne aykırı davrandığından bahisle davanın reddini talep etmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; muris tarafından hayat sigorta poliçesi tanzim edilirken murisin ölümüne sebebiyet veren rahatsızlığı bilebilecek durumda olup olmadığı, murisinin poliçe düzenleme tarihinden önce ronik obstrüktif akciğer hastalığı, pnömoni rahatsızlığının bulunup bulunmadığı, var ise bunların davalı sigorta şirketinden kasten gizlenip gizlenmediği ve davacının murisinin ölümü ile gizlenen iş bu hastalıklar arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı, muris hastalığını bilse dahi bu hususun sözleşme kurulurken beyan edilmemesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 1439. maddesi kapsamında beyan yükümlülüğüne aykırılık olarak kabul edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır., Müteveffa ...'ın tedavi gördüğü tüm hastanelerden hasta kayıtlarına dair ilgili evraklar istenmiş ve Ölümünden önceki hastalıkları ile ölüm sebebi arasında illiyet bulunup bulunmadığı hususunda mahkememiz dosyası İstanbul Adli Tıp kurumuna gönderilmiş alınan 30/01/2023 tarihli raporda özetle: Kişi ile ... ... A.Ş. arasında 17.11.2016 başlangıç tarihli hayat sigortası sözleşmesi yapıldığı, kişinin 1.3.2020 tarihinde öldüğü, dosya kapsamındaki tıbbi belgelerden söz konusu sözleşme tarihi öncesinde kişiye; “kronik obstrüktif akciğer hastalığı, esansiyel (primer) hipertansiyon, koroner arter anevrizması, koroner arter hastalığı, konjestif kalp yetmezliği, disritmi –ventriküler aritmi, anemi, aterosklerotik kalp hastalığı” tanılarının konulduğu, kişinin 23.2.2020 tarihinde Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi acil servisine dispne şikayeti ile getirildiği, kronik obstrüktif akciğer hastalığı ve pnömoni tanıları ile servise yatırıldığı, takibinde hızlı yanıtlı atrial fibrilasyonu olduğu, oksijen satürasyonu düştüğü, yoğun bakıma alındığı, yapılan tüm tedavilere rağmen iyileşme olmaksızın 2.3.2020 tarihinde öldüğü” kayıtlı olduğu dikkate alındığında; kişinin ölümünün; kronik obstrüktif akciğer hastalığı, pnömoni ve kalp hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu, ölümüne neden olan kronik obstrüktif akciğer hastalığı ve kalp hastalığının sözleşme tarihi öncesinde tanılarının konulmuş olduğu görüşü mütalaa edilmiştir. Sigorta sözleşmesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1401/(1). maddesinde: "Sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir. Sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir." şeklinde tanımlanmıştır. Sigorta ettiren; prim ödeme, doğru beyanda bulunma, ağırlaşan rizikoyu bildirme, rizikoyu bildirme, rizikodan sonra zararı azaltma ve kurtarma yükümlülüğü altındadır. Sigortacı ise; TTK'nin 1421/(1) maddesi gereğince; "Aksine sözleşme yoksa, sigortacının sorumluluğu primin veya ilk taksidinin ödenmesi ile başlar; kara ve denizde eşya taşıma işlerine ilişkin sigortalarda, sigortacı, sözleşmenin yapılmasıyla sorumlu olur." hükmü gereğince sigortacı poliçe verme ve riziko gerçekleştiğinde sigorta tazminatı ya da bedelini ödeme yükümlülüğü altındadır. Sigorta sözleşmeleri iyi niyet sözleşmeleri olup, taraflar sözleşme kurulması aşamasında birbirlerini aydınlatma yükümlülüğü altındadır. Riziko ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK’nin 1439. maddesinde: "Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440. maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez. Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder." düzenlemesi yer almaktadır. Öte yandan, "Aydınlatma Yükümlülüğü" başlıklı TTK 1423. Maddesinde “Sigortacı ve acentesi, sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce, gerekli inceleme süresi de tanınmak şartıyla kurulacak sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerini sigorta ettirene yazılı olarak bildirir. Ayrıca, poliçeden bağımsız olarak sözleşme süresince sigorta ilişkisi bakımından önemli sayılabilecek olayları ve gelişmeleri sigortalıya yazılı olarak açıklar. Aydınlatma açıklamasının verilmemesi hâlinde, sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasına ondört gün içinde itiraz etmemişse, sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur. Aydınlatma açıklamasının verildiğinin ispatı sigortacıya aittir. Hazine Müsteşarlığı, çeşitli ülkelerin ve özellikle Avrupa Birliğinin düzenlemelerini dikkate alarak, tüketiciyi aydınlatma açıklamasının şeklini ve içeriğini belirler." hükmünü haizdir. Yukarıda açıklanan madde hükmüne göre poliçenin sigortalıya tesliminden sonra sigortalı tarafından 14 gün içinde itiraz edilmemişse geçerli hale geleceği düzenlenmiştir. Sigorta sözleşmesi kurulurken sigortalıya yüklenen doğru bilgi verme (ihbar) yükümlülüğünü düzenleyen 6102 sayılı TTK 1435, 1439 ve 1440. maddeleri her ne kadar mal sigortalarına ilişkin bulunmakta ise de, Yargıtay'ın yerleşik kararları ile hayat sigortalarında da uygulanmaktadır. Hatta anılan bu düzenleme, Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi ile sözleşme hükmü halini almıştır. Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre sigorta şirketinin sorusu üzerine veya her hangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmesinin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Gerek TTK'nun 1435. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Yargılama sırasında alınan ATK bilirkişi raporunda, mevcut belgelere göre kişinin ölümünün kronik obstrüktif akciğer hastalığı, pnömoni ve kalp hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu, ölümüne neden olan kronik obstrüktif akciğer hastalığı ve kalp hastalığının sözleşme tarihi öncesinde tanılarının konulmuş olduğu kanaati yönünden rapor düzenlenmiştir. Hayat sigortaları vefat riskinin üstlenildiği sözleşmeler olup, riske yönelik değerlendirmeler akdin kurulup kurulmamasına da etki eden en önemli unsurdur. Bu bağlamda sorulara verilen cevapların doğruluğu akdin kuruluşuna esas teşkil etmektedir. Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında mahkemece; sigorta sözleşmelerinin karşılıklı iyiniyet ve güven esasına dayalı olarak kurulan sözleşmeler olduğu; güven ve iyiniyet ilkesi ile yasal düzenlemeler (TTK 1435) gereği, sigorta yaptıranın önemli tüm hususları poliçenin tanzimi sırasında sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğu; davacılar murisi sigortalının poliçe tanziminden önce 2011 yılında teşhisi konulmuş ve bu yıldan itibaren yoğun bir şekilde tedavisi devam eden rahatsızlığını sigortacıya bildirmeyerek beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı kanaatine varılmıştır. Hal böyle olunca; kredi borçlusunun TTK'nın 1435 ve Hayat Sigortaları Genel Şartları C.2-2 maddelerine aykırı olarak sözleşmeden önce var olan ve devamlı yoğun bir şekilde tedavi gördüğü akciğer ve kalp hastalığını poliçenin tanzimi esnasında sigorta şirketine bildirmeyerek tam ve doğru beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı, bu durumun sigorta poliçesine ve teminatına aykırılık oluşturduğu, muris tarafından beyan edilmeyen rahatsızlığın sigortacının akdi yapmaması veya daha ağır koşullarda yapmasını gerektirecek hallerden olduğu, sözü edilen hastalık ile ölüm arasında uygun illiyet bağı bulunduğu anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. (Yargıtay 17 HD nin 2016/10271 esas 2019/8657 karar 2016/16554 esas 2019/8671 karar 2016/3452 esas 2019/5680 karar, 2016/17561 esas 2019/7472 karar sayılı ilamları) 7155 sayılı yasanın 23. maddesi ile değişik 6125 sayılı kanunun 18/A-13 maddesi gereği davadan önce davacının arabuluculuk başvurusu yaptığı, davalıların görüşmelere katıldığı, anlaşma sağlanamadığı görülmekle, tespit edilen arabuluculuk ücretinin davanın reddolması sebebi ile davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, aşagıdaki gibi hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 179,90 TL harçtan peşin alınan 243,79 TL harcın mahsubu ile bakiye 63,89 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine 3-Davacı tarafça yapılan 1.828,00 TL ATK fatura ücreti, 512,00 TL posta masrafı gideri olmak üzere toplam 2.340,00 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesince hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine. 5- Zorunlu arabulucuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin, dava reddedildiğinden davacı üzerinde bırakılmasına 6-Kararın talep halinde Yazı İşleri Müdürü tarafından taraflara tebliğine. 7-Kullanılmayan gider avansın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine. Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 04/04/2023 Katip ¸ Hakim ¸