Yargıtay · 4. Ceza Dairesi

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2026/4954 E. 2026/12051 K. – Hakaret

Konu: Hakaret

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Ceza Dairesi
Esas No
2026/4954
Karar No
2026/12051
Karar Tarihi
Konu
Hakaret

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2025/906 D. İş SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması

Sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 09.01.2025 tarihli ve 2025/1155 soruşturma, 2025/1099 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Samsun 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 03.02.2025 tarihli ve 2025/906 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.03.2026 gün ve 2026/38336 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 09.01.2025 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararda şikayete konu eylemin, sesli yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret olarak ifade edilmiş ise de, şikayet dilekçesi ekinde sunulan yazışma içerikleri dikkate alındığında, eylemin müştekinin ifa ettiği kamu görevi ile ilgili olduğu gözetilerek yapılan incelemede, Dosya kapsamına göre, ... Aile Sağlığı Merkezinde görevli hekimlerden oluşan Whatssapp isimli uygulama üzerinden oluşturulan grup üzerinden yapılan yazışmalarda, şüpheli tarafından müştekiye hitaben ''Bu ASM ye geldiğin güne lanet olsun senin, Bafra bi pislikten kurtuldu demişlerdi senin için az bile demişler'' şeklinde ifadelerle hakarette bulunduğunun iddia edildiği olayda, yapılan soruşturma neticesinde Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca şikayete konu ifadelerin kaba söz kapsamında kaldığı ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, Şüpheli tarafından sarf edilen söz konusu ifadelerin müştekinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil ve olgu isnat edilmiş olması karşısında, şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine yönelik yeterli şüphenin oluştuğu, suça ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin mahkemesince incelenmesi gerektiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. " Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 160/1. maddesinde; "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.", ikinci fıkrasında ise; "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.'', 170/2. maddesinde "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.", 172/1. maddesinde; "Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir." hükümleri düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinde; “(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır. Yukarıda yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun “soruşturma” başlıklı 2. kitabında, Cumhuriyet savcısının suç soruşturmasına ilişkin süreci nasıl yürüteceği ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi durumunda, itirazı incelemekle görevli mahkemenin görevleri açık bir şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu çerçevede, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen hakimlik, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.

5271 sayılı Kanun'un 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikayeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hakimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Anılan maddeye göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnad edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkumiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdani kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir. İncelenen dosyada; Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı'nca verilen kovuşturma yapılmasına yer olmadığı kararına karşı yapılan itirazın, Samsun 3. Sulh Ceza Hakimliği tarafından reddedildiği anlaşılmakla; hakimliğin kararı usul ve yasaya uygun olduğundan kanun yararına bozma talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle; Kanun yararına bozma istemine ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamede yer alan düşünceler yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, Dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.06.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2026/4954, K. 2026/12051, T. 24.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-ceza-dairesi-2026-4954-e-2026-12051-k-4127b481bc9e