Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2024/10544 E. 2026/12289 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/10544
- Karar No
- 2026/12289
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1023 E., 2024/662 K. SUÇLAR : Hakaret, görevi yaptırmamak için direnme HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi, İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde sanık hakkında; Görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükmün kesin nitelikte olduğu, Hakaret suçundan verilen hükmün ise temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik olarak Bölge Adliye Mahkemesince, görevi yaptırmamak için direnme suçundan istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine, hakaret suçundan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II.TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz istemi özetle; gerekçesiz hüküm kurulduğuna, suçlamaları kabul etmediğine, tarafsız görgü tanığının bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca beraatine karar verilmesine bu ve resen tespit edilecek sebeplerle hükümlerin bozulmasına ilişkindir. III. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;
1. Sanığın aşamalarda suçlamayı kabul etmemesi, tanık ... .'nin mahkemede polis tarafından alınmak istenen iki şahıstan birinin sakin olduğunu, arkadaşını sakinleştirmeye çalıştığını, sakin olan kişinin ayağı alçılı ya da topallayan kişi (sanık) olduğunu, polis memurlarına karşı bir tepkisinin olmadığını ve hakaret duymadığını beyan etmesi, soruşturmada ise her iki şahsın bağırıp çağırdığını belirterek inceleme dışı sanık ... hakaret sözlerinden bahsettiği, sanığın hakaret içerikli eylemine yönelik beyanda bulunmaması tanık ... mahkemede ayakta olan şahsın (huzurda olmayan) bakacaksınız lan diye bağırdığını, başka küfür duymadığını, polislerin müdahale ettiğini belirtmesi soruşturma anlatımında da sanığın sinkaflı sözlerine yönelik anlatımda bulunmaması, tanıklar ..., ... ve ... aşama beyanlarında sanığın doktor olan mağdur ...'a yönelik sinkaflı sözlerinden bahsetmemeleri, tanık ... polislere yönelik eylemlere ilişkin tekerlekli sandalyede olan sanığın polislere "pek bir şey" yapmadığını ifade etmesi, tanık ... sanığın hakaret içerikli sözler söyleyip söylemediğini hatırlamaması soruşturma beyanında da sinkaflı ifadelere ilişkin bir anlatımının olmaması, CD görüntülerinde inceleme dışı sanık ... eylemlerinin yer alması ve tüm dosya kapsamı karşısında, cezalandırmaya yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin bir delil bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi, 2. Kabule göre; Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu'nun 2013/13-293 Esas, 2013/297 Karar sayılı ve 11.06.2013 tarihli kararında da kabul edildiği üzere TCK'nun 43. maddesinin ikinci fıkrası; "Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır" hükmünü içermekte olup, zincirleme suçtan farklı bir müessese olan ve aynı neviden fikri içtima olarak kabul edilen bu durumda, fiil yani hareket tektir ve bu fiille aynı suç birden fazla kişiye karşı işlenmektedir. Burada, hareket tek olduğu için, fail hakkında bir cezaya hükmolunacağı, ancak bu cezanın Kanun'un 43/1. maddesine göre artırılacağı öngörülmüştür. Ancak burada kastedilen, fiil ya da hareketin, doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliğidir. Hakaret suçunun farklı mağdurlara karşı tek fiille gerçekleştirildiğinden söz edilebilmesi için hakaretin mutlaka ortak söz veya davranışlarla gerçekleştirilmiş olması şart değildir. Her bir mağdura veya mağdurlardan bazılarına özel olarak hitap edilerek hakaret içeren sözler söylenmiş veya davranışlarda bulunmuş olsa bile objektif bir gözlemcinin bakış açısıyla bakıldığında failin hareketlerinin tek bir iradi karara dayalı olduğu, aralarında yer ve zaman bakımından bağlantı bulunduğu, bu nedenle bir bütünlük oluşturduğu sonucuna ulaşılması durumunda, fiilin hukuken tek olduğu kabul edilmelidir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda, sanığın doktor olan mağdur ...'a hakaret içerikli sözler söyledikten sonra olaya müdahale eden polis memurlarına hakaret ettiğinin anlaşılması karşısında, aynı olayın devamı kapsamında aynı yer ve zaman dilimi içerisinde gerçekleştirilen hakaret suçunun, hukuken tek bir fiille gerçekleştirildiği, sanık hakkında, TCK’nın125/3(a). maddesi uyarınca tek ceza verilip, bu cezanın aynı Kanun'un 43. maddesi uyarınca arttırılması gerektiğinin gözetilmemesi, Hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR A. Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçu Yönünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince verilen kararın 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğu ve temyiz incelemesine tabi bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın temyiz isteminin, aynı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca, tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle REDDİNE, B. Hakaret Suçu Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Erzincan 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.06.2026 tarihinde karar verildi.