Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/18620 E. 2023/26292 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/18620
- Karar No
- 2023/26292
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/73 E., 2016/216 K. SUÇLAR : Hakaret, kasten yaralama HÜKÜMLER : Mahkumiyet, ceza verilmesine yer olmadığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar ve katılan sanık hakkında kurulan hükümlerin, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece, 1. Sanıklar ... ve ... hakkında ayrı ayrı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen hakaret suçundan 129 uncu maddesinin üçüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığı kararı, 2. Sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan sanık ve sanık ... 19.0.2016 tarihli temyiz dilekçelerinde belirttikleri sebeplerle kararların bozulması talebinde bulunmuşlardır. III. OLAY VE OLGULAR Taraflar arasında olay günü başlayan tartışmada; sanıklar ... ve ...'nın birbirlerine hakaret ettikleri, sanık ...'nun suç tarihinde eşi olan katılan ...'ya yönelik kasten yaralama suçunu işlediği iddialarıyla açılan kamu davalarında; Yerel Mahkemece sanıklar ... ve ...'nın eylemlerinin karşılıklı olduğu gerekçesiyle haklarında ceza verilmesine yer olmadığı ve sanık ...'nun yaralama eylemi sanık savunması, katılan ve tanık anlatımları, adli rapor ile tüm dosya kapsamına göre sabit görülerek mahkumiyet kararı verilmiştir. IV.GEREKÇE A. Sanıklar ... ve ... Hakkında Hakaret Suçundan Ceza Verilmesine Yer Olmadığına Dair Kararlar Yönünden, 1. Katılan sanığın temyiz sebeplerinin incelenmesinde, sanık savunmaları, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, ceza verilmesine yer olmadığı kararlarına hükmedilmesinde Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. 2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. B. Sanık ... Hakkında Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden Hakaret eylemlerinin aleni yerde işlenmeleri nedeniyle Tebliğnamede'ki bozma düşüncesine iştirak olunmamıştır. Sanığa yükletilen kasten yaralama eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu anlaşıldığından, Cezanın kanuni bağlamda uygulandığına anlaşıldığından, Sanığın temyiz istemi ve sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR A. Sanıklar ... ve ... Hakkında Hakaret Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden, Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında katılan sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle HÜKÜMLERİN, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Sanık ... Hakkında Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle HÜKMÜN, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.12.2023 tarihinde karar verildi. Muhalif Üye KARŞI OY I)OLAY: Sanıklar ... ve ... hakkında karşılıklı hakaret suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlara ilişkin, Dairemizce Tebliğname’ye aykırı olarak HÜKMÜN ONANMASINA karar verilmiştir. Sanık ... hakkında da yaralama suçundan yerel mahkeme tarafından verilen mahkumiyet kararı, hakaret eylemlerinin aleni yerde işlenmesi nedeniyle Dairemizce tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN ONANMASINA karar verilmiştir. Yargıtay Yüksek 4. Ceza Dairesinin Sanık ... hakkındaki ONAMA kararına aşağıda belirtilen nedenlerden dolayı katılmıyorum. II)DELİLLER: A-HUKUKSAL DEĞERLENDİRME: Basit Yargılama Usulü 5271 sayılı CMK'nın 251 ve 252. maddelerinde düzenlenmiştir. Madde 251; (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.) (Başlığı ile Birlikte Yeniden Düzenleme: 17/10/2019-7188/24 md.) (1) Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir. (2) Basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde mahkemece iddianame; sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını on beş gün içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir. Tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususu da belirtilir. Ayrıca, toplanması gereken belgeler, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edilir. (3) Beyan ve savunma için verilen süre dolduktan sonra mahkemece duruşma yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesi dikkate alınmak suretiyle, 223 üncü maddede belirtilen kararlardan birine hükmedilebilir. Mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir. (4) Mahkemece, koşulları bulunması hâlinde; kısa süreli hapis cezası seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya hapis cezası ertelenebilir ya da uygulanmasına sanık tarafından yazılı olarak karşı çıkılmaması kaydıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. (5) Hükümde itiraz usulü ile itirazın sonuçları belirtilir. (6) Mahkemece gerekli görülmesi hâlinde bu madde uyarınca hüküm verilinceye kadar her aşamada duruşma açmak suretiyle genel hükümler uyarınca yargılamaya devam edilebilir. (7) Basit yargılama usulü, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik hâlleri ile soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olan suçlar hakkında uygulanmaz. (8) Basit yargılama usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz. Madde 252; (Mülga 2/7/2012-6352/105 md.) (Başlığı ile Birlikte Yeniden Düzenleme:17/10/2019-7188/25 md.) (1) 251 inci madde uyarınca verilen hükümlere karşı itiraz edilebilir. Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir. (2) İtiraz üzerine hükmü veren mahkemece duruşma açılır ve genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Taraflar gelmese bile duruşma yapılır ve yokluklarında 223 üncü madde uyarınca hüküm verilebilir. Taraflara gönderilecek davetiyede bu husus yazılır. Duruşmadan önce itirazdan vazgeçilmesi hâlinde duruşma yapılmaz ve itiraz edilmemiş sayılır. (3) Mahkeme, ikinci fıkra uyarınca hüküm verirken, 251 inci madde kapsamında basit yargılama usulüne göre verdiği hükümle bağlı değildir. Ancak, itirazın sanık dışındaki kişiler tarafından yapıldığı hâllerde 251 inci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca yapılan indirim korunur. (4) İtiraz üzerine verilen hükmün sanık lehine olması hâlinde, bu hususların itiraz etmemiş olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da itiraz etmiş gibi verilen kararlardan yararlanır. (5) İkinci fıkra uyarınca verilen hükümlere karşı genel hükümlere göre kanun yoluna başvurulabilir. (6) Birinci fıkradaki itirazın, süresinde yapılmadığı veya kanun yoluna başvuru hakkı bulunmayan tarafından yapıldığı mahkemesince değerlendirildiğinde dosya, "268 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderilir. Mercii bu sebepler yönünden incelemesini yapar ve kararını gereği için mahkemesine gönderir.” CMK'nın 251/1 maddesinde "(1) Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklinde hangi suçlarda Basit Yargılama Usulünün uygulanacağı açıkça belirtilmiştir. CMK'nın 251/7,8, maddesinde de "(7) Basit yargılama usulü, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik hâlleri ile soruşturma veya kovuşturma yapılması izne ya da talebe bağlı olan suçlar hakkında uygulanmaz.(8) Basit yargılama usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde uygulanmaz." şeklinde hangi suçlarda Basit Yargılama Usulü uygulanmayacağı açıkça belirtilmiştir. Suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerinde Basit Yargılama Usulunun uygulanıp uygulanmadığına ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. Burada açıklığa kavuşturulması gereken husus 5271 sayılı TCK'nın 251 ve 252. maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulunde suçun temel cezasının mı, yoksa suçun ağırlaştırıcı nitelikli halleriinin de dikkate alınıp alınmayacağıdır. B-İncelenen Dosyada; Sanıklar ... ve ... hakkında karşılıklı hakaret suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlara dair, Dairemizce tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN ONANMASINA Sanık ... hakkında da yaralama suçundan yerel mahkeme tarafından verilen mahkumiyet kararı, hakaret eylemlerinin aleni yerde işlenmesi nedeniyle Dairemizce tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN ONANMASINA karar verildiği, Sanık hakkında Yargıtay 4. Ceza Dairesi tarafından verilen 25/12/2023 tarihli 2021/18620 esas sayılı karar ile diğer sanıklar ... ve ... hakkında 125/1 maddesindeki suçtan verilen ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin kararda hakaret suçunun ağırlaştırıcı nitelikli hali olan 125/4 maddesindeki aleniyet hükmü uygulanmasa dahi olayda yer alması nedeniyle basit yargılama usulu ile bozma yerine kararın Onanmasına karar verildiği, D-Dosya kapsamı tüm açıklamaları ile birlikte değerlendirildiğinde; *Kanun koyucu tarafından Basit Yargılama Usulunün suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikte hallerinde uygulanmaması istenmiş olsaydı bu konuda TCK'nın 66/3. maddesinde belirtildiği şekilde açıkça düzenleme yapılması gerekirdi. Kanun koyucunun bu konuyu düzenlememesi aşağıda tarih ve sayıları açıklanan her iki Ceza Genel Kurul Kararında belirtildiği şekilde bilinçli bir tercihtir. Anayasamızın 38. maddesinde " Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez" şeklinde de ifade edilen evrensel nitelikteki "kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi 5237 sayılı TCK'nın 2. maddesinde "(1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz.Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz. (2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz. (3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz" olarak belirtilmiştir. Zamanaşımı ile ilgili olarak TCK'nın 66/3. maddesinde "Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur" şeklinde belirtilerek açıkça düzenleme yapılmıştır. *Basit Yargılama Usulu Sanığın lehine bir düzenlemedir. 5271 sayılı CMK'nın 251/3. maddesinde "mahkumiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir" şeklinde düzenlenmiştir. Basit Yargılama Usulunun uygulanmaması sanığın aleyhine sonuç doğuracaktır. Basit Yargılama Usulunü düzenleyen 5271 sayılı CMK'nın 251 ve 252. maddelerinde 5237 sayılı TCK'nın 66/3. maddesinde yapılan düzenlemeye benzer bir düzenlemenin olmaması nedeniyle sanığın aleyhine yorum yapılarak kıyas yoluyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikteki hallerinden basit yargılama usulunün uygulanmaması Anayasamızın 38. maddesinde belirtilen evrensel nitelikteki "kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesine 5237 sayılı TCK'nın 2. maddesinde belirtilen "(1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz.Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz. (2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz. (3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz" ilkelerine apaçık aykırılık teşkil edecektir. Ayrıca basit yargılama usulunun uygulanmaması Anayasamızın 36/1. maddesinde düzenlenen "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Sözleşmesinin 6/1. maddesinde "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" denilerek teminat altına alınan sanığın adil yargılanma hakkını da ihlal edecektir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu da bu konuda aşağıda tarih ve sayıları belirlenen kararlarında açıklandığı üzere; Müdafii belirlemede suçun ağırlaştırıcı nitelikteki hallerinin belirlenmesinde 5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesinde TCK'nın 66/3 maddesine benzer bir düzenlemenin olmaması nedeniyle temel cezanın esas alınması gerektiğini kabul etmiştir. İlgili Ceza Genel Kurulu Kararları; Ceza Genel Kurulu; 06.12.2016 tarihli 2016/17-939 esas 2016/645 karar sayılı kararında; "5271 sayılı CMK’nın 150/3. maddesinde alt sınır beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada şüpheli veya sanığa müdafi görevlendirilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlandığından, şüpheli veya sanığa zorunlu müdafi görevlendirilmesinde temel cezanın gözetilmesi gerekli olup, hapis cezasının belirli bir oranda artırılmasını öngören nitelikli haller dikkate alınmayacaktır. Kanun koyucunun iradesinin, alt sınırı beş yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda, cezada belirli bir oranda artırım öngören nitelikli halerin de bu madde kapsamında dikkate alınması gerektiği yönünde olması halinde, bu hususu açıkça düzenleyeceği kuşkusuzdur." Nitekim, kanun koyucu TCK’nın 66/3. maddesinde, dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerin göz önüne alınması gerektiğini açıkça hüküm altına almıştır. Bununla birlikte, 5237 sayılı TCK’nda suçun nitelikli hali için, beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bağımsız bir yaptırımın öngörüldüğü veya hapis cezasının beş yıldan fazla olacak şekilde “...az olamaz” ibaresiyle temel cezanın yeniden belirlendiği durumlarda şüpheli veya sanığa CMK’nın 150/3. maddesi uyarınca zorunlu müdafii görevlendirilmesi gerektiği hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Öte yandan bu kabul 5271 sayılı CMK’nın 149/1. maddesindeki “Şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamısnda bir veya birden fazla müdafiinin yardımından yararlanabilir; kanuni temsilcisi varsa, o da şüpheliye veya sanığa müdafi seçebilir.” ve aynı kanunun 150/1. maddesindeki “Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafii görevlendirilir.” şeklindeki düzenlemeler göz önünde bulundurulduğunda, şüpheli veya sanığın savunma hakkının kısıtlanması sonucunu da doğurmayacaktır. Bu itibarla, savunmasını bizzat yapacağını beyan eden ve kendisine müdafi atanması talebinde bulunmayan sanığın, gece vakti işlediği iddia olunan, herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte, kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık suçu için 5237 sayılı TCK’nın 6545 sayılı Kanun’un 62. maddesyle değişik 142/2-h maddesinde temel cezanın alt sınırının beş yıl hapis olarak öngörülmesi ve cezanın belirli bir oranda artırılmasına ilişkin TCK’nın 143. maddesinde düzenlenen nitelikli hali, 5271 sayılı CMK’nın 150/3. maddesi uyarınca zorunlu müdafi görevlendirilmesinde esas alınması gereken hapis cezasının hesaplanmasında dikkate alınamayacağı cihetle, yerel mahkemece sanığa zorunlu müdafii görevlendirmeksizin yargılamaya devam edilip hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı kabul edilmelidir." şeklinde belirtildiği, Ceza Genel Kurulu; 03.12.2020 tarihli 2018/16-27 esas ve 2020/498 karar sayılı kararında; "Silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla hakkında kamu davası aıçılan sanık M.G.’nin cezalandırılması talep edilen TCK’nın 314/2. maddesinde temel hapis cezasının beş yıl olarak belirlenmesi; 3713 sayılı Kanun’un 5. maddesinin ise temel hapis cezasının artırılmasına dair düzenleme içermesi; CMK’nın 150/3. maddesinde de alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada şüpheli veya sanığa müdafi görevlendirilmesinin zorunlu olduğunun hükme bağlanması; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun şüpheli veya sanığa zorunlu müdafi görevlendirilmesinde temel cezanın gözetilmesi gerektiğine dair 06/12/2016 tarihli ve 939-465 sayılı kararında da açıklandığı üzere, dava zamanaşımının düzenlendiği TCK’nın 66/3. maddesinde suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerinin göz önüne alınması gerektiğini açıkça belirten kanun koyucunun, alt sınırı beş yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda zorunlu müdafiliği düzenlerken, cezada belirli bir oranda artırım öngören nitelikli hallerin de madde kapsamında dikkate alınması gerektiğine dair bilinçli bir tercihte bulunmasına rağmen bu madde kapsamında herhangi bir düzenleme yapmamış olması ve ayrıca zorunlu müdafilik gerektiren haller ile talep halinde baro tarafından ihtiyarı müdafi görevlendirilmesinin zorunlu olduğuna ilişkin CMK’nın 150/1. maddesindeki düzenleme de dikkate alındığında; müdafi talebinde bulunmayıp savunmasını bizzat yapacağını beyan eden sanığa atılı silahlı terör örgötüne üye olma suçu için öngörülen ceza miktarına göre CMK’nın 150/3. maddesi uyarınca müdafi atanmasının zorunlu olmadığı kabul edilmelidir." şeklinde belirtildiği Somut olay incelendiğinde de; Sanığın kasten yaralama suçunu diğer sanıkların ise hakaret suçunu işledikleri belirlenerek iddianamenin tanzim edildiği, Yerel Mahkeme tarafından Sanıklar ... ve ... hakkında karşılıklı hakaret suçundan ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, Sanık ... hakkında da Yaralama suçundan mahkumiyet kararı verildiği, Yargıtay 4. Ceza Dairesi tarafından 25/12/2023 tarihli oy çokluğu ile verilen karar ile de hakaret suçunun nitelikli hali olan TCK'nın 125/1-4 maddesi uygulanmasa dahi olayda hakaret suçunun aleniyet unsurunun gerçekleşmesi nedeni ile basit yargılama usulunün uygulanmadığı, oysa basit yargılama usulunün uygulanmasında ilgili Ceza Genel Kurulu kararları ve yukarıda belirtilen bütün açıklamalar gözetildiğinde hakaret suçundan dolayı basit yargılama usulunün uygulanmasında temel cezanın esas alınması gerektiği bu haliyle de hakaret suçununun nitelikli hali olan aleniyet unsurunun olayda gerçekleşmesi basit yargılama usulunun uygulanmasına engel teşkil etmeyecektir. Yargıtay 4.Ceza Dairesinin 17.05.2023 tarihli 2021/9918 esas ve 2023/18496 sayılı kararında belirtildiği şekilde yerleşik uygulamalarında da 125/4 maddesi uygulansa dahi hakaret suçundan düşme kararı verilmesi halinde Basit yargılama kapsamındaki diğer suç ile igili Basit Yargılama bozması yapılmaktadır, olayımızda olduğu gibi diğer sanıklar ile ilgili ceza verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi halinde de aynı şekilde basit yargılama usulü uygulanmalıdır. SONUÇ: Yukarıdaki açıklamalar ışığında Anayasamızın 38, 36, 5237 sayılı TCK'nın 2. maddesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi 5271 sayılı CMK'nın 251 ve 252. maddeleri ile yukarıda paylaşılan Ceza Genel Kurulu kararları ve açıklamalar ışığında basit yargılama usulunün uygulanmasında kanunda belirtilen temel cezanın esas alınması gerektiği suçun nitelikli hallerinin dikkate alınamayacağı, Sanık ... hakkında verilen yerel mahkeme kararının basit yargılama usulu yapılması gerektiği gerekçesiyle BOZULMASINA, karar verilmesi gerekirken ONANMASINA, karşıyım. 25/12/2023