Yargıtay · 4. Ceza Dairesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2012/23321 E. 2013/19842 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2012/23321
- Karar No
- 2013/19842
- Karar Tarihi
Şantaj suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda beraatine dair, İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 13/05/2009 tarih ve 2007/295 esas, 2009/217 karar sayılı hükmün müşteki ... vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 16/05/2012 tarih ve 2012/6511 esas, 2012/11751 sayılı kararıyla; “Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede : 04.11.2008 tarihli oturumda şikayetçi olduğunu bildiren müştekiye, davaya katılmak isteyip istemediği sorulmayarak, CMK'nın 238/2. maddesine uyulmaması, Yasaya aykırı ve müşteki ... vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak HÜKMÜN başkaca yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,” karar verilmiştir. I-İTİRAZ NEDENLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09/07/2012 tarih ve 2010/47387 sayılı yazısı ile; “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 36.maddesi ile “ Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılama hakkına sahiptir..” ve yine aynı yasanın 141/4.maddesi ile de “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” hükümleri haizdir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 6/1.maddesi ile “Herkes, gerek hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir…” şeklindeki ifadelerle makul süre içerisinde adil yargılanma hakkını güvence altına almıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi makul sürede adil bir yargılanmayı mahkemelere ödev, talep edenlere de bir hak olarak öngörmüştür. Ceza Muhakemesi Kanununun 234. maddesi mağdur ile şikayetçinin haklarını sayarken, kamu davasına katılma ve davaya katılma şartıyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yoluna başvurma haklarını belirtmiş, bu hakların mağdur ve şikayetçiye anlatılarak tutanağa geçirilmesi gerektiğini de işaret etmiştir. Yine Ceza Muhakemesi Kanununun 237.maddesi, kamu davasına katılmayı “Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikayetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler. Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır.” hükmü ile aynı yasanın 238.maddesi ise katılma usulünü “ Katılma, kamu davasının açılmasından sonra mahkemeye dilekçe verilmesi veya katılma istemini içeren sözlü başvurunun tutanağa geçirilmesi suretiyle olur….” Şeklinde hüküm altına almıştır.
./..
-2-
Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasına katılma ve katılma usullerini belirleyen hükümleri katılma isteğini zorunlu bir şekle bağlamamıştır. Duruşmada tutanak altına alınan beyanda, sanık hakkında davacıyım, şikayetçiyim, cezalandırılmasını istiyorum, tanık dinlenilmesini ya da keşif yapılmasını istiyorum, şeklindeki ifadeler de davayı takip etme iradesini ortaya koyduğu için katılma isteği niteliğindedir. (Kubilay Taşdemir ..., Ceza Muhakemesi Kanununu Şerhi Ankara 2007) CMK’nın 260. maddesi kanun yoluna başvurma hakkına sahip kimseleri Cumhuriyet Savcısı, şüpheli, sanık ve katılan sıfatı almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatı alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar olarak saymıştır. Ayrıca konuyla ilgili olarak Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulu da (19/06/2012 tarih, 2012/638-238 E.K) benzer durumda şikayetçinin katılan olarak kabulüne karar verilmesi gerektiği yönünde karar vermiş bulunmaktadır. Somut olayda; Müşteki soruşturma ve kovuşturma sırasında değişmeyen beyanlarında sanıktan şikayetçi olduğunu belirtmiş, 04/11/2008 tarihli duruşmada da açıkça şikayette bulunmuş Aynı tarihli duruşmada da Avukatının davaya katıldığını beyan etmiştir. Gerekçeli karar başlığında müşteki hakkında katılan sıfatın kullanılması ve itiraz incelemesinin bu sıfatla yapılması, nazara alındığında, yakınan vekilinin mahkemenin verdiği karara karşı bozma taleplerini içeren temyiz dilekçesinin usulüne uygun olarak karara bağlanmayan katılma isteği hususunda da Yüksek Yargıtay tarafından bir karar verilmesi talebini de içerdiği anlaşılmalıdır. Yukarıda açıklanan gerekçelerle Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 16/05/2012 tarih ve 2012/6511 E. 2012/11751 K. Sayılı ilamı. “BOZMA” kararının kaldırılması, katılma talebi hususunda karar vermek ve esasa ilişkin temyiz incelemesi yapılması, Daire aksi kanaatte ise dosyanın Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi hususunda karar verilmesi, İtirazen arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü: II- KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE, Dairemizce verilen 16/05/2012 tarih ve 2012/6511 esas, 2012/11751 karar sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, İncelenen dosya içeriğine göre, müşteki ...’nın 04/11/2008 tarihli oturumda sanık hakkında şikayetçi olup cezalandırılmasını istediği, ancak mahkemece CMK’nın 238/2. maddesine aykırı olarak katılma hakkının hatırlatılmadığı, yapılan yargılama sonucu sanığın beraatine karar verildiği ve bu kararı müşteki vekilinin temyiz ettiği anlaşıldığından, Ceza Genel Kurulu’nun 19.06.2012 tarih ve 2012/2–638- 2012/238 sayılı kararı da gözetilerek, 5271 sayılı CMK’nın 237 vd. maddeleri uyarınca katılma iradesini ortaya koyan müşteki ...’nın davaya katılmasına karar verilerek; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
./..
-3-
Eyleme ve yüklenen suça yönelik katılan ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden, tebliğnameye aykırı olarak temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA, 20.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
...