Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/875 E. 2026/2563 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/875
Karar No
2026/2563
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/6 E., 2025/363 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanunun 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352/1 maddesinin (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre, hüküm altına alınan ve davalı vekili tarafından temyize konu edilen miktar 77.842,41 TL olup, karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibariyle reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı ile müvekkilinin kardeş olduklarını, babadan kalan 1 01... parsel ile 1 15... parsel sayılı taşınmazlardaki hissesinin müstakil tapu olarak kendisine verileceği vaadi ile davalının 25.04.2002 tarihli vekaletnameyi aldığını ve bu vekaletnameye istinaden müvekkiline ait bu 2 taşınmazı 3.kişiye devrettiğini, devirden kısa bir süre sonra da kendi üzerine devraldığını, 1 01... parselde kayıtlı taşınmaza ilişkin açılan dava sonucunda taşınmazın tapu kaydının müvekkili adına tesciline karar verildiğini, davalının 1 15... parselde kayıtlı taşınmazı ise 3. kişiye devrettiğini ileri sürerek; belirsiz alacak davası olarak 150.989,87 TL'nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiş, 28.06.2022 tarihli dilekçesi ile talebini 552.734,80 TL'ye çıkartmıştır II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin vekaletnameye uygun davrandığını, müvekkilinin sadece davacının bilgisi olan ve anlaşıp devrini istediği taşınmazlar hakkında tasarrufta bulunduğunu, söz konusu taşınmazların tarafların murisinden kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında görülüp sonuçlanan davanın görüldüğü Çarşamba 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/205 E., 2018/303 K. sayılı dosyasında; davacı tarafından vekalet görevinin kötüye kullanılması nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası açıldığı, 1 01... parsel sayılı taşınmaza ilişkin davanın kabul edildiği, davalı ...'in vekalet görevini kötüye kullandığının anlaşıldığı, aynı zamanda davaya konu taşınmaz ile ilgili de bedele hükmedildiği ancak dava tarihinden önce taşınmazın devredildiği görülmekle davanın bu yönden reddine karar verildiği, davacının davalı ...'e müstakil tapu çıkarması için vekaletname verdiği, davalı ...'in vekaletnameyi aldıktan 5 gün sonra taşınmazı ...'ya devrettiği, ...'ın da 4 ay sonra ...'e tekrar devrettiği, davalı ... ile ...'ın uzaktan akraba olup, ...'ın ...'in dayısının damadı olduğu, taşınmazın daha sonra 3. bir kişiye devredildiği, davalı ...'in davaya konu taşınmazı sattığı, satış bedelini ödemediği, gerçek değeri ile devir bedeli arasında misli fark olduğu, davalının vekaleti kötüye kullandığının açık olduğu, 13.01.2022 havale tarihli bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, 552.734,80 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 17.04.2023 tarihli kararıyla; davada ispat yükünün vekil olan davalıda olduğu, davalının, satışa konu bedeli davacıya ödediğini ispat etmekle yükümlü bulunduğu, davalının davacıdan aldığı vekaletname ile işbu dava konusu taşınmazda bulunan davacıya ait hissesini dava dışı kişiye devretmesine rağmen herhangi bir bedel almamış olması sebebiyle davacının zarara uğramasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmişi; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. BOZMA ve BOZMADAN SONRAKİ SÜREÇ 1. Dairemizin tarihli ilamıyla; davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, "...hükme esas alınan raporda davaya konu taşınmazdaki davacı hissesinin dava tarihindeki değeri tespit edilmiş, Mahkemece de bu bedel gözetilerek sonuca gidilmiş ise de; davaya konu 1 15... parselde kayıtlı taşınmazda yer alan davacı hissesinin davalı vekil tarafından dava dışı 3. kişiye satıldığı tarih olan 08.12.2009 satış tarihindeki gerçek bedeline hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, İlk Derece Mahkemesinin kararının bu sebeple bozulması gerekmiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı olan kararıyla; davanın kısmen kabulüne, dava konusu 1 15... parsel sayılı taşınmazın devri yapılan 4655/31920 hissesinin 3. kişiye devir tarihi itibariyle değeri olan 77.842,41 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; bozma ilamına uyulmasına rağmen gereklerinin yerine getirilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, hesaplanan bedelin taşınmazın emsallerinden çok daha düşük olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekilin hesap verme yükümlülüğünden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince; uyulan bozma ilamı gereğince yeniden bilirkişi raporu alınarak hüküm tesis edildiği anlaşılmakla, davacı tarafın temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibariyle REDDİNE, 2. Davacı vekili tarafından temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/875, K. 2026/2563, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-875-e-2026-2563-k-f6da6a256f81