Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/294 E. 2026/3609 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/294
Karar No
2026/3609
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1679 E., 2025/2136 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/218 E., 2025/253 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili asıl davada; davalı Kurum tarafından davacı şirketin işlettiği Özel ..... Hastanesine 2013 yılı faturalarından toplam 1.680.858,92 TL borç tahakkuk ettirildiğini, cezanın iptali için Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2016/573 E. sayılı davayı açtıklarını, Mahkemece 1.680.858,92 TL borçtan 1.478.114,74 TL'sinin yerinde olmadığına, bu tutarın hastaneye iadesine, geri kalan tutar yönünden ise davanın reddine karar verildiğini, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesine yapılan istinaf başvurusunun reddedildiğini, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 22.03.2022 tarihli ilamı ile onandığı, şirket lehine kararın kesinleştiğini, davalı Kurum tarafından çıkartılan 1.680.858,92 TL borcun 838.897,08 TL faiz uygulanarak toplam 2.519.756 TL olarak 31.08.2016 tarihinde hastanenin hakedişinden kesildiğini, Mahkeme kararından sonra Kurum tarafından sadece 14.02.2020 tarihinde 1.478.114,74 TL'nin ödendiğini, bu tutara denk gelen faizin ödemesinin yapılmadığını, Hastaneye ödenen 1.478.114,74 TL'ye yapılan hesaplamaya göre denk gelen 739.000,00 TL faizin de hastaneye ödenmesi gerektiğini, kesinleşmiş Mahkeme kararına göre bu faiz tutarının alacak haline dönüştüğünü ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, 10.000,00 TL'nin kesintinin yapıldığı 31.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek (Devlet İç Borçlanma Senetleri çerçevesinde belirlenen faiz oranı üzerine hesaplama yapılmak suretiyle) faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacı şirkete verilmesine karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle talebini 1.119.291,42 TL'ye yükseltmiştir. 2.Davacı vekili birleşen davada; davacı şirketten haksız bir şekilde kesilen 1.478.114,74 TL'nin, kesintinin yapıldığı 31.08.2016 tarih ile ödemenin yapıldığı 14.02.2020 tarihine kadar işletilecek faizi açısından fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak kaydıyla, 10.000,00 TL'nin belirtmiş oldukları tarihler arasında 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'da belirlenen faiz oranı üzerine hesaplama yapılmak suretiyle işleyecek faiziyle birlikte davalı Kurumdan alınarak davacı şirkete verilmesine karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle talebini 459.957,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; yetkili mahkemenin Şanlıurfa Mahkemeleri olduğunu, faiz alacağının zamanaşımına uğradığını, davacı şirket tarafından kesinleşmiş mahkeme kararına göre sadece 14.02.2020 tarihinde 1.478.114,74 TL'nin ödendiğinin iddia edildiğini, dilekçe ekinde sunulan kesin ödeme fişleri ile avans artığı mahsup fişleri karşılaştırıldığında miktarların birbirini tuttuğunu, 2013 yılı Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Ağustos ve Eylül dönemlerine ilişkin avans artıklarına faiz uygulanmadığının sadece ana para olarak tahsil edildiğinin görüleceğini, davaya konu faiz alacağı bulunmadığını, her ne kadar hastanenin alacağından 2.519.756,92 TL kesinti yapıldığı tespit edilmiş ise de, 838.897,08 TL'nin hastaneye ödeme yapılmak üzere bakiye alacak olarak emanet hesaba düştüğünü (bakiye alacak olarak emanet hesaba aktarıldığı), sonrasında Kuruma olan diğer borçlarına mahsup edildiğini, Mahkemece aksi kanaat oluşması durumunda dahi, Mahkeme dosyasında yapılan kesintinin faizi ile iadesinin istenmediğini, 14.02.2020 tarihinde ödeme yapıldığını, faizin asıl alacağın ferisi niteliğinde olduğunu, asıl alacak ödendikten sonra ayrıca dava yoluyla talep edilemeyeceğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl alacakla ilgili kesinleşen Mahkeme kararı ve dosyadaki delil belgeleri ve bilirkişi heyet rapor ve içerikleriyle asıl davanın ispat edildiği, birleşen davada yersiz olarak kesildiği kesinleşen Mahkeme kararına göre kabul edilen 1.478.114,74'lik tutarın kesintinin yapıldığı 31.08.2016 tarihi ile bu bedelin davacı sağlık hizmet sunucusuna ödemesinin yapıldığı 14.02.2020 tarihleri arasındaki 1.262 günlük yasal faiz tutarının 459.957,00 TL'ye tekabül ettiği, bu miktar yönünden birleşen davanın açıldığı ve açılan davanın faiz talebi ile ilgili olduğu, haksız kesintiden kaynaklı faiz alacağının oluştuğu ve miktarının da bilirkişi heyetince doğru hesaplandığı, faize faiz işletilmesinin mümkün olamayacağından ispat edilen birleşen davanın da kabulüne 459.957,00 TL faiz alacağının faiz işletilmeksizin davalıdan tahsili ile birlikte davacıya verilmesi gerektiği gerekçesiyle; asıl davanın kabulüne, 1.119.291,42 TL davacı alacağının 10.000,00 TL'sinin kesinti, bakiyesinin de ıslah tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen davanın kabulüne, dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi nazara alınarak 459.957,00 TL faiz alacağının faize faiz işletilememesi nedeni ile faizsiz olarak davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı Kurumun 29.03.2023 tarihli yazısında; "tarafımızca yapmış olduğumuz başvuru ile ilgili olarak Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/5731 E. sayılı dosyadaki alacağın 1.682,731,55 TL'nin kabul edilen 1.478.114,74 TL ile bu miktar yönünden 31.08.2016 tarihinde kesilen 838.987,08 TL faizin oransal olarak hesaplaması sonucu ortaya çıkan miktarın geri ödenip ödenmediği veya ödenmiş ise buna dair bilgi belge talebinde bulunulmuştur. Ancak söz konusu mahkeme kararı ile ilgili merkezimizce yapılan herhangi bir ödeme ve kesinti yapılmadığından döküm veya belge bulunmamaktadır." denildiği, davacı şirketten kesilen 739.000,00 TL faizin davalının savunmasında belirttiği üzere, emanet hesabına alınıp davacının borcuna mahsup edildiğinin (ödeme iddiasının) ispatlanamadığı, davacı şirketten yapılan haksız faiz kesintisinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğinin kabulü gerektiği, somut olayda davacının dava dilekçesinde 739.000,00 TL'nin faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ettiği, 25.04.2025 tarihli ıslah dilekçesi ile 739.000,00 TL asıl alacak ile dava dilekçesinde talep edilmeyen 380.291,42 TL faiz olmak üzere toplamda 1.119.291,42 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği, dava dilekçesinde yer almayan bir talebin ıslah dilekçesiyle istenilmesinin mümkün olmadığı, davacının dava dilekçesindeki talebinin dışına çıkılmak suretiyle, dava konusu alacak için hesaplanan faizin de tahsiline karar verilmesinde isabet bulunmadığı gerekçesiyle; davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden asıl davanın kabulüne, 739.000,00 TL alacağını kesinti tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen davanın kabulüne, dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi nazara alınarak 459.957,00 TL faiz alacağının faize faiz işletilememesi nedeni ile faizsiz olarak davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; Bölge Adliye Mahkemesince itirazlarını değerlendirmediğini, Kurum tarafından gerçekleştirilen işlemlerin taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerine göre gerçekleştirildiğini, bilirkişi kurulunun davacı tarafın hukuki dayanaktan yoksun bakış açısı ile kesilen faizi "asıl alacak" olarak değerlendirildiği ve faize faiz işletmek suretiyle bir kısım hesaplamaların yapıldığını, bu değerlendirme ve hesaplamaların kabulünün mümkün olmadığını, hüküm altına alınan 739.000,00 TL'nin faiz alacağı olup, faizin fer'isi niteliğinde olduğu, asıl alacak ödendikten sonra ayrıca dava yoluyla talep edilemeyeceğini, dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarının hükme esas alınamayacağını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı sağlık kuruluşundan hakedişlerinden kesilen faiz tutarının davacıya iade edilip edilmediği ve davalı Kurumun kesinleşen Mahkeme kararıyla kesinti uyguladığı anaparaya ilişkin faiz istemine ilişkindir. Temyiz olunan kararın dayandığı bilgi ve belgelere, davacıdan kesilen 739.000,00 TL tutarındaki faiz kesintisinin ödendiğinin veya davacının başka borçlarına usulüne uygun şekilde mahsup edildiğinin davalı Kurumca ispat edilememesinin göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/294, K. 2026/3609, T. 08.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-294-e-2026-3609-k-8695ff26b524