Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/279 E. 2026/4111 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/279
Karar No
2026/4111
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1284 E., 2025/1667 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/262 E., 2025/79 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 28.04.2015 tarihli Hukuki Danışmanlık ve Ücret Sözleşmesi imzalandığını, davalı tarafından 13.04.2016 tarihli ihtar ile, sözleşmenin süresinin sona erdiği, mevcut sözleşmenin süresinin uzatılamayacağı, yeni hizmet sözleşmesinin düzenlenmeyeceği, bu nedenle müvekkili uhdesinde bulunan davalıya ait tüm dava dosyalarının eksiksiz bir şekilde tutanak karşılığı teslim edilmesi talep edildiğini, sözleşme gereği davacıya aylık 3.000,00 TL+KDV ödenmesinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin 7. maddesinde açıkça tahsilat yapılan icra takiplerinde ve kazanılan davalarda dava tutarının %5+KDV si vekalet ücreti olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin 27.04.2016 tarihli cevabı ihtarında davacı tarafından feshi bildiren ihtarın aynı zamanda haksız azli olduğundan sözleşme gereği dava ve takip dosyalarından dolayı ödenmesi gereken akdi ve yasal vekalet ücreti toplamı olmak üzere şimdilik 850.000,00+KDVsinin ödenmesinin talep edildiğini, davalı tarafından verilen cevabı ihtarda davacıya bir borcun olmadığının bildirildiğini, yönetimin değişmesi nedeniyle azledildiğini ileri sürerek; müvekkili tarafından takip edilen dava ve takip dosyalarından dolayı sözleşme nedeniyle ödenmesi gereken şimdilik 1.000,00 TL akdi vekalet ücret ile 49.000,00 TL yasal vekalet ücreti olmak üzere toplam 50.000,00 TL'nin davalının ihtar ya da temerrüde düşürüldüğü tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; sözleşmenin 01.05.2015-01.05.2016 tarihleri arasını kapsadığını ve bitiş tarihinde sona ereceğinin belirtildiğini, hizmet alımının tarafların karşılıklı anlaşmasından sonra yeni sözleşme ile devam edeceğinin kararlaştırıldığını, sözleşme süresinin bir senelik olduğunu ve sürenin dolduğunu, müvekkilin sözleşmeyi yenilemediğinden vekalet ilişkisinin bu sebeple sona erdiğini, haksız azlin olmadığını, ihtilafın sözleşme hükümlerine göre yorumlanmasının gerektiğini, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, sözleşmenin 7. maddesinin sözleşme kapsamı dışındaki iş ve işlerin davacı avukat tarafından takip edilmesi haline ilişkin olduğunu, sözleşme dışında davacı avukata iş takip ettirilmediğinden bu maddenin uygulama olanağının bulunmadığını, sözleşmenin yenilenmemesinin sebebinin davacının Avukatlık Kanunu ve Borçlar Kanununa aykırı davranması olduğunu, sözleşmenin 7. maddesini davacı kendi lehine yorumladığını ve kesinti yaptığını, davacı avukatın bazı duruşmalara katılmadığını, başka avukatların duruşmalara girdiğini, bilirkişi raporuna itiraz etmediğini, icra takip dosyalarını takip etmeyerek takipten düşmesine neden olduğunu, işin yürütülmesinde dikkat ve özeni göstermediğini, sözleşmenin sona erdiğine ilişkin ihtar üzerine müvekkil kooperatife ait dosyaların teslim edilmediğini, taraflar arasındaki mevcut ihtilafa Avukatlık Kanununun 164. maddesinin uygulanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 28.04.2015 tarihli Hukuki Danışmanlık ve Ücret Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 01.05.20 15... .05.2016 tarihleri arasını kapsayacak şekilde süreli olup ücretin aylık 3.000,00 TL + KDV olduğu, ayrıca icra takiplerinde avukat tahsilat yapabilirse bu miktarın % 5 + KDV si vekalet ücreti olarak ödeneceği, yine kazanılan davalarda dava tutarının % 5 + KDV si vekalet ücreti olarak avukata ödeneceğinin taraflar arasında akdedildiği, davalı iş sahibince davacı avukata 24.04.2015 tarihinde vekaletname düzenlendiği, aynı noterliğin 13.04.2016 tarihli ihtarnamesi ile sözleşme süresinin uzatılmayacağının bildirildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 01.05.20 15... .05.2016 arası geçerli olduğu ve 01.05.2016 tarihinde son bulduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, kesinleşen işler için 630,13 TL akdi, 4.701,54 TL karşı yan vekalet ücreti hesaplandığı, ayrıca avukatın emek ve mesaisi nazara alınarak mahkemece artırılıp eksiltilmek üzere vekalet süresinde kesinleşmeyen işler için 320.641,22TL akdi vekalet ücreti, 241.215,35 TL kanuni vekalet ücreti hesaplanmış ise de davacı vekilince ıslah hakkı kullanılmadığı dava dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak 1.000,00TL akdi, 49.000,00 TL kanuni vekalet ücreti üzerinden davanın kabulü ile 1.000,00 TL akdi vekalet ücreti, 49.000,00 TL kanuni vekalet ücreti olmak üzere 50.000,00 TL vekalet ücretinin 05.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; hükme esas alınan bilirkişi ek raporu ile dosyadaki diğer raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, 03.12.2024 tarihli itirazlar kapsamında ek rapor alınmadığını, avukatın haksız nedenle azli nedeniyle vekalet ilişkisinin sona erdiğini, hesaplamada müddeabihe esas değer tespitinin de hatalı yapıldığını, bir kısım dosyaların hiç incelenmediğini, aylık ücret dışında davacının akdi %5 + KDV ve karşı vekalet ücretine hak kazandığını, iki dosyada ıslah olup bilirkişi heyeti tarafından harcı ödenmiş değer üzerinden hesaplama yapılması gereği halde hesaplama yapılmadığını ve itiraza uğrayan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili; taraflar arasında sözleşme bulunması halinde Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesi uygulanamayacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu durum hiçe sayılarak hesaplama yapıldığını,çelişkili bilirkişi raporlarının bulunduğu halde çelişkinin gideren bilirkişi raporu alınmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 7. maddesinin sözleşme kapsamı dışındaki iş ve işlerin davacı Avukat tarafından takip edilmesi haline ilişkin olduğunu, davalı tarafından, davacıya sözleşme kapsamı dışında iş takip ettirilmediğinden sözleşmenin bu maddesine dayanarak davacıya %5 + KDV karşılığı ücret ödenmesi sözleşme gereğince mümkün olmadığını, azlin, haksız azil olarak değerlendirilemeyeceğini, taraflar arasındaki sözleşmenin süresi dolduğundan ve müvekkil tarafınca yeni dönemde yenilenmeyeceğinden tüm bildirim yükümlülüklerine uygun olarak tebliğ edilen ihtarname ile müvekkil - vekil ilişkisi sonlandırıldığını savunarak, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hukuki danışmanlık ve ücret sözleşmesinden kaynaklanan vekalet ücreti alacağı istemine ilişkindir. Davalı tarafından davacıya verilen vekaletnamelerin süreli vekalet olduğu ve süre dolunca vekalet ilişkisinin sona ereceği taraflarca bilinmektedir. Avukat olarak verilen vekaletin süresi dolunca vekalet ilişkisinin yenilenmeme ihtimali olduğunu bilen davacı da süreli vekaletname alarak davalının vekilliğini üstlenip, onun adına dava takip etmiştir. Somut olayda hukuki ilişkinin sona erme sebebinin ve ücret alacağının kaynağının sözleşmenin yenilenmemesi olduğu açıktır. Davacının, vekaletnamenin süresinin sona erdiği tarih itibariyle, sarf ettiği emek ve mesaisi karşılığında ücret istemeye hakkı vardır. Avukat olarak verilen vekâletin süresi dolunca vekalet ilişkisinin yenilenmeme ihtimalini bilen davacının, süreli vekâletname alarak vekilliği üstlendiği kabul edilmelidir. Bu durumda vekâletnamenin yenilenmemesi haksız bir davranış teşkil etmez. Ancak bu durum, davacı avukatın hizmetinin karşılıksız kalacağı anlamına da gelmez. Avukatın, vekâletnamenin yürürlükte olduğu dönemde sarf ettiği emek ve mesaisi, takip ettiği duruşma sayısı, sunduğu dilekçeler ve davanın seyri nazara alınarak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde uygun bir ücretin takdir edilmesi gerekmektedir. (Bkz. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 09.07.2007 T. 2007/9330 E., 2007/11833 K. sayılı ve 23.03.2017 T. 2016/5116 E., 2017/3678 K. sayılı kararı) Nitekim hükme esas alınan bilirkişi raporunda da davacı Avukatın sarfettiği emek ve mesaisi her bir dosya için nazara alınarak bu meblağın arttırılması ve eksiltilmesinin Mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, davacı belirsiz alacak davası açmış olup takip edilen dava ve icra takiplerinden dolayı sözleşme nedeniyle ödenmesi gereken şimdilik 1.000,00 TL akdi vekalet ücreti ile 49.000,00 TL yasal vekalet ücreti olmak üzere toplam 50.000,00 TL talep ettiği görülmüştür. İlk Derece Mahkemesince davacının talebi ile bağlı kalınarak karar verilmiş ise de, davalı kooperatiften talep edebileceği akdi ve yasal vekalet ücretini tespit etmeksizin karar verilmiştir. Diğer taraftan, taraflar arasında yapılan davaya konu sözleşmenin 7. maddesinde belirtilen ayrımın hukuki değerlendirilmesi yapılmadan hesaplama yapıldığı görülmüştür. Bu durumda, İlk Derece Mahkemesince, öncelikle taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 7. maddesindeki ayrım da nazara alınarak davacının vekilliğini üstlendiği dava ve icra takiplerinde davacının hak edeceği akdi ve yasal vekalet ücretinin belirlenip davacının sarf ettiği emek ve mesaisi nazara alınarak hakkaniyete göre bir belirleme yapılmak suretiyle ayrıntılı, açıklayıcı, gerekçeli, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli şekilde uzman bilirkişilerce hazırlanacak rapor alınması ve hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/279, K. 2026/4111, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-279-e-2026-4111-k-3bdc31f36dfb