Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/2739 E. 2026/2722 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/2739
Karar No
2026/2722
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/93 E., 2024/305 K.

Mahkeme kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın bozulmasına dair verilen kararın davacı vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; tarafların ... . Noterliğinin 22.07.1992 tarihli ve ... yevmiye numaralı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, köy arkası mevkiinde vaki ve kain 5 nolu parselde kayıtlı gayrimenkulün özel parselasyona göre 18 nolu parselin davalının payına düşen hissesinin satışı konusunda anlaştıklarını, taşınmazın fiilen müvekkiline teslim edildiğini, müvekkilinin satış vaadi sözleşmesine güvenerek üzerine betonarme bina yaptığını, sözleşmenin imzalanmasına müteakip taşınmazın devri konusunda hukuki engel çıktığını, bu hukuki engelin kalkmasından sonra davalı ile tapuya gidildiğinde dava konusu taşınmaza ilişkin tüm hisselerin devredildiğini öğrendiğini ileri sürerek; taşınmaz bedeli olarak ödenen paranın günümüze uyarlanarak tahsili ile sözleşmenin ifasına güvenilerek yapılan harcama bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 26.02.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile bilirkişi raporunda davaya konu hissenin değerinin 65.000,00 TL, bina değerinin ise 126.420,00 TL olarak tespit edildiğini belirterek, talebini 191.420,00 TL'ye çıkartmıştır. II. CEVAP Davalı asil; davacıya 22.07.1992 tarihinde satışı vaat edilen taşınmazın o zaman tapusunun verilmesinin mümkün olmadığını, bilahare dava dışı ...'ye vekaletname verdiğini, vekili ...'a defalarca söylemesine rağmen davacıya taşınmazı satmadığını, bilahare ...'ın bu arsayı 3. kişiye sattığını öğrendiğini, kendisinin satıştan haberinin olmadığını, satışı tapuya gittiği zaman öğrendiğini savunarak, davanın reddini istemiş, bozma sonrası 25.11.2020 tarihli ıslaha karşı beyan dilekçesi ile; cevap dilekçesini ıslah ettiğini, alacağının muaccel hale geldiği anın ifanın imkansız hale geldiği tarih olduğunu, taşınmazın üçüncü şahsa devredildiği 08.08.2000 tarihinden itibaren 10 yıl geçtiğinden davanın zamanaşımına uğradığını belirterek, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.01.2016 tarihli kararıyla; davanın kabulüne, 191.420,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 09.10.2019 tarihli ilamıyla; davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmediği belirtilerek, Mahkemece, davalıya davacının ıslah dilekçesi tebliğ edilmeden karar verildiği, ıslah dilekçesi geçerli şekilde davalıya tebliğ edilmeden yargılama yapılarak hüküm verilmesinin davalının savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracağını, ıslah dilekçesinin usulüne uygun şekilde davalıya tebliği ile savunma hakkı tanındıktan sonra bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, karar davalı yararına bozulmuştur. 2. Bozmaya uyan Mahkemece verilen 14.03.2018 tarihli kararıyla; davalının Yargıtay bozma ilamından sonra sunduğu dilekçe ile zamanaşımı definde bulunduğu, davalıdaki zenginleşmenin 22.07.1992 tarihinde gerçekleştiği, davacının istem hakkının 22.07.2002 tarihinde dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; kararın süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 28.11.2022 tarihli ilamıyla; bozma nedenine göre, davalı tarafın temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmediği belirtilerek, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 146. maddesine göre 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı, zamanaşımının borcun muaccel olduğu ya da ifanın imkansız hale geldiği tarihte başlayacağı, bundan ayrı olarak, zilyetlik devam ettiği sürece zamanaşımı süresinin işlemeyeceği, satışa konu taşınmazın zilyetliğinin alıcıya devredilmiş olması durumunda zamanaşımının işlemeyeceği, somut olayda, her iki tarafın da kabulünde olduğu üzere dava konusu taşınmazın zilyetliğinin satış vaadi sözleşmesi ile birlikte davacıya devredildiği, Mahkemece, davacının dava konusu taşınmaza zilyetlik durumu araştırılarak, ıslah dilekçesi ile cevap dilekçesinin ıslah edilebileceği de gözetilerek alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı tespit edilip, sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerektiği gerekçesiyle, karar davacı yararına bozulmuştur. 3. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; sözleşmenin, yapıldığı tarih itibarıyla hukuken geçerli olduğu ve edimin ifasının mümkün olduğu, davalının haricen sattığı yerin ikinci kez vekili vasıtası ile üçüncü kişiye satıldığı, söz konusu ifa imkansızlığının borçlunun kusuruna dayalı olduğunun kabulünün gerektiği, bu nedenle bedelin iadesi ve uğranılan zararın giderilmesi gerektiği, ödenecek tazminatın iadenin talep edildiği andaki zenginleşme miktarı oranında olması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 191.420,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. IV. TEMYİZ Mahkemenin 19.03.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili temyiz edilmesi üzerine, Dairece; somut olayda, her iki tarafın da kabulünde olduğu üzere dava konusu taşınmazın zilyetliği satış vaadi sözleşmesi ile birlikte davacıya devredildiği, mahkemece bozma kararına uyularak, akdin ifasının imkansız hale geldiği tarih yani taşınmazın dava dışı üçüncü kişiye satıldığı tarih olan 08.08.2020 tarihi itibarıyla davacının dava konusu taşınmaz üzerinde zilyetliğinin devam edip etmediği, devam ediyorsa sonlandırılıp sonlandırılmadığı ve ne zaman sonlandırıldığı yönünde araştırma yapıldığı görülmüşse de bu araştırma neticesinde zilyetliğin devam edip etmediği, devam etmiyorsa ne zaman sonlandırıldığı konusunda bir değerlendirme yapılmadan bu hususta kanaat bildirilmeden karar verildiğinin görüldüğü, bu haliyle bozma ilamının gereklerinin tam olarak yerine getirilmediğinin anlaşıldığı, O halde Mahkemece, davacının dava konusu taşınmaza zilyetlik durumu araştırılarak, dava ve ıslah tarihi itibariyle alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı tespit edilip, sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, bozma gereği yerine getirilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. V. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Sebepleri Davacı vekili; bozma ilamına uygun araştırmanın yapıldığını, satış vaadi sözleşmesi ile zilyetliğin davacıya devredildiğini, davacının bu güvenle taşınmazın üzerine yapı inşa ettiğini, zilyetliğin sona erdiğine ilişkin kesin ve açık bir tespit bulunmadığını, önceki bozma ilamına uygun karar verildiğini ileri sürerek; kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağının kalmaması nedeniyle güncel zararın tazmini istemine ilişkindir. Karar düzeltme yoluyla incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile bozma kararında belirtilen açıklanan ilkeler ve gerekçelere göre, davacı vekilinin karar düzeltme taleplerinin reddine karar verilmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin karar düzeltme taleplerinin REDDİNE, Aşağıda yazılı para cezasının karar düzeltme isteyenden alınmasına, 04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/2739, K. 2026/2722, T. 04.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-2739-e-2026-2722-k-9fb4c6a36f2d