Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/895 E. 2025/5152 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/895
Karar No
2025/5152
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1835 E., 2024/2075 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Van 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/880 E., 2018/284 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl davada davacılar vekili; müvekkili ...’in 09.04.2015 tarihinde bir binanın çatısını boyadığı esnada çatıya yaklaşık 2 metre mesafede bulunan elektrik telinden elektriğe kapılarak ağır bir şekilde yaralandığını, sağ ayağından 3, sol ayağından 2 parmağının kesildiğini, diz kapaklarından aşağısında yanıklar bulunduğunu, sağ elinin aşırı yanık sonucunda neredeyse işlevsiz hale geldiğini, yanıklarının 3 derece olduğunu, kemik dokusunda hasar ve sıvı kaybı bulunduğunu, söz konusu elektrik hattının mesafesi itibariyle Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliğine (Yönetmelik) uygun olmadığını, davalının tehlikeli işletme işletenin sorumluluğu kapsamında müvekkillerinin uğradığı zarardan kusursuz sorumlu olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkillerinden ...’in geçici ve sürekli işgöremezliği nedeniyle 1.000,00 TL, uzuv kayıpları için alınacak protez nedeniyle 1.000,00 TL maddi tazminat ile 200.000,00 TL manevi tazminatın, eşi ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın, çocuklarının her biri için ayrı ayrı 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 13.03.2018 tarihli dilekçesiyle işgöremezliğe ilişkin maddi tazminat talebini 253.679,00 TL’ye yükseltmiştir. 2.Birleşen davada davacılar vekili; asıl dava ileri sürdüğü vakıalar yanında, asıl davada alınan kusur raporuyla davalı Belediyeye de kusur verilmiş olduğunu ileri sürerek, asıl davada talep edilen tazminat tutarlarının davalıdan müteselsilen ve müştereken tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, elektrik hattının çatıya Yönetmelik hükümlerine uygun mesafede olduğunu, bakımlarının müvekkili tarafından yapıldığını davacının kendi kusuru ile yaralandığını, protez ihtiyacı olmadığını, talep edilen manevi tazminat tutarlarının fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir 2.Birleşen davada davalı vekili; davacı ...’in müvekkilinin çöp toplama ve çevre temizliği için hizmet alım sözleşmesi yaptığı dava dışı ... Gıda Ltd. Şti’nin işçisi olduğunu, kazanın bu işin görülmesi sırasında değil, ek gelir sağlamak amacıyla kişisel olarak yüklendiği edimini ifa ederken meydana geldiğini, bu nedenle müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 10.04.2018 tarihli kararıyla; 10.08.2016 tarihli bilirkişi heyeti raporu hükme esas alınarak, davacılardan ...’in 09.04.2015 tarihinde otel olarak işletilen binanın çatısını boyarken elektrik akımına kapılarak ağır şekilde yaralandığı, binanın yakınından geçen enerji nakil hattının ilgili Yönetmelikte belirtilen asgari düşey mesafe şartına aykırı olarak tesis edildiği, hatların gerekli bakım ve kontrollerinin de zamanında yapılmadığı, bu nedenlerle davalı ... ...’ın olayın meydana gelmesinde %40, elektrik hattının altına inşa edilen bahse konu binaya ruhsat veren belediyenin %40, gerekli iş güvenliği tedbirlerini almayan otel işletmecisinin %10, davacı ...’in de tedbirsiz ve dikkatsiz davranması nedeniyle % 10 oranında kusurlu olduğu; davacı ...’in maddi zararının 285.389,00 TL olarak hesaplandığı, protez ihtiyacı olmadığı, davacı ...’in eşi ve çocukları olan diğer davacıların manevi tazminat isteminde bulunabilecekleri, ancak olay tarihinde sekiz (8) aylık olan davacılardan ..’in yaşı itibariyle manevi acı duyamayacağı, dolayısıyla manevi zararının da bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın davacı ... yönünden reddine, diğer davacılar yönünden kısmen kabulü ile davacılardan ... için 253.679,00 TL maddi 10.000,00 TL manevi tazminatın olay (09.04.2015) tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, protez zararına ilişkin talebinin reddine, ... için 2.000,00 TL, diğer davacıların her biri için 1.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın davacı ... yönünden reddine, diğer davacılar yönünden kısmen kabulü ile davacı ... için 253.679,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, protez zararına ilişkin talebinin reddine, davacı ... için 2.000,00 TL, diğer davacıların her biri için 1.000,00 TL manevi tazminatın olay (09.04.2015) tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, asıl ve birleşen davadaki davalıların müteselsil borçlu olmaları sebebiyle tahsilde tekerrür olmak kaydıyla hükmün icrasına karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 20.04.2021 tarihli kararıyla; davaya konu olayın meydana gelmesinde davalıların kusurlu oldukları, müteselsil sorumluluklarının bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince alınan kusur raporunun ve tazminat miktarının hesaplanmasına yönelik hesap raporunun hukuka uygun, denetime açık ve gerekçeli olduğu, ancak takdir edilen manevi tazminatın düşük olduğu gerekçesiyle; davalılar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine, davacı vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına asıl davanın kısmen kabulüyle davacılardan ... için 253.679,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, protez zararına ilişkin talebinin reddine, davacı ... için 10.000,00 TL, diğer davacıların her biri için 5.000,00 TL manevi tazminatın olay (09.04.2015) tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 253.679,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, protez zararına ilişkin talebinin reddine, davacı ... için 10.000,00 TL, diğer davacıların her biri için 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, asıl ve birleşen davadaki davalıların müteselsil borçlu olmaları sebebiyle tahsilde tekerrür olmak kaydıyla hükmün icrasına karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Dairenin 12.04.2022 tarihli ilamıyla; davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunması ve her biri hakkında hükmedilen ve reddedilen manevi tazminat tutarlarının ayrı ayrı Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kalması gerekçesiyle taraf vekillerinin bu yöne ilişkin temyiz taleplerinin miktar itibariyle reddine; davacı ...’in maluliyet durumunun tespitine yönelik .. .. Üniversitesi Tıp Fakültesi ilgili anabilim dallarında görev yapan öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi heyetinden alınan raporda; maluliyet oranı, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği yerine Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre belirlendiği, davalılar tarafından işbu rapora gerekçeleri de gösterilmek suretiyle itiraz edildiği, ayrıca tazminat miktarının hesaplanmasına yönelik alınan raporun da konunun uzmanı olmayan bilirkişi tarafından hazırlandığının anlaşıldığı, buna göre Mahkemece geçici iş göremezlik süresi ve maluliyet oranının tespitine yönelik, Adli Tıp Kurumundan davalıların rapora karşı itirazlarını da karşılayacak şekilde, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alındıktan sonra, tazminat miktarının hesaplanmasına dair konunun uzmanı hesap bilirkişisinden de rapor alınmak suretiyle, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporları benimsenerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığı gerekçesiyle, temyiz olunan kararın davalılar yararına bozulmasına; tarafların sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 1.Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 28.02.2024 tarihli Adli Tıp raporuyla olay tarihinde yürürlükte olan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ile bu yönetmelikte yer almayan Ek-2, Ek-3 bölümleri için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacı ...'in geçici iş göremezlik süresi sonundan itibaren E cetveline (yaşına) göre %44 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, aynı yönetmelik çerçevesinde başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı tespitinin yapıldığı, bundan sonra alınan 10.10.2024 tarihli hesap bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosuna ve kusur durumuna göre davacının 1.081,35 TL bakıcı ücreti, 1.081,35 TL geçici iş göremezlik zararı ve 335.370,90 TL sürekli iş göremezlik zararı olduğunun hesaplandığı, raporun bilimsel verilere, denetime uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğundan davalı şirketin itirazlarının reddedildiği gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulü ile davacılardan ... için 253.679,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın; ... için 10.000,00 TL, diğer davacıların her biri için 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, protez tazminatının reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile davacılardan ... için 253.679,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın, ... için 10.000,00 TL, diğer davacıların her biri için 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, protez tazminatının reddine, asıl ve birleşen davadaki davalıların müteselsil borçlu olmaları sebebiyle tahsilde tekerrür olmak kaydıyla hükmün icrasına karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili; müvekkilleri davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarlarının az olduğunu, protez giderine ilişkin tazminat talebinin kabul edilmesi gerektiğini, lehine verilen vekalet ücretinin az olduğunu, davayı takip etmeyen davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmeyeceğini belirterek, kararı temyiz etmiştir 2.Asıl davada davalı şirket vekili; maluliyet ve kusur raporlarına yaptıkları itirazın dikkate alınmadığını, dosya kapsamında olmayan bilgi ve belgelerden yola çıkılarak kusur izafe edildiğini, binanın yapı ruhsatı bulunmayıp elektrik hattının tesisinden sonra inşa edilmesi nedeniyle, bina sahibinin, Belediyenin ve davacının kusurlu olup müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, hesap raporunun denetime açık olmadığını, hesaplamada PMF hayat tablosunun kullanılması gerekirken CSO ve TRHA tablolarının esas alındığını, manevi tazminatın zenginleşmeye yol açtığını, zamanaşımı itirazlarının göz ardı edildiğini, temelde tek bir hüküm olmasına rağmen davalılar hakkında ayrı ayrı karar verilmesi ve buna göre davalılardan ayrı ayrı 21.171,91 TL bakiye karar harcının tahsiline hükmedilmesinin usule aykırı olduğunu, her bir davacının kısmen reddine karar verilen manevi tazminat talepleri için müvekkil şirket lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince ayrı ayrı maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararı temyiz etmiştir. 3.Birleşen davada davalı ... vekili; hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, kusur raporunun açık ve denetime elverişli olmadığını, olayın meydana geliş şekli kusur/kusursuzluk durumunun hangi maddi vakıalardan ileri geldiği ve yasal dayanakların tartışılmadığını, hesap raporunda tazminat tutarının olması gerekenden fazla belirlendiğini, zenginleşmeye yol açtığını, müvekkili lehine hükmedilen vekalet ücretinin eksik olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve gerekçe Asıl ve birleşen davalarda uyuşmazlık, elektrik çarpması nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. 1. Asıl dava yönünden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) Ek1. maddesine 07.11.2024 tarihinde 7531 sayılı Kanunla eklenen ve karar tarihinde yürürlükte olan 3. fıkrası gereği bozmadan önceki Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinde geçerli olan temyiz sınırının 78.630,00 TL olması, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunması, davacı ... dışındaki davacılar hakkında hükmedilen ve davacı ... ve ... dışındaki davacılar hakkında reddedilen manevi tazminat tutarlarının belirtilen temyiz sınırının altında kalması nedeniyle, taraf vekillerinin bu yöndeki temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. 2. Asıl dava yönünden, kararda belirtilen gerekçeye, Mahkemece bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak yine o ilamda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verilmiş bulunmasına, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz taleplerinin reddiyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. 3. 6100 sayılı Kanunun 1 14... . maddeleri gereği yargı yolunun caiz olması dava şartı olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinde idari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırları açıklanmıştır. İdari dava türlerinden biri tam yargı davası olup, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanların tazminat istemine ilişkindir. Birleşen davada davacılar vekili; müvekkilinin dış cephesini boyarken elektrik akımına kapıldığı binanın elektrik hattının altına inşa edilmiş olması, diğer bir ifadeyle inşaat ruhsatı verilmemesi gereken bir yapıya inşaat ruhsatı verilmiş olması ya da binanın ruhsatsız olarak inşa edilmesi nedeniyle, yükümlülüklerini yerine getirmeyerek kazanın meydana gelmesine sebep olduğunu ileri sürerek Belediyenin de zarardan sorumlu tutulmasını talep ettiğine göre, davalı Belediyeye yöneltilen dava hizmet kusuruna dayandığından tam yargı davası niteliğinde olup idari yargıda görülmesi gerekir. Şu halde Bölge Adliye Mahkemesince; bozma kararına uyulmuş olmakla kamu düzenine ilişkin bir konu olan yargı yolu hakkında usuli kazanılmış hak oluşmayacağı da göz önüne alınarak, birleşen davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek davanın esası hakkında yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; 1.Taraf vekillerinin asıl dava yönünden manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının miktardan reddine, 2.Asıl dava yönünden, davacı ... dışındaki davacılar hakkında hükmedilen ve davacı ... ve ... dışındaki davacılar hakkında reddedilen temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 3.Birleşen dava yönünden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 'nın 371. maddesi gereği BOZULMASINA,

Aşağıda yazılı bakiye temyiz giderinin asıl davada temyiz eden davalıya yükletilmesine,Hükmü temyiz eden davacılar adli müzaheret kararı almış olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/895, K. 2025/5152, T. 23.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-895-e-2025-5152-k-d7bc5dc8f378