Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/818 E. 2025/5040 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/818
Karar No
2025/5040
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/932 E., 2024/1642 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/909 E., 2024/120 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkete borç para verdiğini, ancak davalı şirketin borç olarak verilen paraları geri ödemediğini, bu sebeple gönderilen 28.05.2015 tarihli ihtarnamenin davalı şirkete 30.05.2015 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı şirketin cevabi ihtarında parayı aldıklarını kabul ettiklerini ancak böyle bir borçları olmadığını, ödünç ilişkisinin ancak yazılı delille ispat edilebileceği, havalenin mevcut borcun ödendiği manasına geldiği, dekontlarda borç kaydı olması gerektiği şeklinde beyanda bulunduğunu, davalı şirkete borç olarak verilen paraların tümünün EFT ve havale vasıtasıyla gönderildiğini ve borç olarak verilen miktarın toplam 583.342,00 TL olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 583.342,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili şirketin kamu ihalelerine girme kararı aldığını, ancak mevzuatta aranılan şartları taşımaması, davacının ise gerekli şartlara sahip olması nedeniyle taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi kurulduğunu, resmi kurumlar nezdinde davalı şirket adresinin dahi davacının iş adresi olarak göründüğünü, davacıya aylık 3.000,00 TL maaş ödendiğini, davacının dava konusu parayı borç verecek ekonomik gücünün bulunmadığını, taraflar arasındaki adi ortaklık bünyesinde muhtelif işlerin yapıldığını, bu işlerdeki tüm maddi desteğin müvekkili şirket tarafından sağlandığını, davacının sadece isminin kullanıldığını, ... İnşaat Taahhüt Ticaret Şirketinin kurulduğunu, bu şirket adresinin de müvekkili şirket adresi ile aynı olduğunu, masrafların müvekkili şirketçe karşılandığını, bu işlerde çalışan işçilerin müvekkili şirket bünyesinde sigortalı olan işçiler olduklarını, ilerleyen dönemlerde tarafların %50-%50 ortak olduklarını, taraflar ortak olduktan sonra davacının şirketinin birbirine kefil edilerek açılan hesaba bağlı teminat mektuplarını müvekkili şirketin bilgisi olmadan kötü niyetli olarak kullandığını, teminat mektuplarının ödemelerinin yapılmaması üzerine müvekkili şirketin durumdan haberdar olduğunu ve aramasına rağmen davacıya ulaşılamadığını, taraflar arasındaki ticari alışverişi gösteren programın (..) davacı tarafından kaçırıldığını, davacının yaptığı ödemelerin taraflar arasındaki ortaklık işleri için müvekkili tarafından sağlanan maddi destek (sermaye) geri ödemesi olduğunu, davacının güven vermeyen hareketleri nedeniyle şirketlerin birbirine kefil olarak birlikte açılan banka grup hesabının kapatıldığını, ortaklık gereği tarafların %50-%50 pay alması gerektiğini ancak müvekkili şirketin zarar ettiğini, davaya konu EFT’lerin davacının borcuna mahsuben alındığını, davaya konu EFT ve talimatların müvekkili şirket tarafından davacı çekleri için verilen borç iadesi, kar payı ve diğer hususlardaki davacı borcu olduğunu, müvekkili şirket kefil olduğundan ticari itibarı nedeniyle davacıya çekler konusunda borç verdiğini ve bu paraların iade edildiğini, ... Bankası kayıtları ile tarafların defter ve cari hesap incelemesi sonucunda iddialarının sabit olacağını, taraflar arasındaki uyuşmazlık adi ortaklıktan kaynaklandığından ortaklığın tasfiyesi yapılarak tarafların sulh edilmesi gerektiğini savunmuş; karşı davada ise; taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi kurulduğunu, bu ortaklık çerçevesinde muhtelif işler yapıldığını, bu işlerin masraflarının müvekkili şirket tarafından karşılandığını, adi ortaklık çerçevesinde müvekkili şirketin davacıdan alacaklı olduğunu ileri sürerek; taraflar arasındaki adi ortaklığın tespitine, ortaklığın tasfiyesine, tasfiye sonucunda çıkacak bedel yönünden fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı şirketin cevap ve karşı dava dilekçesindeki iddianın ileri sürülüş şekli ile toplanan deliller, dinlenilen tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında ortak bir amaç ve ortak amaca ulaşmak için birlikte çaba gösterme unsurlarının bulunmadığı, özellikle cevap ve karşı dava dilekçesindeki olayın ileri sürülüş şeklinden ve dinlenen tanık anlatımlarından; davalı şirketin ihale katılımı için aranan şartları taşımadığından, davacının maaş ödenerek isminin kullanıldığı anlaşılmakla, taraflar arasında adi ortaklığa ilişkin ortak bir irade kurulmadığından tasfiyeye konu bir adi ortaklık ilişkisi bulunmadığı, asıl davaya konu alacak isteminin değerlendirilmesinde ise; davacının, davalı şirkete ödünç ilişkisine dayalı olarak borç para verdiğini ve geri ödenmediğini ileri sürerek, verdiği paranın davalıdan tahsili istemiyle eldeki davayı açtığı, davalı şirketin ise; gönderilen paranın borç olarak gönderilmediğini, aralarındaki ilişkiden kaynaklı bir kısım hak ediş ve ödemelere ilişkin olduğunu belirterek davanın reddini istediği, bu hali ile davalı şirketin karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığını (havale ile para gönderildiğini) kabul etmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin ileri sürülenden başka olduğunu bildirmek suretiyle gerekçeli inkarda (vasıflı ikrar) bulunduğu, öğreti ve uygulamada kabul edildiği üzere vasıflı ikrar (gerekçeli inkar) bölünemeyen ikrarlardan olduğundan ispat yükünün davacı tarafta olduğu, davacı delil olarak banka havale dekontlarına dayanmışsa da; havale kural olarak bir ödeme vasıtası olup bu karinenin aksini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını) iddia edenin bu iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğu, davaya konu banka dekontlarının bir kısmında ".. Petrol Cari hesabına istinaden " açıklaması yer alırken, bir kısmında ise açıklama bulunmadığı, cari hesap sözleşmesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 89 vd. maddeleri gereğince yazılı şekilde yapılmasının geçerlilik koşulu olduğu, davacı tarafından dosyaya yazılı cari hesap sözleşmesi sunulmadığı göz önüne alındığında davaya konu banka dekontlarındaki açıklamaların gönderilen paraların borç olarak gönderildiğini ispata yeterli olmadığı, taraflara yemin teklif etme hakkı hatırlatıldığı, taraflarca yemin deliline dayanılmadığı, ispat yükü üzerinde olan davacının davasını, karşı davacının ise karşı davasını ispat edemediği gerekçesiyle, asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından borcun kaynağı olarak davalı şirket ile olan cari hesap ilişkisinin gösterildiği, banka dekontlarında dava dilekçesinde de belirtildiği üzere ".. petrol cari hesabına istinaden" açıklamasının bulunduğu, havale açıklamasında cari hesaptan bahsedilmesi nedeniyle 6102 sayılı Kanunda düzenlenen cari hesabın irdelenmesi gerektiği, cari hesabın; birbirleri ile sürekli bir şekilde mal, hizmet veya para ilişkisi içinde bulunan kişiler arasında, her defasında ayrı ayrı ödeme yapma yerine alacakların belli bir hesaba kaydedilerek belli dönemler sonunda mahsup yaparak, iki taraf açısından tek bir kalem borç çıkarılması olarak açıklandığı, 6102 sayılı Kanunun 89. maddesine göre de; cari hesap sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı şekilde yapılması gerektiği, dosyaya davacı tarafından yazılı şekilde yapılmış bir cari hesap sözleşmesinin sunulmadığı, bu nedenle taraflar arasında 6102 sayılı Kanunun 89 vd. maddeleri anlamında cari hesap ilişkisinden söz edilemeyeceği, havale dekontları borç ödeme belgesi niteliğinde olup, üzerinde paranın ödünç/borç/emanet olarak gönderildiğine dair bir açıklamanın bulunmadığı, dekontların ödünç sözleşmesinin varlığını ve iade borcunun ifasının gerektiğini kanıtlamaya yeterli olmadığı, bu nedenle Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli ise de, dava 583.342,00 TL üzerinden açılıp bu miktar üzerinden harç yatırıldığından, dava sonunda hükmedilecek vekalet ücretinin de bu miktar esas alınarak nispi olarak belirlenmesi gerektiği davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin maktu olarak belirlenmesinin hatalı olduğu, ancak bu hususun yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği, karşı davada ise, dosya kapsamı itibariyle adi ortaklığın unsurları olan müşterek amaç ve müşterek amaç uğruna birlikte hareket etme unsurları dikkate alındığında, davacıya aylık 3.000,00 TL maaş bağlandığı, davacının sadece isminin kullanıldığı yönündeki beyanlar itibariyle taraflar arasında adi ortaklık ilişkisine yönelik bir irade olmadığı sonucuna varıldığı, Mahkemece verilen ret kararının isabetli olduğu gerekçesiyle; davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı -karşı davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın ve karşı davanın reddine, asıl davada davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı- karşı davalı vekili; davalı şirkete borç olarak verilen paraların EFT ve havaleler ile gönderildiğini, yapılan bu EFT ve havalelerin tamamı davalı şirkete borç olarak verildiğini, dekont açıklamalarının tamamında '... petrol cari hesabına istinaden' ibaresinin bulunduğunu, ayrıca toplam 394.000,00 TL'nin davalı şirket yetkilisi ... tarafından davacının hesabından talimatla borç olarak alındığını, talimatla para alındığını davalı şirketin yargılama aşamasında da kabul ettiğini, müvekkilinin dekont açıklamalarının 6102 sayılı Kanunun 89. maddesine konu olan cari hesap olarak değerlendirilemeyeceğini, mevcut ticari defter ve kayıtlarına yönelik bilirkişi heyeti incelemesinde yapılan tespitler dikkate alınmaksızın, müvekkilinin alacağının haksız şekilde reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; asıl dava yönünden kararının bozulmasını istemiştir. 2. Davalı-karşı davacı vekili; karşı davada ispat yükünün, ortaklık ilişkisinin varlığını iddia edene düştüğünü, karşı davalının iki belgede adi şirketin varlığını ikrar ettiğini, taraflar arasındaki elektronik posta ve mesajların bilirkişiler vasıtasıyla tespit edilerek delil olarak dosyaya girdiğini, delil başlangıcı niteliğindeki tüm maillere göre tacir ya da serbest meslek sahibi veyahut uzman tüm işlemlerini, tasarruflarını aralarında bağ olmadığını iddia ettiği şirkete/şahsa her daim düzenli ve ayrıntılı olarak gönderemeyeceğini, tanık beyanlarının taraflar arasında adi ortaklığın varlığını yakından bildiklerini ve ifadelerin birbirini doğruladığını ileri sürerek; karşı dava yönünden kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; asıl davada tüketim ödüncü iddiasına dayalı alacak, karşı davada ise adi ortaklığın tespiti ile fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. Temyiz edilen karardaki gerekçeye, asıl davada ispat yükü üzerinde olan davacının dava konusu ettiği paraları davalı şirkete ödünç olarak verdiğini ispat edememesine, karşı davada; karşı davacı davalı şirketin, davalı ile adi ortaklık iddiasını, davacıya aylık 3.000,00 TL maaş bağlanması, davacının sadece isminin kullanılması yönündeki beyanları nazara alındığında, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisine yönelik bir iradenin olmadığın bu itibarla asıl ve karşı dava yönünden Derece Mahkemelerinin kabul ve değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/818, K. 2025/5040, T. 22.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-818-e-2025-5040-k-2b0e2f9699ad