Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1863 E. 2025/5043 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1863
Karar No
2025/5043
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3063 E., 2025/719 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 34. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/258 E., 2024/224 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin kendisine ait iş yerinde antika ürünler, ikinci el değerli eşyalar ve sanat eserlerinin alım-satımı ve kiralaması yaptığını, davalıyı da antika eşya pazarlarında bazı müşterek müşterileri vesilesi ile tanıdığını ve bir müddet duygusal birliktelik yaşadıklarını, davalının ilerleyen süreçte müvekkilinin iş yerine eş sıfatı ile dahil olduğunu, müvekkilinin de aralarındaki duygusal ilişki nedeniyle davalıya güvendiğini ve mali birikimlerini muhafaza konusunda itimat ettiğini, pandemi nedeniyle kısmi kapanma döneminde ise müvekkili ile davalının sosyal medya hesabı üzerinden mezat yaptıklarını, bu mezatlarda satılan ürünlerin bir kısmının kargo vasıtasıyla alıcısına teslim edildiğini, satılan ürünlerin ödemelerinin ise davalının banka hesabına gönderildiğini, ancak 15.03.20 21... .06.2021 tarihleri arasındaki mezatlarda satılan ürünlere ilişkin davalının banka hesabına gönderilen tüm ödemelerin müşterek konut için birikim yapma gerekçesiyle gönderilmesine rağmen müvekkiline intikal ettirilmediğini, davalının ailesiyle tanıştırmak istemediği müvekkilini psikolojik olarak baskı altına aldığını, davalının borç para istemesi üzerine müvekkilin de resmi bir senet karşılığında verebileceğini söylediğini, bunun üzerine davalının büyük bir kavga ve kargaşa çıkarıp iş yerini terk ettiğini, müvekkilinin davalının kötü niyetini fark etmesi üzerine adına tahsil edilen kazancın kendi hesabına aktarılmasını istediğini, davalının bu talebi reddettiğini, akabinde de davalının kendi adına davaya konu adresteki taşınmazı satın aldığını, davalı üzerine kayıtlı taşınmazın müvekkilinin kazanımlarının biriktirilmesi suretiyle ve büyük ölçüde kazanımlarıyla satın alındığını, müvekkiline ait kazanımın tespiti ile söz konusu taşınmazın satın alınma bedeline oranı kadar müvekkilinin ilgili taşınmazda mülkiyet hakkına sahip olduğunu ileri sürerek; davalı adına kayıtlı taşınmazdaki hissenin, davalının banka hesabına müvekkiline ödeme olarak gelen ve bilirkişi raporundan sonra belirlenecek bedelin taşınmazın edinim bedeline oranı kadar kısmının iptaliyle müvekkili adına tesciline karar verilmesine, bu talep kabul edilmez ise davalının banka hesabına gelen ödemelerden şimdilik 50.000,00 TL'nin ihtarnamenin tebliği tarihi olan 31.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının müvekkili ile evlenmek istediğini söylediğini, müvekkilinin zamanla davacının ekonomik beklentiler ile kendisi ile görüştüğünü, hiç bir şekilde gerçek bir evlenme niyeti olmadığını, yaşadığı ekonomik sıkıntılar sebebi ile geçimini sağlayacak birini aradığını anlaması üzerine yollarını ayırdığını, müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, davaya konu taşınmazın müvekkilinin birikimleri ile alındığını ve davacının herhangi bir katkısı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın 110.000,00 TL'ye davalı tarafından 03.12.2021 tarihinde dava dışı 3. kişiden satın alındığı, davacının; davalı tarafından satın alınan bu taşınmazın aralarındaki adi ortaklık gereği kendisine ait antika eşyaların mezat satışları nedeniyle banka hesabına gönderilen paralarla alındığını iddia ettiği, delil olarak ise aralarındaki .. yazışmalarındaki davalının "parayı bağlıyorum ellemeyeceğiz, kalmadı zaten bende konsiyeleri ödicem" şeklindeki davacıya attığı mesaja, davalıya ait banka kayıtlarına, aralarında yaptıkları mehir sözleşmesine ve tanık beyanlarına dayandığı, davalının dava konusu edilen 15.03.20 21... .06.2021 tarihleri arasındaki banka kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde; davalıya ait banka hesabına dava dışı muhtelif kişiler tarafından havale ve EFT yolu ile ürün/mal alışları karşılığı olarak toplam 63.945,00 TL yatırıldığı, hesaba ayrıca herhangi bir açıklama yapılmadan muhtelif kişiler tarafından havale ve EFT yolu ile 153.644,00 TL yatırıldığı, söz konusu hesaba toplamda 217.589,00 TL para yatırıldığının tespit edildiği, havale ödeme vasıtası olup var olan bir borcun ödendiğini gösterdiği, bu karinenin aksini havaleyi gönderen veya paranın kendisine gönderildiğini iddia eden davacının ispat etmesi gerektiği, bu durumda ödünç ilişkisini ispat etme yükümlülüğünün onu iddia eden davacıya ait olduğu, havale dekontlarında ödemeye dair açıklama olup olmadığının araştırıldığı, dekontlardan 30 adedinde paranın ne için gönderildiğine dair bir kısım açıklamaların olduğu, ancak hiçbirinde davacıya ait ürün, mal ya da hizmet satışlarına ilişkin olduğuna dair bir açıklama bulunmadığı, borç ödeme belgesi olan havale nedeniyle davacının davalı banka hesabına yatırılan paraların kendisine ait ürün, mal ya da hizmet satışlarına ilişkin olduğuna dair herhangi bir fatura, yazar kasa fişi, işletme hesap özeti gibi bilgi-belge ile ispat edemediği, havalenin yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceğinden davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yazılı bir ortaklık sözleşmesinin sunulmadığı, davacının iddiasını yazılı delille de ispat edemediği, davada tanık dinlenmesinin mümkün olmadığı, davacının yemin deliline dayanmadığı, alınan bilirkişi raporunda davalı hesabına gönderilen paraların davacıya ait eserlerin satışına ya da davacıya verilmek üzere gönderildiği hususunda bir tespitin de bulunmadığı, bu şekliyle davalıya ait taşınmazın davacıya ait eşyaların satışından elde edilen gelirle alındığının davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; tarafların aynı evde yaşadıklarını, ticari iş birliğinin buna bağlı olarak her hangi bir profesyonellik ve resmilik söz konusu olmadan güven ve sadakate dayalı olarak şekillendiğini, taraflarca imza altına alınan yazılı bir nikah akdi bulunduğunu, bu durumun davalı tarafından ikrar edildiğini, sosyal medya hesaplarından yapılan mezatlarda da, davalı hesabına davacı adına para gelmesi hususunda ihtilaf yokken bu adi ortaklıkla ilgili yazılı delil bulunmadığı yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda yer alan davacıya davalı tarafından yapılan para transferlerinin de taraflar arasındaki ticari ilişkinin delili olduğunu, söz konusu belgelerin yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmesi gerektiğinden tanık beyanlarının dikkate alınması gerektiğini, tanık beyanlarının da davacının iddialarını doğruladığını, banka kayıtları ve bu kayıtlar hakkında alınan bilirkişi raporunun da tanık beyanlarını teyit ettiğini, yine davalıya ait GSM numarasından müvekkiline ait GSM numarasına Whatsapp uygulamasından gönderilen mesajda "parayı bağlıyorum ellemeyeceğiz, kalmadı zaten bende konsiyeleri ödicem" ifadesiyle hesabında kendine ait bir birikim kalmadığını, olan paranın müvekkiline ait ürünlerden kalan bakiye olduğunu ve ev almak üzere dokunmama kararı aldığının belirtildiğini, dosyadaki delillerin davalı tarafından alınan taşınmazın bu kazançla alındığını ortaya koyduğunu, tapu iptal tescil talebi yönünden ret kararı verildiği halde davanın terditli açıldığı dikkate alınarak davalı hesabına gelen ve antika eşya satımından elde edildiği açık olan 15.03.20 21... .06.2021 tarihleri arasındaki kazanımların davalıdan tahsiline karar verilmemesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, adi ortaklık iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacak istemine ilişkindir. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, davacının davalı ile ortaklık iddiasını ve dava konusu taşınmazın aralarındaki ortaklık gereği kendisine ait antika eşyaların mezat satışlarından davalıya ait banka hesabına gönderilen paralarla alındığını dosya kapsamındaki deliller ile ispat edememesine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1863, K. 2025/5043, T. 22.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-1863-e-2025-5043-k-84e822e41aeb