Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/816 E. 2025/4287 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/816
- Karar No
- 2025/4287
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1600 E., 2024/1483 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 41. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/429 E., 2023/105 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davaya konu 40158 ada 12 parsel sayılı taşınmazın murisleri ...'in ölümü ile 02.05.2019 tarihinde davalılara intikal ettiğini, bahsi geçen taşınmazın, 1989 yılında zemin dahil 4 katlı, çatısız ham inşaat halinde iken davalıların murisi ...'in teklifi ile ... ve dava dışı ... tarafından ortaklaşa alındığını, tapunun şifahi anlaşmaya göre geçici olarak davalıların murisi ... adına tescil edildiğini, dava dışı ... ve davalıların murisi ...'in apartmanın inşaatını tamamlama kararı almaları üzerine müvekkiline üst katı yaptırarak çatıyı kapatması ve daire içi ile birlikte ortak alanlardaki eksiklikleri yaptırması koşuluyla kendisine üst katın mülkiyetini devretmeyi teklif ettiklerini ve bu konuda anlaştıklarını, müvekkilinin halihazırda oturduğu daireyi, çatıyı ve ortak alanlardaki birtakım eksiklikleri yaptırmak suretiyle edimlerini yerine getirdiğini ve binanın tamamlandığını, müvekkilinin abisi olan davalıların murisinden oturduğu evin tapusunu tarafına devretmesini istediğini, ancak davalıların murisinin müvekkilini oyalayarak tapuyu devretmediğini, ...'in vefatı sonrasında davalıların da tapu devrini yapmadıklarını, müvekkilinin hâlihazırda 30 yıldır davaya konu olan kendisinin yaptırdığı dairede oturduğunu, davalıların müvekkiline haksız işgal nedeniyle tahliye ve tazminat talebiyle dava açtıklarını ileri sürerek; dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile müvekkili adına tesciline, tescil taleplerinin kabul görmemesi halinde müvekkilinin taşınmaza yapmış olduğu harcamaların değerinin tespit edilmesini fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 30.000,00 TL'nin yasal faizi ile davalılardan tazminine karar verilmesi talep etmiş; yargılama sürecinde ise müvekkili ile davalıların arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu ileri sürmüştür. II. CEVAP Davalılar vekili; dava konusu taşınmazın 1989 yılında alındığını, 30 yılı aşkın zaman sonra müvekkillerinin babası ... vefat ettikten sonra bu davanın açıldığını, öncelikle davanın zamanaşımı nedeni ile reddi gerektiğini, davacının hukuki bir sözleşme ve ilişki olmadan taşınmazı haksız olarak 25 yılı aşkın süredir kullandığını, müvekkillerine 12.08.2020 tarihinde ihtar çekildiğini, davacının ecrimisil ödemediği gibi taşınmazı tahliye de etmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıların adi ortaklık iddialarını dosyadaki mevcut deliller ve tanık beyanları dikkate alındığında ispat edemedikleri, davalıların murisi adına tapuda kayıtlı taşınmazda mevcut binanın 3. normal katında yer alan dava konusu 4 nolu daire yönünden, davacının şahsi hakkını ortaya koyamadığı gibi üstün bir hakka dayanmayan talebinde arza tabi yapı yönünden, mülkiyet hakkı veya bedelinin tazminini talep edemeyeceği, uzun süre önce meydana getirilen ve dinlenen tanık anlatımları ile kayıtlardan davacıların murisinin kullanımında olduğu anlaşılan isteğe konu 4 nolu daire yönünden yapının imalatında kullanılan malzeme ve işçilik bedellerinin davacıların murisince ödendiği ya da yapıldığının tam ve kesin olarak ortaya konulamadığı, bu anlamda iyiniyetinden bahsedilemeyen davacının sökülemeyen yapının en az değeri nispetinde tazmin talep edemeyeceği anlaşılmakla, tapu iptal ve tescil, ikinci kademede bedel taleplerinin ve ispat olunamayan masraf alacağı taleplerinin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davacıların tapu iptal tescil, taşınmaz bedeli ve masraf alacağına ilişkin taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı dava dilekçesinde ileri sürmeyip, yargılamanın ilerleyen aşamalarında taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu ileri sürmüş ise de; davalıların bu ilişkiyi inkar ettiği, davacının ise tüm dosya kapsamı ile taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu ispat edemediği, eldeki davada tanık ile ispat durumunun mümkün olmadığı ve dava konusu taşınmazdaki imalatların davacıların murisi tarafından yapıldığının ispat edilemediği de nazara alındığında, İlk Derece Mahkemesinin kabul ve değerlendirmesinin yerinde bulunduğu gerekçesiyle, istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; kardeşler arası ilişkilerde tanık ile ispatın mümkün olduğunu, kardeşler arasındaki ortaklık ilişkisinin dosya kapsamındaki tanık beyanları ve diğer deliller ile ispat edildiğini, Derece Mahkemelerinin adi ortaklık ilişkisinin dosyada mevcut tanık beyanları ve kayıtlardan ortaya konulamadığı yönündeki değerlendirmelerinin yerinde olmadığını, İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın niteliğinin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğünü, eldeki davanın 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (4721 sayılı Kanun) 724. maddesinden ziyade, kardeşler arasında kurulan adi ortaklık ilişkisinden kaynaklandığını, kardeşler arasında kurulduğu tanık beyanları ile de teyit edilmiş ancak henüz tasfiye edilmemiş adi ortaklığın mallarından olan davaya konu bağımsız bölüme isabet eden arsa payının tapu kaydının iptali ile müvekkil adına tesciline karar verilmesi gerektiğini, yine adına tescilini talep ettikleri bağımsız bölümün (yapının) malzemelerinin tamamının müvekkilince temin edilip tüm harcamaların yapıldığını, ayrıca taşınmazın çatı, merdiven gibi pek çok kısmının malzemelerinin de yine müvekkiline ait olduğunun tanık beyanları ile sabit olduğunu, tanıkların da müvekkillerinin murisinin anlaşma doğrultusunda taşınmazın inşasına maddi katkılarını ayrıntıları ile belirttiklerini, bu tanıkların taşınmazın mülkiyetinin müvekkillerinin murisine ait olmak üzere inşa edildiğini ittifakla beyan ettiklerini, alınan bilirkişi raporu ile müvekkillerinin murisinin tanık beyanları ile sabit olduğu biçimde taşınmaza yaptığı masrafların tespit ve tahsilinin mümkün olduğunun belirlendiğini, bilirkişi marifeti ile tespit edilmesi mümkün bir alacağın 30-40 sene boyunca saklanması beklenen ancak belki yapılan işin niteliği gereği alışveriş esnasında düzenlenmemiş dahi olabilecek ödeme belgeleri ile ispatının beklenmesinin hukuka aykırı olduğunu, bir taşınmazın tapu kaydına istinaden maliki olarak görünen kişinin iradesi hilafına iyiniyetli olmayan zilyet tarafından 30 seneyi aşkın süredir kullanılmaya devam edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; tapu iptal tescil, olmadığı takdirde alacak talebine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, dosya kapsamı itibariyle davacıların adi ortaklık iddiasının ispat edilememesine ve özellikle davacıların imalat giderlerine yönelik talepleri açısından ise dava konusu taşınmazın halihazırda davayı açan davacının (ölümü ile eşinin) kullanımında olduğu da dikkate alındığında, eldeki davayı açmakta hukuki yararları bulunmadığının da sabit olmasına göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.