Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/6245 E. 2026/4182 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6245
- Karar No
- 2026/4182
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/829 E., 2025/841 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Giresun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/317 E., 2025/59 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili; davalılar ile dava dışı ... İnş. Nak. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. (...) arasında düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesine müvekkilinin aracı olduğunu, bu sözleşmeden dolayı müvekkilinin inşaat şirketi ...’den iki daire alacağı konusunda anlaşıldığını, müteahhit tarafından iki adet dairenin müvekkiline teslim edildiğini, ancak arsa malikleri adına vekilleri olan davalı ... ile imzalanan 11.02.2014 tarihli ek sözleşmede yazılı olan iki adet dairenin müvekkiline teslim edilmediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, taraflar arasında imzalanmış sözleşme gereğince iki adet dairenin devrini, devrin mümkün olmaması halinde ise bilirkişiler tarafından yapılacak olan inceleme sonucunda tespit edilecek olan 2 daire bedelinin davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleşen davada davacı vekili; müvekkilinin, .... ve .... adına ile ... ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığını, sözleşmenin cezai şartlar bölümünde görüleceği üzere arsa sahipleri adına müvekkilinden 1.000.000,00 TL bedelli senet alınacağının, sözleşmenin feshine neden olursa senedin tahsil edileceğinin yazıldığını, müvekkili tarafından imzalanan bu senedin davalı ...’a emanet edildiğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tamamlandığını, buna göre takibe konu senedin müvekkiline teslim edilmesi gerektiğini, müvekkilinin senede ilişkin borcu olmadığını, ancak senedi elinde tutan davalı ...’ın senedin vade ve tanzim tarihlerini kendine göre yazarak lehdar kısmına ismini yazdığını ve diğer davalı ...’e ciro ettiğini, davalı ...’in ise kötüniyetli olarak müvekkili hakkında takip başlattığını, lehdara karşı takip yapılmamasının davalıların müştereken kötü niyetli hareket ettiklerini gösterdiğini, senet nedeniyle müvekkilinin borcu olmadığını ileri sürerek; müvekkilinin takibe konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davalıların haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeniyle bonoda yazılı miktar olan 1.000.000,00 TL’nin %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiş, yargılama devam ederken ödenen 109.959,75 TL’nin istirdatını istemiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada davalılar vekili; ek sözleşmede yer alan imzanın sahte olduğunu, davacının alacağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Birleşen davada davalılar vekili; davalı ...'ın, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin imzalanmasına aracılık ettiğini ve anlaşma boyunca da sözleşmede çıkacak olumsuzluklara ilgili hakem olarak kabul edildiğini, söz konusu sözleşmede de tarafların birbirlerinin isimlerine düzenlemiş oldukları senetleri müvekkiline teslim ettiklerini, takibe konu senedin teminat senedi olmadığını, müvekkili .....’ın söz konusu bonoyu davacı ile aralarındaki iş ilişkisi neticesi sürekli aralarında para alışverişi olması nedeniyle aldığını, daha sonra davalı ... ile ortak iş kurma amacı ile senedi davalı ...’e ciro ettiğini, davacının senedin teminat senedi olduğunu ispatlaması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl davada davacının 11.02.2014 tarihli sözleşme gereği davalılardan iki daire alacaklı olduğunu iddia ettiği, sözleşmede imzası bulunan davalı ...’nün söz konusu imzanın kendisine ait olmadığını savunduğu, sözleşmedeki imzanın davalıya ait olduğu hususunda ispat yükünün davacıda olduğu, davacı vekiline verilen kesin süre içinde senet aslını sunamadığı, sunulan fotokopi belgesi üzerinden imza incelemesi yapılamayacağı, davacının davasını ispat edemediği; birleşen davada, davacının dava konusu 1.000.000 TL bedelli bononun 26.01.2014 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında teminat amacıyla davalı ...'a verildiğini iddia ettiğini, davalı vekilinin bononun teminat senedi olduğunu kabul etmediği, davalının yazılı delil olan senet ile takip başlattığından artık borçlu olunmadığını ispat yükünün davacı tarafta olduğu, davacının kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayanmış olup sözleşmenin cezai şart başlıklı kısmında davacının arsa sahipleri adına 1.000.000,00 TL’lik senet imzalayarak davalıya vereceğinin ve senedin teminat amacı taşıdığının düzenlendiği, senetteki miktar, keşide eden kısmı, lehtar kısmı ile senedin düzenlendiği tarihin sözleşme tarihi ile uyuştuğu, davalı ...’in alınan beyanında dava konusu senedin ortaklık için diğer davalı tarafından verildiğini beyan etmiş ise de, beyanının devamında senede ilişkin yapılan tahsilatı şahsi işleri için kullandığını beyan ettiği, yine dinlenen tanıkların da dava konusu senedin kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında verilen teminat senedi olduğunu beyan ettikleri, toplanan tüm delillerden dava konusu senedin teminat senedi olduğu, Giresun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş 2019/759 E., 2021/1158 K. sayılı ilamında bu hususun sabit bulunduğu, senedin teminat şartlarına aykırı olarak ciro edildiği, davalılar arasındaki yakınlık derecesi dikkate alındığında davalı ...’in çekin teminat senedi olduğunu bilebilecek durumda olduğunun değerlendirildiği gerekçesiyle; asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile 109.959,75 TL’nin 26.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline, bakiye miktar yönünden davacının Giresun İcra Dairesinin 2018/31766 esas sayılı dosyasında davalılara borçlu olmadığının tespitine, senet bedelinin %20'si olan 200.000,00 TL'nin müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davacı/birleşen dava davalıları vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; davacının simsarlık sözleşmesine dayandığı, davalının sözleşmedeki imzayı inkar ettiği, bu durumda sözleşmedeki imzanın davalıya ait olduğunu ispat yükünün davacıda olduğu, Mahkemece verilen kesin süreye rağmen davacının belge aslını sunamadığı, belge aslının başka dosyada olduğunu ileri süren davacının belge aslının bulunduğu dosyayı açık şekilde bildiremediği, istinaf aşamasında dahi davacı tarafından belgenin aslının sunulmadığı veya bulunduğu yerin bildirilmediği, Mahkemenin tarafların yerine geçerek belgenin aslını arama yükümlülüğünün bulunmadığı, bu haliyle davacının iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla asıl davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği; birleşen davada, kambiyo senetleri sebebiyle açılan menfi tespit davalarında, senedin bedelsiz olduğunu ispat yükünün davacı borçluda olduğu, alacağın miktarı itibariyle senetle ispat zorunluluğu bulunmakta olup, davacının iddiasını yazılı belge ile ispatlaması gerektiği, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin cezai şart başlıklı kısmında tarafların 1.000.000,00 TL'lik teminat senedi vereceği yazılı ise de, bu şartın arsa sahipleri ile müteahhite yönelik olup davalı ...'a yönelik olmadığı, öte yandan kat karşılığı inşaat sözleşmesinde takibe konu senedin ayırt edici özelliklerinin de yer almadığını, bunun yanında davalı ...’in takibe konu senedi .....'dan ortaklık ilişkisine istinaden aldığını beyan ettiğini, davacının takibe konu senedin teminat senedi olduğunu veya bedelsiz olduğunu yazılı belge ile ispat edemediği, bu haliyle İlk Derece Mahkemesince birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle; davacı/birleşen dava davalılarının asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı/birleşen davada davalılar vekili; belge aslına ulaşılamamasının hak arama hakkını ortadan kaldırmayacağını, söz konusu sözleşme aslının daha önce başka bir mahkemeye sunulduğunu ancak aradan geçen süre ve çok sayıda dosya sebebiyle dosya numarasının hatırlanamadığını, Mahkemenin yargılamayı sadece taraf beyanlarıyla sınırlı tutmayarak maddi gerçeğe ulaşmak adına re’sen araştırma yapma yükümlülüğü bulunduğunu ileri sürerek; asıl dava yönünden kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalılar/birleşen davada davacı vekili; davalı ...’ın savcılığa vermiş olduğu ifadesinde, müvekkilinden ve dava dışı müteahhitten ayrı ayrı 1.000.000,00 TL bedelli senet aldığını beyan ettiğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesi metninden çok açık bir şekilde senedin ne için davalı ...’a verildiğinin açıkça anlaşıldığını, savcılık ifadesinde asıl davada iddia ettiği simsarlık sözleşmesinden kaynaklanan daireleri aldığında senedi iade edeceğini beyan ettiğini, davalı ...’in soruşturmada alınan ifadesi ile Mahkemece alınan isticvap beyanında, davalı ... ile aile dostu olduklarını, aralarında borç ilişkisi olmadığını, davalı ile ortak kuracakları şirketin işlemleri için söz konusu senedi tahsile koyduğunu beyan ettiğini, takibe konu senedin kötü niyetli olarak davalılar arasında ciro edildiğinin anlaşıldığını, müvekkilinin davalılara borçlu olmadığı, senedin kötü niyetli ciro edildiğinin hem kat inşaat sözleşmesi, hem tanık beyanları, hem de davalının isticvabı ile anlaşılmış olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; asıl davada sözleşmeden kaynaklanan alacak, birleşen davada icra takibine konu bononun teminat senedi olduğu iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. 1. Asıl dava yönünden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa ilgili kanun maddelerinin doğru şekilde uygulanmasına, davacının dayanak sözleşmenin aslını ibraz etmediğinin ve iddiasını ispatlayamadığının anlaşılmasına göre davacının temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. 2. Takip dayanağı bir senedin teminat senedi olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerekir. Senedin teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise, senedin sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Senede açıkça atıf bulunan sözleşmede, senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu belirtilmiş olabilir. Birleşen davada davacının vekil sıfatıyla imzalamış olduğu kat karşılığı inşaat sözleşmesinin "cezai şart" başlaklı maddesinde, arsa sahipleri adına....den, müteahhit adına .... ve .... imzalarıyla 1.000.000,00 TL’lik senedin .....’a teslim edileceği, sözleşmenin feshine neden olursa tarafın senedi tahsil edilerek haklı tarafın senediyle birlikte kendisine teslim edileceği düzenlenmiş olup, sözleşmeden birleşen davada davacının davalı ...’a 1.000.000,00 TL bedelli teminat verildiği belirtilmektedir. Ayrıca davalı ...’ın yargılandığı davada verdiği ifadesinde, davacı ...’den ve müteahhitten ayrı ayrı 1.000.000,00 TL bedelli senet aldığını kabul etmiş, tanık olarak dinlenen müteahhitlerde verilen 1.000.000,00 TL’lik senetlerin teminat olarak verildiğini beyan etmişlerdir. Şu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince; davacının takibe konu senedin teminat senedi olduğu yönündeki iddiasının dosya kapsamındaki deliller ve özellikle kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle ispatladığı gözetilerek birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Asıl davaya yönünden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 2. Birleşen dava yönünden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalılar yararına BOZULMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden daval/birleşen davada davacı ...'ye yükletilmesine Fazla alınan temyiz karar harcının temyiz eden davacı/birleşen davada davalı ...'a istek halinde iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.