Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5873 E. 2026/3614 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5873
- Karar No
- 2026/3614
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1565 E., 2025/2060 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/373 E., 2025/244 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili şirket tarafından işletilen hastane ile davalı Kurum ile arasında 2018 yılında Sağlık Hizmeti Satınalma Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin davalı tarafından 2022 yılı Haziran ayında feshedildiğini, davalı Kurumun 28.03.2023 tarihli yazısı ile anlaşmalı hekimlerin yurt dışında oldukları dönemde yapılan tedavi işlemlerinin bedeli olarak 1.488.505,16 TL'nin kendi nezdinde doğan alacaklarından mahsup edileceğini bildirdiğini, davalının kendi hastalarına verilen tedavi hizmetlerinin bedellerini sırf hekimlerin yurt dışında olmasını gerekçe göstererek müvekkilinin alacaklarından mahsup etmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı Kuruma gönderilen hiçbir fatura veya fatura eki belge gerçeğe aykırı olmadığını, davalı Kurumun anlaşmalı hekimler yurt dışında iken Kurum hastalara verilen hizmet bedellerini haksız olarak müvekkilin alacaklarından mahsup ettiği gibi taraflar arasındaki sözleşmenin (12.14.) maddesindeki hükmü gerekçe göstererek bu hizmet bedellerinin 10 katı tutarınca ceza koşulu tahakkuk ettirerek 14.214.462,40 TL meblağı yine müvekkilin alacaklarından mahsup ettiğini ileri sürerek; fazlaya dair haklarını saklı tutarak, davalının hastalara davacı tarafından verilen hizmet bedelleri için yaptığı 1.488.505,16 TL'lik mahsup işleminin iptaline, bu meblağın ve bu meblağa uygulanan 755.947,00 TL faizin mahsup tarihinden itibaren .... Bankasının belirlediği avans faiziyle davalıdan istirdadına, 08.06.2023 tarihli ve 14.214.462,40 TL tutarı nakli cezai şart bildiriminin iptaline ve ile uygulanan 1.020.027,98 TL faiz meblağının mahsup tarihinden itibaren Merkez Bankasının uyguladığı avans faizi ile davalıdan istirdadına, cezai şart bildiriminin iptal edilmemesi halinde cezai şartın %95 oranında indirilmesine ve bu orana isabet eden 13.503.739,28 TL'nin ve 969.026,58 TL faizin davalıdan istirdadına, davalının cezai şart alma hakkı olduğu kabul edilse dahi, her hâlükârda davacının alacağı davalı nezdinde olmasına rağmen cezai şart meblağı için işlettiği ve mahsup ettiği 1.020.027,98 TL faiz meblağının Merkez Bankasının belirlediği avans faiziyle davalıdan istirdadına, fahiş faiz işletildiğine ilişkin talebin nazara alınarak şimdilik 50.000,00 TL'nin mahsup tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan istirdadına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; Kurum işleminin mevzuata uygun olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalı Kurum tarafından davacı hastane alacaklarından kesilen 14.214.462,40 TL' lik cezai şart ile 1.488.505,16 TL' lik hizmet bedelinin kesinti tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 14.214.462,40 TL'lik mahsup işlemine uygulanan 1.020.027,98 TL faizin mahsup tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 1.488.505,16 TL'lik mahsup işlemine uygulanan 755.947,00 TL faizin mahsup tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararında dava konusu ihtilafın niteliğine uygun oluşturulan bilirkişi heyetinden alınan raporun denetimine uygun olduğu, dava dışı davalı Kurum sigortalılarının, davacı şirkete ait özel sağlık kurumunda muayene olmadıklarına ilişkin taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, gerçekte verilmeyen bir sağlık hizmetinin davacı tarafından davalı Kuruma fatura edilmediği, davalı Kurumun bu nedenle zarara uğramadığı, 2018 yılı Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözlemesinin (9.3) ve (12.14) maddelerine istinaden uygulanan 14.123.462,40 TL cezai şart, 1.488.505,16 TL reçete bedelinin mahsubu işleminin iptali ile tahsil edilen söz konusu cezai şart ve (bu miktara isabet eden) 1.013.497,83 TL faizi ile 1.488.505,16 TL reçete bedeli ve 755.947,00 TL faizinin iadesi yönünde verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, lakin sözleşmenin, görev yapan sağlık personelinin geçici (izin, rapor, eğitim vs.) veya sürekli ayrılmaları halinde bu kişilerin ayrılış tarihleri itibarıyla MEDULA sisteminde pasif hale getirilmesi yönündeki (9.3) ve (12.1) maddeleri gereğince uygulanan 91.000,00 TL cezai işlem yönünden yapılan değerlendirmede; bu düzenlemenin davacı şirkete geçici ya da sürekli olarak görevinden ayrılan sağlık personeli yönünden davalıya bildirim yapılması/sistemin bunlarla ilgili olarak pasif hale getirilmesi yükümlülüğü getirdiği, ilgili personel ile ilgili olarak bildirimin yapılmaması/pasif hale getirilmemesi sözleşmenin (9.3) maddesinde yazılı müeyyidenin tatbiki için yeter ve gerekli şart olduğu, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, 91.000,00 TL'nin tahsili yönündeki işlemin yerinde olduğunun rapor edildiği, Mahkemece sözleşmenin (9.3) maddesine istinaden uygulanan bu işlemin yerinde olduğunun gerekçe kısmında açıkça belirtildiği, hüküm kısmında gerekçe ile çelişki oluşturacak şekilde toplam miktar olan 14.214.462,40 TL yönünden davanın kabulüne karar verildiği, Sözleşmenin (9.3) ve (12.1) maddeleri gereğince uygulanan 91.000,00 TL cezai işlem yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinin hatalı olduğu, davacı şirketin tacir olup uyuşmazlığın ticari işletmesine ilişkin olduğu ve ticari iş niteliğinde olduğu dikkate alınarak avans faizi talep edebileceği gerekçesiyle; tarafların istinaf taleplerin ayrı ayrı kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kısmen kabulüne, davalı Kurum tarafından davacı hastane alacaklarından kesilen 14.123.462,40 TL cezai şart ile 1.488.505,16 TL reçete bedelinin kesinti tarihinden itibaren işleyecek avans faizleri ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 14.123.462,40 TL mahsup işlemine uygulanan 1.013.497,83 TL faizin mahsup tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 1.488.505,16 TL'lik mahsup işlemine uygulanan 755.947,00 TL faizin mahsup tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davacının da doktorların yurt dışında olduğunu kabul ettiğini, sözleşmeye aykırılık nedeniyle Kurumca uygulanan işlemlerin yerinde bulunmadığını, dava konusu olayda yurt dışında olan hekimin elektronik imzası kullanılarak fatura imzalandığını, hekimin bizzat hastayı muayene etmesi temel kural olup, fatura ödemeye esas belgenin de tedaviyi yapan doktor tarafından imzalanmasının zorunlu olduğunu, faturalarda yurt dışında bulunan doktorun onayının (elektronik imza) bulunması dolayısıyla doktorun hastayı bizzat muayene etmemesi nedeniyle faturanın gerçek dışı olduğunu, avans faizi uygulamasını hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı Kurum tarafından uygulanan cezai işlemin iptali ile istirdat istemine ilişkindir. Temyiz olunan kararın dayandığı bilgi ve belgelere, hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunun, taraflar arasındaki Protokol maddeleri ve SUT hükümlerine göre değerlendirme yapılarak hazırlandığının ve denetime elverişli olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.