Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5667 E. 2026/2184 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5667
- Karar No
- 2026/2184
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1523 E., 2025/1323 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/270 E., 2024/263 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; avukat olan müvekkilinin davalı şirketin vekili olarak Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davayı takip ettiğini, davanın davalı lehine reddedildiğini fakat bu esnada verilen vekâletnamenin süresinin sona erdiğini ve davalı şirket tarafından yenilenmediğini, müvekiline avukatlık ücreti ödenmediğini, yazılı ücret sözleşmesi bulunmadığını, görev yaptığı süre içerisinde sarf ettiği emek ve dava değeri göz önüne alınarak hakkaniyet ve nesafete göre bir ücretin ödenmesi gerektiğini, ödenmeyen avukatlık ücretinin bilirkişi tarafından öncelikle vekâletnamenin süresiz olması ihtimaline göre talep edilebilecek miktarın hesaplaması gerektiğini, uzman bilirkişi tarafından hesaplandığında fazla çıkması halinde arttırılmak üzere asgari 10.000 USD karşılığı olan 173.140,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; dava konusu edilen Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında davacının avukatlık ücreti ödenmesini gerektirecek, esaslı bir mesleki faaliyeti bulunmadığını, tüm yargılama işlemlerinin başka avukatlarca yapılmış olduğunu ve davacının haksız taleplerinin tümüyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla vekâlet ilişkisinin süre bitimi ile sona ereceğini bilen davacı tarafından talep edilen ücretin fahiş olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 147 uyarınca vekâlet sözleşmesine dayalı alacakların 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, davada zamanaşımına uğrayan taleplerin reddi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı tarafından davacıya verilen vekâletnamenin süreli vekâlet olduğu ve süre dolunca vekâlet ilişkisinin sona ereceğinin bilindiği, avukat olarak verilen vekâletin süresi dolunca vekâlet ilişkisinin yenilenmeme ihtimali olduğunu bilen davacının da süreli vekâletname alarak davalının vekilliğini üstlenip, onun adına davayı takip ettiği, vekâletname süresi içinde davalı tarafından bu vekâletten azledildiğine dair bir iddia olmadığı, vekâletnamede öngörülen süre dolduktan sonra davalının yeni vekâlet vermemiş olması, haksız azil sayılamayacağı gibi, Avukatlık Kanununun 164. maddesi anlamında haksız azilin sonuçlarını doğuran bir fesih de olmadığı, olayda bu nedenle Avukatlık Kanununun 164. maddesi hükmünün uygulanamayacağı, ancak yenilememenin haklı olması davacının hiçbir ücret isteyemeyeceği anlamına da gelmeyeceği, öyle olunca davacının, vekâletnamenin süresinin sona erdiği tarih itibariyle, sarf ettiği emek ve mesaisi karşılığında ücret istemeye hakkı olduğu, davacının sarfettiği emek ve mesaisi nazara alınarak hak ve nesafet kurallarına göre, uygun bir miktarı ücret olarak isteyebileceği gerekçesi ile dava dilekçesinde talep ettiği miktarın %60'na tekabül eden bedel üzerinden davanın kısmen kabulü ile, 103.884,00 TL'nin 31.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş; karara karşı, taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı avukatın vekâlet süresinin yenilenmemesi nedeniyle haksız olarak işten el çektirilmesinin haksız azil olduğu, vekâlete konu edilen Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/347 Esas sayılı dosyasının dava değeri 3.720.000 USD olup mahkemece verilen karar Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/6031 Esas ve 2022/5517 Karar sayılı ilamı ile vekâlet ücreti yönünden düzeltilerek dava değerinin 10.101.476,380 TL olarak belirlendiği, taraflar arasında avukatlık sözleşmesi bulunmadığından bilirkişi raporuyla davacının dava değerinin %10'u olan 1.010.147,63 TL vekâlet ücreti talep edebileceğinin tespit edildiği, davanın 10.000 USD karşılığı 173.140,00 TL üzerinden belirsiz alacak davası olarak 5 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı gerekçesiyle, davalının istinaf talebinin reddine, davacının istinaf talebinin kısmen kabulü ile sair itirazlarının reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının talebi ile bağlı kalınarak davanın 173.140,00 TL üzerinden kabulüne karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava değerinin 3.720.000 USD olduğunu, avukatlık ücretinin de bu tutar üzerinden hesap ve takdir edilmesi gerektiğini, alacak miktarına döviz cinsinden ya da uyuşmazlığa konu olan davanın kesinleşme tarihindeki döviz kuru üzerinden karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin döviz cinsinden talep edilen alacağa Türk Lirası olarak hüküm vermesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişinin uyuşmazlık konusu akdî vekâlet ücretine ilişkin, hak ve nesafete göre takdir edilecek miktara esas olmak üzere alternatifli hesap yönteminin hatalı ve Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesine aykırı olduğunu, bilirkişinin vekâlet ücreti davasının dava tarihindeki kur üzerinden değerini esas alarak yaptığı hesaplamanın hatalı olduğunu, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin kararının ilam vekâlet ücreti ile ilgili olduğunu, davanın ise akdi vekâlete ilişkin olduğunu, Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/347 esas sayılı davasında, dava değeri yabancı para cinsinden olduğu halde takdir edilen %60 emeğe göre hükmedilen vekâlet ücretinin sadece 103.884,00 TL'de kalmasının hakkaniyet ve nesafete uygun olmadığını ve hakimin takdir yetkisine aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; hukuki yararı olmaksızın açılan belirsiz alacak davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, vekâletnamenin süresi sonunda sona erdiğini, Bölge Adliye Mahkemesince haksız azil hükümlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince hak ve nesafete göre (dava dilekçesinde talep edilen ücretin %60'ı) takdir edilen ücretin fahiş olduğunu, davada dilekçeler teatisinin, savunma ve delili ibrazı aşamasının, ön inceleme duruşmasının dahil ilk üç duruşmanın dava dışı vekiller tarafından tamamlanmış olduğunun Mahkemenin de tespitinde olduğu, vekaletnamenin süresinin sona erdiği 23.06.2017 tarihinden sonraki duruşmaya katılan davalı şirket çalışanı avukat yönünden yetkisiz temsilin söz konusu olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davada nihai kararın 2017 tarihinde verildiğini, buna göre davacı yararına ancak bu tarifeye göre hüküm kurulabileceğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekâlet ilişkisinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir. 1. Davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararında; davacı avukatın vekâlet süresinin yenilenmemesi "haksız azil" olarak nitelendirilmiş ve Avukatlık Kanunu’nun 164/4 maddesi uyarınca dava değerinin %10’u üzerinden hesaplanan tutara hükmedilmiştir. Ancak, taraflar arasında vekâletnamenin süreli olduğu ve bu sürenin sonunda ilişkinin kendiliğinden sona ereceği hususu başlangıçta bilinmektedir. Süresi dolan bir vekâletnamenin müvekkil tarafından yenilenmemesi, tek taraflı bir bozma (azil) niteliğinde olmayıp, sözleşmede belirtilen sürenin sona ermesi mahiyetindedir.
Avukat olarak verilen vekâletin süresi dolunca vekalet ilişkisinin yenilenmeme ihtimalini bilen davacının, süreli vekâletname alarak vekilliği üstlendiği kabul edilmelidir. Bu durumda vekâletnamenin yenilenmemesi haksız bir davranış teşkil etmez. Ancak bu durum, davacı avukatın hizmetinin karşılıksız kalacağı anlamına da gelmez. Avukatın, vekâletnamenin yürürlükte olduğu dönemde sarf ettiği emek ve mesaisi, takip ettiği duruşma sayısı, sunduğu dilekçeler ve davanın seyri nazara alınarak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde uygun bir ücretin takdir edilmesi gerekmektedir. (Bkz. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 09.07.2007 T. 2007/9330 E., 2007/11833 K. sayılı ve 23.03.2017 T. 2016/5116 E., 2017/3678 K. sayılı kararı) İlk Derece Mahkemesince, davacının sarf ettiği emek nazara alınarak hakkaniyete göre bir belirleme yapılmışken; aksi düşünce ile Bölge Adliye Mahkemesince süresi sona eren vekaletnamenin yenilenmemesi "haksız azil" kabul edilerek, yazılı şekilde tarifeye göre hesaplanan ücretin tamamına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.