Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5547 E. 2026/2447 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5547
Karar No
2026/2447
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1261 E., 2025/1724 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/93 E., 2025/102 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin, davalının banka hesabına "...'a kişisel borç olarak gönderilen" açıklamasıyla 03.07.2023, 05.07.2023, 31.07.2023 tarihlerinde toplan 410.000 USD borç para havale ettiğini, davalının 04.08.2023 tarihinde 60.000 USD borç ödemesi yaptığını, müvekkilinin bakiye borcun ödenmesi için davalıya 13.12.2023 tarihinde ihtar çektiğini, davalı ödeme yapmayınca ilamsız icra takibi başlattığını ileri sürerek; davalının takibe vaki itirazının iptaline, davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin 410.000 USD aldığını ancak davacının çok kısa süre sonra ödeme talep ettiğini, bu nedenle 60.000 USD'yi geri verdiğini, kalanını ödeyemediği için davacının fahiş faiz ilave ederek müvekkilinden zorla 30.06.2024 vade tarihli 650.000 USD bedelli çeki aldığını, müvekkilinin kalan borcunu elden ödediğini, ancak çeki iade etmeyen davacının faiz borcu olduğunu söylediğini, davacının tefeci olduğunu savunarak, davanın reddine ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın devamı sırasında davacı vekili ile davalı arasında söz konusu davaya konu olan alacak kalemine ilişkin olarak 25.01.2025 tarihli protokolün imzalandığı, söz konusu protokol hükümleri incelendiğinde; tarafların birbirlerini ibra ettiğinin, ayrıca birbirlerinden yargılama masrafı ve vekalet ücreti talebinin olmadığını beyan ettikleri, davacı avukatının da duruşmada yargılama masrafı ve vekalet ücreti talebinin bulunmadığını beyan ettiği, ayrıca davalı asile işbu protol altındaki imzanın kendisine ait olup olmadığı konusunda usulüne uygun isticvabının yapıldığı, bu kapsamda protokol altındaki imzanın davalıya ait olduğunun kabul edildiği gerekçesiyle; davanın konusuz kalması nedeniyle reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece hükmedilen vekalet ücretinin avukata değil tarafa ait olduğu konusunda Yargıtay uygulamasının istikrar kazandığı, bu nedenle davalının vekalet ücreti istemediğini belirtmesi halinde Mahkemece vekalet ücretine hükmedilemeyeceği, 25.01.2025 tarihli protokolde davalı asil, yargılama gideri ve vekalet ücretini, davacı taraftan talep etmediğini belirtmekle, kendi vekilini, yasal vekalet ücretinden mahrum etmemekte sadece bunu karşı taraftan kendi adına talep edilmeyeceğini ifade etmiş olduğu, Mahkemece, davalı asile protokolle ilgili meşruhatlı davetiye çıkartıldığı ve davalıya usulüne uygun tebliğ edildiği, davalının buna rağmen imzaya ve içeriğine itirazda bulunmadığı, bu nedenle protokoldeki imzanın kendisine ait olduğunun kabulünün gerektiği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; ibraz edilen protokolde tarafların vekalet ücreti ve yargılama giderleri konusunda birbirlerini ibra ettikleri gerekçesiyle müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, zira protokolün tarafınca imzalanmadığını, müvekkilinin de imzayı kabul etmediğini, davanın konusuz kalması nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 6.maddesi gereği lehe vekalet ücreti verilmesi gerektiğini belirterek, kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tüketim ödüncü sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Temyiz olunan karardaki gerekçeye, davacı vekili tarafından sulh protokolünün sunulduğu duruşmada davalı tarafa beyanda bulunması için süre verildiği halde verilen süre içinde beyanda bulunulmadığı gibi, sonraki celse isticvabına karar verilmiş ve duruşmaya gelmemesi halinde sulh protokolündeki imzayı kabul etmiş sayılacağına dair ihtarı içeren usulüne uygun çağrıya rağmen davalı asilin duruşmaya gelmediğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5547, K. 2026/2447, T. 22.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-5547-e-2026-2447-k-81ebdb5706f0