Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/5190 E. 2026/1910 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5190
Karar No
2026/1910
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1905 E., 2025/1682 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 8. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2020/543 E., 2024/609 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; müteveffa ...'ın, müvekkili ...'nin eşi, diğer müvekillerinin ise babaları olduğunu, 10.04.2020 tarihinde nefes alma güçlüğü, öksürük, baş ağrısı ve halsizlik şikayetleriyle davalı şirket tarafından işletilen Özel ... Tıp Merkezi'ne başvurduğunu, dahiliye hekimi olan davalı ... tarafından yapılan muayeneyi takiben EKG, kan, idrar testleri ile röntgen çekimleri sonucu hipertansiyon ve akut üst solunum yolu enfeksiyonu teşhisi konulduğunu ve antibiyotik tedavisi düzenlenerek evine gönderildiğini, şikayetlerinin devam etmesi ve solunum sıkıntısının artması üzerine davalı hekim ile iletişime geçildiğini, davalı hekim tarafından, sıkıntının müteveffanın kullandığı tansiyon ilacının yan etkisinden kaynaklandığı söylenerek ilaç değişikliği yapıldığını, artan solunum sıkıntısı ve öksürük şikayetlerinin geçmemesi üzerine aile üyeleri tarafından 14.04.2020 tarihinde ... Devlet Hastanesine götürüldüğünü, sürüntü örneği testi ve akciğer tomografisini takiben Covid servisinde yoğun bakıma kaldırıldığını, 16.04.2020 tarihinde durumunun ağırlaşması üzerine entübe edildiğini ve aynı gün vefat ettiğini, davalılara başvurulduktan 4 gün sonra yoğun bakıma kaldırılmasına kadar geçen zamanda Covid-19'a yönelik bir tedavi alamayan hastanın vefatı nedeniyle davalıların özen sorumluluklarının olduğunu, Sağlık Bakanlığının ilgili tarihte tüm ülkede geçerli olan Covid-19 teşhis ve tedavi protokollerinin davalıları da bağlamasına rağmen, şikayetleri ve hastalık öyküsü tipik Covid-19 belirtileri gösteren hastaya uygulanmadığını, Covid hastalığına yönelik tüm tetkikler yapılmadan akut üst solunum yolu teşhisine gidilerek antibiyotik tedavisine başlanılması sebebiyle davalı doktorun hukuki sorumluluğunun olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkillerinden ... için 250,00 TL maddi, 250,00 TL destekten yoksun kalma ve 100.000,00 TL manevi, ... için 250,00 TL maddi, 250,00 TL destekten yoksun kalma ve 50.000,00 TL manevi, ... için 250,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, ... için 250,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın, vefat tarihinden itibaren işleyecek ticari faizleriyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... Özel Polikliği ve Mal. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili; davacıların murisinin, müvekkili şirket bünyesinde faaliyet gösteren tıp merkezine müracaatında, öksürük, halsizlik, baş dönmesi ve baş ağrısı şikayetlerine göre dahiliye doktoru ... tarafından yapılan muayeneside, Covid-19 hastalığını düşündürecek bir hal bulunmadığını, akciğer grafisinde de yaygın radyolojik bulgunun tespit edilmediğini, dolayısıyla muayene tarihi itibarıyla hastanın Covid-19 olarak değerlendirilmesini gerektiren olası veya kesin tıbbi veri ve bulguların bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili; müvekkilinin öncelikli olarak müteveffanın ateş, tansiyon ve genel fiziki muayenesini yaptığını, ardından da akciğer filmi ve kan tahlilleri ile kontrolünü sağladığını, yapılan kontrollerde, hafif ateş 37,5 C, tansiyon [11/7 ], dil paslı, boğaz kızarık, kalp sesleri doğal olarak gözlemlendiğini, öksürük şikayetine ilişkin olarak diğer davalı olan poliklinik tarafından sağlanan imkanlar dahilinde akciğer grafisinin çekilmesini talep ettiğini, uzman radyolog tarafından hazırlanan raporda akciğer grafisinde anormal bir durum belirtilmediğini, mevcut imkan ve testler sonucunda yapılan değerlendirmede hastalığın üst solunum yolları enfeksiyonu olarak değerlendirilip tedavisine başlandığını, müteveffanın yaşı da göz önüne alınarak enfeksiyonun akciğerine inmesini önlemek amacıyla tedavisine antibiyotik eklendiğini, müvekkilinin bir hekimden beklenen özen ve ihtimamı gösterdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi heyet ve ATK raporları doğrultusunda, davalı ...'un uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, radyoloji uzmanının 10.04.2020 tarihinde düzenlediği akciğer grafisi değerlendirmesinde, alt zonlardaki opasite artımlarının raporda yer almamasının eksiklik olduğu, aynı gün pnömoni için de uygun olan tedavinin düzenlendiği, tedaviye cevap vermeyen hastaya tekrar dört gün sonra hastaneye başvurusunda tanı konduğu, bu dönemde ve halen Covid-19’un kesin tedavisinin bulunmadığı, dolayısıyla radyoloji uzmanı hekim tarafından yapılan eksikliğin, hastanın tedavi süreci ve vefatı üzerine etkisinin olmadığı, yapılan uygulamalar ile kişinin ölümü arasında illiyet bağı bulunmadığı, davalıların kusur, ihmal ve sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 18.11.2022 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile 8. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 27.09.2023 tarihli raporu arasındaki çelişkiyi gideren Adli Tıp Üçüncü Üst Kurulunun 04.04.2024 tarihli raporunda, dava dışı radyoloji uzmanı hekim tarafından yapılan eksikliğin, kişinin tedavi süreci ve ölümü üzerinde etkisinin olmadığının ve yapılan uygulamalar ile kişinin ölümü arasında illiyet bağının bulunmadığının tespiti üzerine davanın reddine dair verilen kararın, usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; Mahkemece ilk alınan bilirkişi raporu dikkate alınmadan eksik incelemeyle hüküm kurulduğunu, hastaya verilen "Claricide" isimli antibiyotiğin pnömoni tedavisinde kullanılabilen bir antibiyotik olduğunu, ancak Toplumda Gelişen Pnömoniler Tanı ve Tedavi Uzlaşı Raporu dikkate alındığında uygulanan bu antibiyotik tedavisinin yetersiz kaldığının ifade edildiğini, hastaya verilen antibiyotiğin COVİD-19 hastasına uygun ve yeterli olup olmadığına dair talep ve itirazları dikkate alınmadan eksik incelemeyle hüküm kurulduğunu, ilk alınan bilirkişi raporunda, "Claricide" isimli antibiyotiğin pnömoni tedavisinde kullanılabilen bir antibiyotik olduğunu kabul etmekle birlikte, bu ilacın Toplumda Gelişen Pnömoniler Tanı ve Tedavi Uzlaşı Raporu gereği ancak ikincil yani hastanın sağlık durumu belli bir seviyeye geldikten sonra kullanılması gerektiğinin, başka bir ifadeyle COVİD-19 hastası olan bir kişiye verilmesi gereken ilk ilacın "Claricide" olmadığının vurgulamasına rağmen, bu husus açıklığa kavuşturulmadan karar verildiğini, ayrıca davalıların, hastanın kendilerine başvurduğu 10.04.2020 tarihinde geçerli olan Sağlık Bakanlığı Covid-19 protokollerini de uygulamadıklarını, bu protokollere uyulup uyulmadığına dair tespit taleplerinin de dikkate alınmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden kaynaklı özen borcuna aykırı davranıldığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Somut uyuşmazlıkta; davacıların murisi ...'ın, 10.04.2020 tarihinde nefes alma güçlüğü, öksürük, baş ağrısı ve halsizlik şikayetleriyle davalı Tıp Merkezi'ne başvurduğu, dahiliye hekimi olan davalı ... tarafından yapılan muayeneyi takiben EKG, kan, idrar testleri ile röntgen çekimleri sonucu hipertansiyon ve akut üst solunum yolu enfeksiyonu teşhisi konulduğu ve antibiyotik tedavisi düzenlenerek evine gönderildiği, artan solunum sıkıntısı ve öksürük şikayetlerinin geçmemesi üzerine 14.04.2020 tarihinde ... Devlet Hastanesine götürüldüğü, sürüntü örneği testi ve akciğer tomografisini takiben Covid servisinde yoğun bakıma kaldırıldığı, 16.04.2020 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır. 2. Davacıların murisinin vefatı sebebiyle tedaviyi üstlenen doktorun ve sağlık kuruluşunun kusuru bulunup bulunmadığının tespiti ile maddi ve manevi tazminat talepli açılan davada, Mahkemece iki Göğüs Hastalıkları uzmanı ile bir Adli Tıp uzmanından teşekkül ettirilen heyetten alınan 18.11.2022 tarihli raporda; hastanın çekilen akciğer filmindeki zatürreye ait bulguların radyolojik olarak normal raporlandırılmasının da etkisiyle hastaya üst solunum yolu enfeksiyonu tanısı konulduğu, ancak dosyada yer alan CD'deki akciğer grafisinin incelenmesi ile her iki akciğerde zatürre bulgularının mevcut olduğu, mevcut akciğer grafisi raporunun hatalı olduğu ve bu durumun hastaya pnömoni (zatüre) tanısı konulamamasına neden olduğu, hastanın semptomları, yapılan tüm radyolojik ve laboratuvar incelemeleri sonucunda davalı hekim tarafından düşünülen üst solunum yolu enfeksiyonu tanısına uygun tedavi yapıldığı, ancak hastada uygun semptomları olmasına rağmen akciğer grafisinin normal olarak yorumlanması nedeniyle mevcut olan (COVID-I9 ve/veya başka bir etkene bağlı) zatürrenin başvuru sırasında tespit edilemediği ve bu nedenle pnömoni (zatürre) tanı ve tedavi uzlaşı raporuna göre uygun zatürre tedavisinin yapılamadığı, verilen mevcut tedavinin hastada yetersiz kaldığı görüşü bildirilmiş, tarafların rapora itirazları üzerine 8. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 27.09.2023 tarihli raporda; davalı dahiliye ...'un uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğu, dava dışı Radyoloji uzmanının 10.04.2020 tarihinde düzenlediği PA Akciğer grafisi değerlendirmesinde, alt zonlardaki opasite artımlarının raporda yer almamasının eksiklik olduğu, aynı gün pnömoni için de uygun olan tedavinin düzenlendiği, tedaviye cevap vermeyen hastanın tekrar dört gün sonra hastaneye başvurusunda tanı konduğu, bu dönemde ve halen Covid-19’un kesin tedavisinin bulunmadığı, dolayısıyla Radyoloji uzmanı tarafından yapılan eksikliğin kişinin tedavi süreci ve ölümü üzerine etkisinin olmadığı, yapılan uygulamalar ile kişinin ölümü arasında illiyet bağı bulunmadığı mütalaa edilmiş, bilirkişi raporu ile ATK raporu arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. Üst Kurulunca düzenlenen 04.04.2024 tarihli raporun ise 8. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporun tekrarı niteliğinde olduğu görülmüştür. 3. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince, 18.11.2022 tarihli bilirkişi kurulu raporu ile 27.09.2023 tarihli Adli Tıp 8. İhtisas Kurulunun raporu arasındaki çelişkinin, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. Üst Kurulunca düzenlenen 04.04.2024 tarihli raporda giderildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 3. Üst Kurulu raporunun, reçete edilen antibiyotiğin hastanın tedavisinde yetersiz kalıp kalmadığı konusundaki çelişkiyi giderecek şekilde ayrıntılı ve açıklayıcı olarak hazırlanmadığı anlaşılmıştır. O halde, İlk Derece Mahkemesince; dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla, tam teşekküllü Üniversite Hastanelerinde görevli iki Göğüs hastalıkları uzmanı bir Radyoloji uzmanından oluşan bilirkişi heyeti marifetiyle, Radyoloji uzmanı hekim aleyhine açılmış bir dava bulunmasa da onu çalıştıran hastane işletmesinin hatalı radyoloji yorumu sebebiyle uygulanan antibiyotik tedavisinin yetersiz kalıp kalmadığının açıklığa kavuşturulduğu, önceki raporlardaki açık çelişkinin giderildiği, hastane işletmesinin özen yükümlülüklerine aykırılık niteliğinde ihmal ve kusurlarının bulunup bulunmadığı, tedavi süreci ve organizasyonunun iyi yönetilip yönetilmediği hususlarında, tarafların beyan ve itirazları dikkate alınarak tereddüte yer vermeyecek şekilde, ayrıntılı ve açıklayıcı, hüküm kurmaya elverişli ve Yargıtay denetimine uygun bir rapor aldırılarak, varılacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacılar yararına BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/5190, K. 2026/1910, T. 06.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-5190-e-2026-1910-k-bac5eb3eb9c1