Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4632 E. 2026/2206 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4632
- Karar No
- 2026/2206
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/647 E., 2025/1045 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2022/693 E., 2024/30 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı; davalı avukat ile Konya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/693 E. sayılı, Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/671 E. sayılı ve Konya 5. İcra Müdürlüğünün 2017/7445 E. sayılı dosyaların takibi yönünden 8.000,00 TL karşılığında anlaşarak vekalet verdiğini, davalıya 10.000,00 TL ücret ödediğini, fazladan tahsil edilen 2.000,00 TL'nin kendisine iade edilmediğini, davalının mesleğinin etik ve onuruna aykırı hareket ettiğini, davalının kendisinden habersiz olarak icra dosyasındaki borçlu ile imzaladığı taahhütname ile 37.000,00 TL alacağından feragat ettiğini, zimmetine 7.590,00 TL geçirdiğini, davaları gereği gibi takip etmediğini ve haber verme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalının vekalet ücreti talebinin fahiş olduğunu, davalının kendisine tehdit, hakaret ve tacizlerde bulunduğunu, davalı avukatı görevi kötüye kullanma ve hakaret suçları nedeniyle Konya Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet ettiğini, davalı avukatın kendisini zarara uğrattığını, haksız olarak istifa ettiğini, bu nedenle takip ettiği dava ve icra takiplerinden dolayı vekalet ücretini hak etmediğini ileri sürerek, belirsiz alacak davası olarak, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın dava ve 50.000,00 TL manevi tazminatın vekalet tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin davacı adına vekalet sözleşmesi gereği takip ettiği bütün işlerde özen yükümlülüğü yerine getirdiğini, icra dosyasındaki borçlu ile yapılan anlaşmanın davacının 24.04.2018 tarihli kendi el yazısıyla verdiği muvafakat ile gerçekleştirildiğini, icra takibi borçlusu tarafından davacının darp edildiğini, müvekkiline de tehdit mesajları gelmesi üzerine davacı ile 3.000,00 TL vekalet ücreti alınması karşısında Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/22722 soruşturma sayılı dosyasının açıldığını, takip dosyasından tahsil edilen 22.225,00 TL'nin 3.000,00 TL'nin soruşturma dosyası vekalet ücreti yönünden, 11.635,00 TL'sinin ise takip dosyası karşı yan vekalet ücreti olarak yatırılan paradan tahsil ettiğini, bakiye 7.590,00 TL'nin davacıya gönderildiğini ancak iade edildiğini, bunun üzerine iade edilen para da vekalet ücretine mahsuben tahsil edildiğini, her türlü bilgilendirmenin ve hesabın davacıya yapıldığını, buna rağmen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde (AAÜT) yer alan oranlar üzerinden bile vekalet ücretinin tamamının tahsil edilemediğini, davacının beyanlarının gerçek dışı ve iftiralardan oluştuğunu, davacının kabul ettiği şekilde anlaşma yapılmış hali ile 36.303,26 TL tahsil edilmesi gerekirken şimdiye kadar 29.995,00 TL tahsil edildiğini, davacının anlaşılmış vekalet ücretleri için kesilen faturalar kendisine bildirildiği halde itiraz etmeyerek bu tutarları kabul ettiğini, kabul etmemiş olsaydı bile AAÜT gereği 31.033,26 TL vekalet ücret alacağı bulunduğunu, davacı adına müvekkili tarafından takip edilen tüm dosyalarda davacı lehine olacak şekilde gerekli işlemlerin yapıldığını, bu aşamadan sonra yapılan azlin haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin vekalet ücretinini tamamına hak kazandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı vekil tarafından vekalet tarihinden itibaren davacıya gerekli hukuki yardımlarda bulunulduğu, takip dosyasının takip edildiği, gecikmeksizin borçlunun tüm malvarlığına haciz şerhlerinin koydurulduğu, borçlu adına kayıtlı araç üzerine yakalama şerhi koydurulduğu, ancak davacının 24.04.2018 tarihli muvafakatı üzerine 07.05.2018 tarihinde borçlu ile bir kısım alacaktan feragat edilmek suretiyle taahhütname imzalandığı, borçlunun taahhüte uymaması üzerine hapisle mahkumiyeti yönünden İcra Ceza Mahkemesine şikayette bulunulduğu gibi tekraren araç üzerine yakalama talep edildiği, diğer taraftan taşınmazlar yönünden satış talep edilmemesinde davalıya yüklenilecek herhangi bir sorumluluk olmadığı, zira taşınmaz satışlarının yüksek masraf gerektiren işlerden olup davacı tarafından satış masraflarının karşılandığının da dosya kapsamına göre kanıtlanamadığı, taşınmazlar üzerine ihtiyati haciz konulduğundan her zaman için satışının da talep edilebileceği, bu durumda davacı zararının da oluşmadığı ve oluşmayan zarardan davalı vekilin sorumlu tutulamayacağı, davalı tarafından vekaleten yürütülen tüm işlerde davalı vekil tarafından 2.781,42 TL yargılama gideri yapıldığı, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 164. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca vekilin hakedeceği vekalet ücretinin 34.824,91 TL olacağının belirlendiği, Konya 5. İcra Müdürlüğü dosyasında davalı vekile 22.225,00 TL ödeme yapılmış ise de; yasalar uyarınca yatırılan bedelin ilk önce faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretine mahsup edilmesinin gerektiği, davalı vekil tarafından da öncelikli olarak karşı yan vekalet ücretini ve Konya 14. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasına ilişkin vekalet ücretini mahsup edilerek bu miktar üzerine hapis hakkı uygulandığı, takip dosyasından oluşan akdi vekalet ücretinin tahsil edilmediği, davacının hesap sorması üzerine alınacak vekalet ücretleri, yapılan tahsilat ve davacıya ödenecek bedel yönünden davacının bilgilendirdiği ve bu suretle davalı vekilin hesap verme yükümlülüğünü yerine getirdiği, davacı tarafından 24.01.2019 tarihinde güven ilişkisinin sarsıldığını beyan etmesine rağmen davalı vekili azletmediği, dolayısıyla şikayet tarihi olan 25.04.2019 tarihine kadar taraflar arasındaki vekalet ilişkisinin sürdürüldüğü, davalının güven sarsıcı eyleminin bulunmadığı, davalı vekilin alacağını ödenen bedelden mahsup yapmasının yasal hakkı olduğu, davacının taraflar arasındaki güven ilişkisini zedeleyecek şekilde Cumhuriyet Başsavcılığına haksız kesinti yapıldığı belirtilerek şikayette bulunmasının vekalet akdine dayalı hukuki ilişki ile bağdaşmadığı, bu nedenle davalının vekalet akdini feshetmekte haklı olduğu, davalının avukatlık ücretinin tamamına hak kazandığı, alınan bilirkişi raporuyla; davalı vekil tarafından yapılan yargılama giderleri ile hak edilen akdi ve karşı yan vekalet ücretinin toplam 37.606,33 TL olduğu, davacının yapmış olduğu ödeme tutarının 10.500,00 TL olup takip dosyasından tahsil edilen 22.225,00 TL'nin de bu bedele ilavesiyle davalı vekile 32.725,00 TL ödeme yapıldığının kabulü gerektiği, bu durumda davacının fazladan ödemiş olduğu herhangi bir vekalet ücret bedeli bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı; Derece Mahkemelerinde iddialarını tekrar ederek, eksik inceleme ve değerlendirme ile verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu ve denetime elverişli olmadığını, bilirkişi raporuna itiraz etmesine rağmen çelişkilerin giderilmediğini, davalıyı Konya Barosuna şikayeti üzerine davalının sunduğu cevap dilekçesinde haksız azledildiğini savunduğunu, ancak haklı gerekçeleri olmasına rağmen davalıyı azletmediğini, davalının haksız olarak istifa ettiğini, 1136 sayılı Kanunun 174. maddesi gereği aldığı ücreti iade etmesinin zorunlu olduğunu, icra dosyasında borçlunun ödemeleri taksitle yapacağını söyleyerek bu yönde muvafakatini aldığını, borcun 37.000,00 TL'sinden feragatine dair muvafakatinin alınmadığını, vekaletnamede feragat yetkisinin bulunmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekilin hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle davalının davacı adına vekaleten takip ettiği dava ve takiplerde özen ve hesap verme yükümlülüğüne aykırı davrandığının ispatlanamadığı, davalı avukatın 10.08.2017 tarihli vekaletname ile feragata yetkili kılındığı, 24.08.2018 tarihli dilekçe ile davacının bir kısım alacağından feragat ettiği, davacının davalının haksız kesinti yaptığı iddiasıyla Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunmasının taraflar arasındaki güven ilişkisini sarstığı ve bunun üzerine davalının istifa etmesinin haklı olduğu, dosyaya kazandırılan denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile davacının fazladan ödemiş olduğu herhangi bir vekalet ücret bedeli bulunmadığının belirlendiği anlaşılmakla, davacının temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinini birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.