Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4545 E. 2026/2476 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4545
- Karar No
- 2026/2476
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2014 E., 2025/581 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/202 E., 2024/248 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili şirketin ... Müdürlüğünün mükellefi olduğunu, davalı İdare tarafından müvekkili şirket bünyesinde istihdam edilen ... isimli çalışanın ortak olduğu İflas Halinde ... Endüstriyel Ürünleri ve Makine İmalatı ve Dış Ticaret Limited Şirketi Unvanlı şirketin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 79. maddesine istinaden müvekkili şirkete 14.03.2016 tarihinde haciz bildirileri tebliğ edildiğini, söz konusu haciz bildirilerine 26.04.2016 tarihinde cevap verilerek asıl vergi borçlusu ...'un maaşından 1/3 oranında kesinti yapıldığını, ...'un 31.03.2016 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığını, bu sebeple kesinti yapılarak ödenen ihbar süresine ait ücreti dışında müvekkili şirketten başka hiçbir hak ve alacağının bulunmadığını bildirdiğini, davalı İdarenin ayrılan işçi ...'un vergi borçlarına karşılık 901.674,49 TL tutarındaki ödeme emirlerini müvekkili şirkete tebliğ ettiğini, davalı İdare tarafından 14.03.2016 tarihinde gönderilen ve tebliğ alınan haciz bildirilerinin, müvekkili şirkette 06.08.20 15... .03.2016 tarihleri arasındaki işçi olarak çalışan ...'un müvekkili şirket bünyesinde işe girmeden önce ortağı olduğu şirketlerin vergi borçlarından kaynaklandığını, müvekkili şirketin asıl borçluya herhangi bir borcunun bulunmadığını tevsik edici belgeler ile 26.04.2016 tarihli yazı ile davalıya bildirildiğini, fakat davalının haciz bildirilerine süresinde cevap verilmediğinden bahisle 29.04.2016 tarihinde amme borçlusu ...'un vergi dairesine olan vergi borçlarını müvekkili şirket yedinde kabul ederek müvekkili şirkete ödeme emirleri tebliğ ettiğini, vergi dairesinin, müvekkili şirket tarafından sunulan belgelerden açıkça belirli olmasına rağmen amme borçlusu çalışanının müvekkili şirketten başkaca alacağı varmış gibi ödeme emirleri gönderdiğini ileri sürerek; müvekkili şirketin amme borçlusu ...'a borçlu olmadığının tespit edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacıya gönderilen haciz bildirgesinin 14.03.2016 tarihinde usulüne uygun tebliğ edildiğini, davacının tebliğ edilen haciz ihbarnamesi üzerine borcu olmadığı yönündeki iddiasını 7 gün içinde bildirmediğini, dolayısıyla ödeme emrine konu borcun tamamı zimmetinde sayılarak daha sonrasında davacı adına ödeme emri tanzim ve tebliğ edildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava dışı ...'un davacı şirketten alacağı olan 1.467,74 TL net maaşının 2/3'lük kısmının 12.04.2016 tarihinde ... adına 978,40 TL, 1/3'lük kısmının 13.04.2016 tarihinde İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı ... adına 489,34 TL olarak ödendiği, 6183 sayılı Kanun gereğince amme alacaklarının tahsili için ilgili 3. kişiye haciz bildirisinin tebliğ edilmesi gerektiği, Danıştay kararları ve dosyaya ibraz edilen vergi mahkemesi kararlarına göre alacaklının tüm vergi borcu kadar değil tespit edilen hak ve alacak tutarı kadar olacağı yönünde olduğu, dava dışı ...'un 31.03.2016 tarihinde kendi isteği ile istifa ettiği, 12.04.2016 tarihli ibranamede iş akdinden doğan bilcümle haklarını işverenden tam ve noksansız olarak tahsil ettiğini beyan ve ibra ettiği mevzuat kapsamında istifa ve ibranameye göre dava dışı ...'un işveren şirket olan davacıdan hiçbir hak ve alacağının kalmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davacının dava dışı vergi borçlusu ...'a borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yasa yolu denetiminden geçmek suretiyle 09.03.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılan İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 2019/2043 E., 2019/1559 K. sayılı kararı ile davalı Kuruma vergi borcu bulunan iflas halindeki ... Endüstriyel Ürünleri ve ... Makine İmalatı ve Dış Tic. Ltd. Şti. unvanlı şirketlerin ortağı ...'un, davacı şirkette çalıştığının tespit edilmesi üzerine, gönderilen haciz bildirilerinin 14.03.2016 tarihinde tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde tahsil dairesine yazılı beyanda bulunulmadığı, süresinde sonra verilen dilekçe ile ilgilinin maaşına gerekli haciz işleminin tatbik edilerek idarenin hesabına aktarıldığı, asıl borçlunun işten çıkması nedeniyle de bu tarih itibarıyla herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığının bildirildiği, bu durumda haciz için öngörülen koşul oluşmadığı halde, borç zimmetinde sayılmak suretiyle davacı adına ödeme emirleri düzenlenmesinde hukuka uyarlılık bulunmadığı gerekçesiyle, İdare tarafından davacıya gönderilen ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiş olmakla, haciz bildirisinin dayanağının kalmadığının ve ödeme emrinin tebliğ tarihi itibarıyla davacının vergi borçlusu ...'a borcu bulunmadığının tespit edildiğini, bununla birlikte haciz ihbarnamesinin temelinin ortadan kalkması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekli ise de, bu hususta istinaf olmadığından, sadece değinilmekle yetinildiğini, 6183 sayılı Kanunun 79. maddesine dayanılarak açılan davada, davacının haciz bildirgesine süresi içerisinde itiraz etmediğinin Mahkemeninde kabulünde olduğu, davacının davanın açılmasına kendisinin sebebiyet verdiği gözetilerek yargılama giderlerinin üzerinde bırakılması ve davacı yararına bir vekalet ücreti takdir edilmemesi gerekirken, yargılama giderlerinin davalıdan tahsili ile davacı taraf yararına vekalet ücreti takdir edilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle; davalı vekilinin başvurusunun kısmen kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kabulüne, davacının dava dışı vergi borçlusu ...'a borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı vekili; davacı şirket hakkında yasal mevzuat çerçevesinde yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı; ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Katılma yolu ile temyiz eden davacı vekili; davalı İdarenin her aşamada hukuka açıkça aykırı işlemini geri çekme hak ve yetkisine sahip olmasına rağmen bunu yapmadığını ve bu aşamaya kadar 9 yıl süren bu davanın devam etmesine bilerek ve isteyerek sebep olduğunu, dokuz yıl süren yargılama neticesinde müvekkil şirket lehine sonuçlanan davada lehe vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 6183 sayılı Kanun'un 79/4 madde hükmü uyarınca menfi tespit istemine ilişkindir. 1.Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davalı İdare tarafından davacı şirkete gönderilen haciz bildirileri üzerine işlem yapıldığı, davacı şirketin süresinden sonra verildiği dilekçe ile dava dışı asıl borçlunun maaşına haciz uygulanarak İdarenin hesabına aktarıldığı, asıl borçlunun işten çıkması nedeniyle de bu tarih itibarıyla herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığının bildirildiği, davacının 6183 sayılı Kanunun 79. maddesine istinaden düzenlenen haciz bildirilerine süresinde itiraz etmediğinden bahisle tanzim edilen 29.04.2016 tarihli ve 1 ila 10 takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açtığı İstanbul 6. Vergi Mahkemesinin 15.10.2019 tarihli ve 2019/2043 E., 2019/1559 K. sayılı kararıyla; davacı şirketin ...'a olan borcun miktarına ilişkin somut bir tespit yapılmadan amme alacağının tamamı üzerinden haciz bildirisi ve tamamına yakın kısmı üzerinden de ödeme emirleri düzenlendiği olayda, 6183 sayılı Kanunun 62. maddesinin birinci fıkrasında haciz için öngörülen koşul oluşmadığından aynı Kanunun 79. maddesinin 3. fıkrası hükmüne dayanılarak, borç zimmetinde sayılmak suretiyle ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu ödeme emirleri iptal edildiği ve kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu haliyle haciz bildirisinin dayanağının kalmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin tüm, temyiz itirazların reddi gerekir. 2. 6183 sayılı Kanunun 79. maddesiyle; süresinde haciz bildirimine itiraz edilmediği takdirde, borcu bulunmadığını iddia eden kişiye menfi tespit davası açabilme imkanı tanınmıştır. Davacı tarafın sözkonusu yasal hakkını kullanarak menfi tespit isteminde bulunduğu ve yargılama sonucunda haklı olduğu belirlenmiştir. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168/2 maddesi uyarınca maktu vekalet ücretinin ve davacı tarafça yapılan yargılama giderinin aleyhine hüküm verilen davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacı lehine hükmedilen vekalet ücretine ve yargılama giderinin tahsiline karar verilmemesi, doğru olmayıp bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 maddesi hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin tüm, temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı tarafın yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin (d) ve (e) alt bentleri çıkartılarak yerlerine sırasıyla; " d/ 29,20 TL başvurma harcı ve 3.052,90 TL dosya masrafı toplamı 3.082,10 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, " e / Davacı kendini bir vekille temsil ettirdiğinden 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 168. maddesinin ikinci fıkrası ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," bentlerinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.