Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4141 E. 2026/1210 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4141
- Karar No
- 2026/1210
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1852 E., 2025/1042 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 9. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2021/... E., 2022/232 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanunun 366. maddesi atfıyla aynı Kanunun 352/1 maddesinin (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre, Bölge Adliye Mahkemesince hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar 41.354,00 TL olup, dava tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 58.800,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 22.01.2018 tarihinde davalı şirketin yetkilisi ile "Yurtdışı Eğitim Danışmanlığı Sözleşmesi" imzaladığını, sözleşmenin müvekkilinin Almanya'da dil eğitimi alması için yapıldığını, sözleşmenin on aylık bir eğitimi kapsadığını, müvekkilinin 1.800 Euro danışmanlık hizmet bedeli ve 6.670 Euro okul için ödeme yaptığını, davalı tarafından Almanya'daki dil kursunun sadece üç aylık bedeli ödendiği için müvekkilinin Türkiye'ye geri dönmek zorunda kaldığını, davalı şirket ile yapılan görüşmelerde para iadesinin yapılacağının bildirildiğini ancak herhangi bir iade yapılmadığını, bunun üzerine müvekkilinin suç duyurusunda bulunduğunu ve icra takibi başlattığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 13.000,00 TL maddi ve 250.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 01.02.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle, maddi tazminat taleplerini artırarak, 100.783,70 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; müvekkili şirket tarafından davacıdan tahsil edilen ücret, yurt dışındaki okula ödendiğinden husumet itirazlarının olduğunu, davacının ailevi sorunları nedeniyle eğitimini yarıda bıraktığını ve ülkeye geri döndüğünü, sözleşmede iade yapılamayacağını ilişkin açık hüküm olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında, davalının davacıdan tahsil ettiği kurs ücretini Almanya'daki kursa eksik ödediği, eksik ödenen kurs ücreti ve oturum izni olmaması nedeniyle davacının kursa devam edemediği, kursa devam edememe hususunda davalının sorumlu olduğu, bu nedenle davacının ödediği 6.670,00 Euro kurs ücretinin karşılıksız kaldığı kanaatine varıldığı, dava konusu olayda davacının cismani bir zararının bulunmadığı, davacının ağır bir manevi üzüntü ve zararından bahsedilemeyeceği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile, toplam 100.783,70 TL'nin 13.000,00 TL'lik kısmının dava tarihinden itibaren, geriye kalan 87.783,70 TL'nin ise ıslah tarihi olan 01.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kısmi dava olduğu, davacının davalı şirkete 6.670 Euro ödeme yaptığına dair taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, ancak davalı şirketin davacıdan aldığı bedeli dil kursuna gönderdiğini ispatlayamadığı, dava tarihi itibarıyla 6.670 Euro'nun karşılığının 41.354,00 TL'ye tekabül ettiğini, Mahkemece dava tarihi itibarıyla Euro'nun değerine göre hesaplama yapılarak karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 41.354,00 TL'nin 13.000,00 TL'sinin dava tarihinden 28.354,00 TL'sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının manevi tazminat talebinin yasal unsurları oluşmadığından reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; alacak hesabı yabancı para cinsinden olmasına rağmen Mahkemece sadece TL olarak hesaplama yapıldığını, ayrıca hesaplama yöntemlerinin de doğru olmadığını, davalının ayıplı ifada bulunduğunu, manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, yurt dışı dil eğitimi hizmet sözleşmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. 1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 99. maddesi uyarınca; borç ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ise borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile de ödenmesini isteyebilir. Diğer bir anlatımla, borcun aslı yabancı para alacağı (döviz) ise alacaklının, borcun fiili ödeme günündeki TL karşılığı döviz veya doğrudan TL olarak talepte bulunma konusunda seçimlik hakkı bulunmaktadır. Seçimlik hakların söz konusu olması halinde seçimlik hak kullanılmak suretiyle edim tayin edilmiş olur ve seçimlik hakkı ortadan kalkar (..., Borçlar Hukuku-Genel, s.227). Dolayısıyla, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklıya tanınan seçimlik bir hak söz konusu olup hakkın kullanılması yenilik doğurucu nitelikte olduğundan talep hakkını kullanan alacaklının artık bu tercihinden dönmesi mümkün değildir (Dairemizin 12.03.2024 tarihli ve 2023/2917 E., 2024/1112 K. sayılı ilamı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 18.01.2022 tarihli ve 2021/12219 E., 2022/535 K. sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.01.2023 tarihli ve 2021/5290 E., 2023/581 K. sayılı ilamı). 2.Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle dava dilekçesinde açıkça TL cinsinden talepte bulunan davacı vekilinin, TBK'nın 99. maddesi gereğince tercihini ve seçimlik hakkını TL cinsinden ödeme yönünde kullanmış olmasına, istinaf başvurusunun reddi halinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup, İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen ve aleyhine de manevi tazminat yönünden yeniden hüküm kurulmayan davacı vekilinin reddedilen manevi tazminata ilişkin temyiz hakkının bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla REDDİNE, 2. Davacı vekili tarafından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.