Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/4099 E. 2025/5289 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4099
- Karar No
- 2025/5289
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/560 E., 2025/291 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; 1984 doğumlu murisleri ... davalı şirkete ait Hastanede, davalı doktor tarafından 09.06.2004 tarihinde ameliyatla safra kesesinin alındığını, ameliyat sonrası iyileşemeyen ... rahatsızlığını dile getirmek üzere aynı Hastane ve doktora aralıklarla üç kez gitmesine karşın gerekli tıbbi müdahalenin yapılmadığını, ... 27.06.2004 günü vefat ettiğini, otopsi sonucunda, "kişinin ölümünün ameliyat sonrası ortaya çıkan sistik arter (safra kesesine ait atardamar) kaynaklı iç kanamaya bağlı hipovolemik şok sonucu meydana gelmiş olduğu"nun belirtildiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik müvekkili ... için 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı, 500,00 TL cenaze gideri tazminatı, müvekkilleri ... ile ... bakımından her biri için 30.000,00 TL ve ... için 20.000,00 TL olmak üzere toplam 80.000,00 TL manevi tazminatının ölüm tarihi olan 27.06.2004 tarihinden itibaren yasal faiz işletilerek davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiş, 13.04.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle, müvekkili ... için talep edilen destekten yoksun kalma tazminatı miktarını 96.660,38 TL'ye, müvekkilleri için talep edilen cenaze gideri tazminatı miktarını da 4.000,00 TL'ye çıkartarak, maddi tazminat talebini toplam 100.660,38 TL'ye çıkarmıştır. II. CEVAP Davalılar vekili; merhum ...'nın 09.06.2004 tarihinde müvekkili şirkete bağlı olan Özel ... Hastanesine geldiğini ve diğer müvekkili Dr. ... tarafından gerekli tetkik ve muayeneleri yapıldıktan sonra kronik taşlı kolesistit tanısı konduğunu, kendisinin ve annesinin yazılı rızası alınarak laparoskopik safra kesesi ameliyatının yapıldığını, ameliyattan sonra hastanın gerekli her türlü ameliyat sonrası tedavisinin yapıldığını, müvekkillerinin söz konusu hastanın safra kesesi ameliyatından 17 gün sonra ölümünden sorumlu tutulamayacaklarını, müvekkillerinin herhangi bir kusurlarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 03.04.2014 tarihli kararıyla; ceza dosyasında alınan Adli Tıp Kurul raporunda, hekimlerin ve hastanenin kusurlu olmadığının belirtildiği, Yüksek Sağlık Şurasının ise, hekimlerin kusurlu olduğu yönünde görüş bildirdikleri, Mahkemece yapılan değerlendirme ile Yüksek Sağlık Şurası raporunun içeriğinin daha doğru ve objektif olduğu kanaatine varıldığından bu kurulun kusur raporuna itibar edildiği, davalıların ameliyat olduktan sonra ölen ... ölümünde kusurlarının bulunduğu kanaatine varıldığı, ölenin anne ve babası ayrı olduğundan ve ölen çocuk annesi ile kaldığından, destekten yoksun kalma tazminatının yalnızca anne için takdir edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacılardan anne ... için 96.660,36 TL maddi tazminatın ameliyatın yapıldığı tarih olan 09.06.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, cenaze masrafları olarak 1.000,00 TL'nin ölüm tarihi olan 27.06.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, davacılardan anne ... için 20.000,00 TL, davacı baba ... için 20.000,00 TL ve davacı kardeş ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın ameliyatın yapıldığı tarih olan 09.06.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 12.06.2019 tarihli ve 2015/12260 E., 2016/9862 K. sayılı ilamıyla; davalıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmediği belirtilerek, Mahkemece, ceza dosyasında bulunan Sağlık Bakanlığı Yüksek Sağlık Şurasının 24-25.06.2010 tarih ve 12613 karar sayılı raporu benimsenmek suretiyle hesap bilirkişisinden rapor alınarak hüküm tesis edildiği, ancak ceza dosyası içinde bulunan raporlar arasında çelişki olduğu, Mahkemece, bu konuda rapor düzenlemeye ehil ve donanımlı bir Üniversiteden, aralarında bu konuda uzmanların bulunduğu, akademik kariyere sahip 3 kişilik bilirkişi kurulundan, dava konusu olayda davalılara atfı kabil bir kusur olup olmadığı hususunda, nedenlerini açıklayıcı, taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, davalıların kusurlu olup olmadığının belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle, karar davalılar yararına bozulmuştur. 2.Bozmaya uyan Mahkemenin 21.03.2023 tarihli kararıyla; davalıların 3/10'ar oranında müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, davacı ...'nin destekten yoksun kalma tazminatının davalıların kusur oranları gözetilerek yapılan hesaplamada 57.996,22 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafça cenaze giderlerine ilişkin delil sunulmadığı, manevi tazminat taleplerinin değerlendirilmesinde ise, vefat eden ... davacıların oğlu ve kardeşi olduğu, evlatlarını ve kardeşini kaybeden davacıların vefat sebebiyle üzüntü ve elem duymasının kaçınılmaz olduğu, ayrıca Mahkemece verilen önceki kararın davalılarca temyiz edildiği, davalılar lehine usuli müktesep hakkın doğduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 57.996,22 TL maddi tazminatın 09.06.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ...'ye ödenmesine, manevi tazminat yönünden ise, 20.000,00 TL ...'ye, 20.000,00 TL ..., 10.000,00 TL ...'a 27.06.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece verilen 14.10.2024 tarihli ilamla; taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildiği belirtilerek, davacılar vekilinin, maddi ve manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ettiği, Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edildiği ve davalıların ameliyat olduktan sonra ölen ... ölümünde kusurlarının bulunduğunun belirlendiği, müteselsilen sorumluluğun bulunduğu durumlarda davacının alacağını sorumluların tamamından isteyebileceği gibi bunlardan biri veya birkaçından da isteyebileceği, müteselsil sorumluluk ilkesi gereği davalıların zararın tamamından sorumlu olmasının gerektiği, Mahkemece, davalıların somut olayda kusurlu ve müteselsil sorumlu oldukları gözetilmeden, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde, davacı ...'ye ödenecek maddi tazminatın davalıların kusurları oranında belirlenerek tahsiline karar verilmesinin doğru görülmediği, Mahkemece verilen 03.07.2014 tarihli ilk kararda, manevi tazminat talebinin kabulü nedeniyle davacılar yararına tek bir vekalet ücretine hükmedildiği, kararın davacılar vekilince temyiz edilmemesi nedeniyle davalılar yararına kazanılmış hak oluşturduğu anlaşıldığından, bozmaya uyularak verilen kararda manevi tazminat talebinin kabulü nedeniyle davacılar yararına üç ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmediği gerekçesiyle, karar taraflar yararına bozulmuştur. 3. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; aktüerya bilirkişisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporu nazara alınarak davacı ... yönünden 96.660,36 TL destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı, cenaze giderleri kapsamındaki talep yönünden ise; vefat eden ... defnedilmesine ilişkin hayatın olağan akışı gereği masraf yapılması gerektiği değerlendirildiğinde 1.000,00 TL tazminat takdir edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; 96.660,36 TL maddi (destekten yoksun kalma) tazminatının 09.06.2004 haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'ye ödenmesine, 1.000,00 TL maddi (cenaze gideri) tazminatının 27.06.2004 ölüm tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine, manevi tazminatı talebinin kısmen kabülü ile; davacı ... yönünden 20.000,00 TL, davacı ... yönünden 20.000,00 TL, davacı ... yönünden 10.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL haksız fiil tarihi olan 09.06.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı Şirket vekili; İlk Derece Mahkemesince 31.01.2023 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmış ise de raporlar arasında çelişkilerin giderilmediğini ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm vermeye elverişli olmadığını, müvekkili şirkete ait Hastanenin üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiğini, davacıların murisi çok nadir ve aniden gelişen bir komplikasyon sonucu vefat ettiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, bozma kararında 57.996,22 TL maddi tazminat ile manevi tazminat tutarı ve fazlaya ilişkin red tutarı yönünden herhangi bir bozma söz konusu olmadığından, davalılar lehine kazanılmış hak oluştuğunu, Mahkemece 96.660,36 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 1.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı doktor vekili; Yerel Mahkemenin bozma kararları sonrası verdiği yeni kararının da eksik ve hatalı inceleme sonucu usul ve yasaya aykırı bir karar olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun Yargıtayın bozma ilamında belirttiği esaslara göre düzenlenmiş bir rapor olmadığı gibi, raporlar arasında çelişkilerin giderilmediğini, davacıların murisinin çok nadir ve aniden gelişen bir komplikasyon sonucu vefat ettiğini, bozma kararında 57.996,22 TL maddi tazminat ile manevi tazminat tutarı ve fazlaya ilişkin red tutarı yönünden herhangi bir bozma söz konusu olmadığından, davalılar lehine kazanılmış hak oluştuğunu, Mahkemece 96.660,36 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 1.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı özel sağlık kuruluşu ve doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranışları sonucu davacıların murisinin vefatı nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin taraflarca ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı anlaşıldığından, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 6100 sayılı Kanunun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanunun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.