Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3412 E. 2026/474 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3412
Karar No
2026/474
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1672 E., 2025/873 K. DAVA TARİHİ : 15.05.2018 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2018/463 E., 2021/1017 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; müvekkili ...'in eşi ve ...'nın annesinin gebelik takiplerinin davalı şirkete ait ... Hastanesinde yapıldığını, gebenin suyu gelmeye başlayınca hastaneye gittiklerini, nöbetçi doktor P.Ö. nün merhum ile ilgilendiğini, rahmin yeterince açılmadığını beyan ederek; NST takibine başladığını, merhumun 12.03.2016 günü saat 18.00'den ertesi günü saat 11.00'e kadar müdahale edilmeksizin ve tüm gece uyumadan yorgun bir gece geçirdiğini, sezaryen ameliyatına alınması gerekirken alınmadığını, gebede kan gelmeye başladığı görülmesine rağmen nöbetçi doktorun nöbet değişimini beklediğini, kendi doktorunun çağrılmadığını, yeni nöbete gelen doktor G.F.B. un sezaryen doğum yapacağını söylediğini, her ne kadar saat 12.00'ye doğru bebek aileye verilmiş ise de annenin yoğun bakıma alındığını, müvekkiline emboli şüphesi olduğu, 2 kez kan sulandırıcı yapıldığı, kanama olduğu ve kanamanın durdurulamadığının söylendiğini, anne, doğum anında vefat etmesine rağmen 3 saat yoğun bakım uygulaması yapıldığından bahisle ölümün 3 saat sonra bildirildiğini, müvekkilinin bir evladı olduğuna sevinemeden eşini kaybetme acısı ile yıkıldığını, doğumda anne ölümünün tamamen davalı hastanenin kasta varan kusuru ve ihmali, mesleki yetersizlik ve özensizlik nedediyle gerçekleştiğini, hem gerekenin yapılmadığını hem de yanlış ve ehil olmayan müdahalelerde bulunulduğunu ileri sürerek; davacı eş için şimdilik 30.000,00 TL maddi, doğumda annesiz kalan küçük ... ... için şimdilik 30.000,00 TL maddi tazminatın, her iki davacı için ayrı ayrı 500.000,00 TL toplamda 1.000.000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; hastanın genel anestezi ile sectio operasyonuna alındığını, canlı bir kız bebeği doğurtulduğunu, akabinde operasyona devam edildiğini, doğum sırasında herhangi bir cerrahi komplikasyon olmadığını, batın cildi kapatıldıktan sonra aniden gelişen oksijen satürasyonunda düşme sonucu hipoksi siyanoz ve kardiyak arrest geliştiğini, hemen gerekli acil kalp dolaşım ve solunum canlandırma destekleme tedavisine başlandığını, uygulanan tedaviler sonucu hastada iyileşme gözlenmesi üzerine yoğun bakım ünitesine alındığını, yoğun bakım ünitesinde de tedavilere devam edildiğini, ancak bir süre sonra, yapılan tedavilere ve tüm çabalara rağmen hastanın kaybedildiğini, müteveffanın doğum öncesi kontrollerini, muayenelerini ve tetkiklerini gerçekleştiren dava dışı doktorlara, doğumu gerçekleştiren müvekkili doktora ve ameliyathane ekibindeki diğer doktor ve çalışanlara atfedilebilecek bir kusur, özen eksikliği ya da ihmal bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; aldırılan raporlarda tedavi yapan doktora atılı kusur bulunamadığı belirtildiğinden davalı doktorun ve hastanenin olaydan kusuru olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu ile Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden oluşan heyetin somut uyuşmazlık konusunda uzman oldukları, her iki raporun da, olaya ve oluşa uygun olduğu ve birbirini teyit eder mahiyette bulunduğu, raporların hükme esas almaya yeterli olduğu, aydınlatılmış onam alındığının tespit edildiği ve davacı tarafça, aydınlatılmış onam belgeleri altındaki imzalara itiraz edilmediği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; merhum gebeye sezeryan öncesi iki gün boyunca ebenin baktığını, gebenin muayene ve tüm iletişiminin sadece hemşire düzeyinde olduğunu, hiç bir doktor muayene ve müdahalesinin bulunmadığını, davalıların uzman düzeyde bir takip, operasyon ve operasyon sonrası müdahaleleri olmadığını, bu hususun hiç bir şekilde raporlarda irdelenmediğini, 3 ay boyunca gebeyi takip eden doktorun çağrılmadığını, kanaması olduğu halde sancı beklenmesinin başlı başına kasta yakın ihmal olduğunu, müteveffanın 14.00'te yoğun bakıma alındığını ve saat 14.10'da ex kabul edildiğini, pazar günü uzman düzeyde hiç bir müdahale olmadığı çok açık olmasına rağmen raporlarda bu hususların belirtilmediğini, Üniversiteden alınan raporda, ölümün engellenemez pulmonder emboliden (kan pıhtısından) kaynaklandığının yazılı olduğunu ancak ATK raporunda böyle bir tespit bulunmadığını, böylece raporlar arasında ölüm sebebi açısından farklılık mevcut olup; yeni bir heyet raporu alınması gerekirken eksik inceleme ile karar verildiğini, gerçekte, pulmoner emboliden şüphenildiği belirtilerek hastaya kan sulandırıcı verildiğini, kanamasının arttığını, hastanın gögüs kafesi kırılarak kemik iliği embolisi attırılmış ise gögüs kafesinin kaçıncı müdahalede kırıldığı, kırık olmasa idi hastanın yaşayıp yaşayamayacağı ve kırık olmasa da ölümün gerçek nedeninin hiç bir rapordan anlaşılamadığını, kaldı ki olayda kusursuz sorumluluk ilkesinin mevcut olduğunu, onamın usulüne uygun olmadığını, hasta ve yakınlarının aydınlatılmadığını, gebeye hiçbir bilgi verilmediğini ve meydana gelebilecek komplikasyonlar konusunda onamın yeterli bilgilendirmeyi içermediğini, ayrıca işbu tazminat taleplerinde manevi tazminat bölünemeyeceğinden yüksek tutulan tutar nedeni ile aleyhe yükletilen tüm vekalet ücretlerinin usul yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekilin özen yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Dosyada mevcut ve müteveffa ... tarafından imzalanmış ameliyat ile doğum (sezaryen) için genel bilgilendirme ve aydınlatılmış onam formunda; cerrahi işlem riskleri başlığında; kan pıhtısı oluşumu, kanama ve hatta ölümün olabileceği, ayrıca ameliyat sırasında ve sonrasında durdurulamayan kanama meydana gelebileceğinin belirtildiği, onamın usulüne uygun olduğu, hükme esas alınan raporların Yargıtay denetimine elverişli olduğu, ATK raporunda; müteveffanın otopsisinde tespit edilen sternum ve kot kırıklarının lokalizasyonu ve özellikleri dikkate alındığında yeniden canlandırma işlemi sırasında husüllerinin mümkün olduğunun ve kişinin ölümünün sezeyan operasyonuna bağlı gelişen komplikasyonlar sonucunda meydana gelmiş olduğunun belirtildiği, ... Fakültesi öğretim üyelerinden oluşan heyetten alınan raporda da ölümün pulmoner emboli nedeniyle meydana geldiği ve bu durumun sezaryenin bir komplikasyonu olarak belirtildiği, bu durumda raporların birbirinin teyit eder nitelikte olduğu anlaşılmakla davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3412, K. 2026/474, T. 03.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-3412-e-2026-474-k-d303041f01fb