Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3266 E. 2026/473 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3266
- Karar No
- 2026/473
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/554 E., 2025/697 K. DAVA TARİHİ : 23.05.2024 İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 15. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/240 E., 2025/8 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 28.02.2022 tarihinde davalı ... Tarım Tohumculuk Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. (... Ltd. Şti.) den 2022 yılında ekilmek üzere 12.271,50 TL karşılığında ... arpa tohumu satın aldığını, davalı tarafından tohumların yazlık olduğunun belirtildiğini ve müvekkilinin 2022 yılı Nisan ayında almış olduğu tohumları ektiğini, hasat zamanı geldiğinde ektiği tohumdan verim alamadığını, 18.08.2022 tarihinde Bulanık Sulh Hukuk Mahkemesinden tohumun ana bayisini taraf göstermek suretiyle delil tespiti isteminde bulunduğunu, müvekkilince haricen yaptırılan incelemelerde zararın bahar döneminde alınan tohumun kışlık olması ve mevsim koşullarının uygun olmaması neticesinde meydana geldiğinin öğrenildiğini, diğer davalı ... Üretim Danışmanlık Sanayi Ticaret Ltd. Şti. (... Ltd. Şti.) nin fidelerin üretimini yaptığını ve müvekkilinin zararından Tohumculuk Kanunu uyarınca sorumlu olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tohumlara ödenen 12.271,50 TL'nin 28.02.2022 tarihinden, tohumların bakımı için 25,00 TL, sulama için 25,00 TL ve gübreleme gideri olarak 50,00 TL olmak üzere toplam 100,00 TL ve 2022 yılı için ürünlerin farklı cins olmasından kaynaklı zararı için 100,00 TL'nin 04.10.2023 tarihinden, gelir kaybı için brüt 106.288,50 TL'nin 23.09.2022 tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... Ltd. Şti. vekili; öncelikle zamanaşamı, görev ve yetki itirazlarının bulunduğunu, davacının iddia ettiği zararın müvekkili şirketten aldığı tohumdan kaynaklandığına ilişkin bir tespit söz konusu olmadığı gibi üretici olmayıp satmaya yetkili olması nedeniyle de sorumluluğunun bulunmadığını, tohumların gerekli denetimlerden geçerek üretildiğini, yapılan analizler ve denetimler sonucunda üretimine izin verildiğini, davacının beklediği verimi alamamış olması dolayısıyla ürünlerin ayıplı olduğu sonucuna varılamayacağını, davacının talep ettiği alacak kalemlerinin somut ve hukuki bir dayanağı bulunmadığı gibi fahiş olduğunu, elde edilecek verim ve geliri etkileyen birden fazla etken bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının 28.07.2022 tarihli fatura ile davalı ... Ltd. Şti.den aldığı ... cinsi tohumların davacıya yazlık olarak satıldığı iddia edilen tohumlardan olmadığının değişik iş dosyasında alınan ziraat mühendisi bilirkişi raporuyla tespit edildiği, bilirkişi raporunun davacıya 28.09.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davanın ise 30.10.2023 tarihinde açıldığı, 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu'nun (5553 sayılı Kanun) 11. maddesine göre öğrenmeden itibaren 6 ay içinde eldeki davasını açmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; delil tespit raporunun davacıya 28.10.2022 tarihinde tebliğ edildiği ve eldeki davanın 6 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, davacı vekilince davalı satıcı hakkında delil tespit dosyasında taraf olmaması nedeniyle Türk Borçlar Kanunu hükümleri gereği sorumluluğunun bulunduğu ileri sürülmekte ise de, 5553 sayılı Kanunun özel Kanun niteliğinde olup somut olayda uygulanması gerektiği, Kanun'da açıkça zararın öğrenildiği tarihten itibaren 6 aylık hak düşürücü süre öngörüldüğü gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; delil tespit dosyasının tarafının davalı ... Ltd. Şti. olduğunu, tedarikçi olan diğer davalı şirketin dosyanın tarafı olmadığını, ayrıca delil tespit dosyasında eksik inceleme yapıldığını, konu ile ilgili olarak 14.10.2022 tarihli dilekçe ile tohumların ayıplı olup olmadığına dair ek rapor tanzim edilmesi istenilmiş ise de bu yönde bir araştırma yapılmadığını, zararın tohumdan mı yoksa başka bir etkenden mi kaynaklandığının bilirkişi raporu ile tespit edilemediğini, dolayısıyla 5553 sayılı Kanunun 11. maddesi kapsamında zarar neden olan kusurlu tohum tespiti yapılamadığını ve hak düşürücü sürenin başlamadığını, konu ile ilgili olarak yapılan tespitin kışlık tohumun yazlık olarak verilmesi olduğunu, bu durumda davalı satıcı şirketin sorumluluğuna gidileceğini ve bu davalıya karşı haksız fiilden kaynaklı olarak davanın devamı gerektiğini, Mahkemece verilen kararın haksız olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tohum satışından kaynaklanan maddi zararın ve yoksun kalınan kârın tahsili istemine ilişkindir.
5553 sayılı Kanunun "kapsam" başlıklı 2. maddesinde “Bu Kanun; tarla bitkileri, bağ-bahçe bitkileri, orman bitki türleri ve diğer bitki türleri çoğaltım materyaline ait çeşitlerin ve genetik kaynakların kayıt altına alınması, tohumlukların üretimi, sertifikasyonu, ticareti, piyasa denetimi ve kurumsal yapılanmalar ile ilgili düzenlemeleri kapsar.” şeklinde düzenleme getirilmiş olup tohum ve türevlerinin üretim ve satışının, gerekli izinlerin alınmasının bu Kanun kapsamında düzenlendiği nazara alındığında Kanunun bu süreçte yer alan tüm gerçek ve tüzel kişiler için uygulanması gerekir. Aynı Kanunun 11. maddesinde "Fiillerinin ayrıca suç sayılma hâli saklı kalmak üzere, zarara neden olan kusurlu tohumluğu üreten, satan, dağıtan, ithal eden veya başka şekilde piyasaya süren gerçek veya tüzel kişiler, meydana gelen zararı müteselsilen tazmin etmekle yükümlüdür. Bunlar zararı, kusurları oranında birbirlerine rücu edebilirler. Dava, zarara uğrayanın zarara uğradığının tespit edilmesinden itibaren altı ay içinde, her hâlde zararın meydana gelmesinden itibaren iki yıl içinde açılabilir." hükmünü içermektedir. Hak düşürücü sürenin zarara uğrayanın zarara uğradığının tespit edilmesinden itibaren başlayacağı, değişik iş dosyasında alınan raporda; ürünün çok seyrek olduğu ve kardeşlenmenin hiç olmadığı, kardeşlenen bitkinin sapa kalkmadığı ve yere yayıldığı, hububatta soğuklanma denilen durumun gerçekleşmediği veya yeterli olmadığı durumlarda bitkinin sapa kalkmayacağı ve gelişimini tamamlayamayacağı, bu durumun daha çok kışlık olarak ekilmesi gereken bir tohum çeşidinin yazlık olarak ekilmesi sonucu ortaya çıktığının ve davacının bu nedenle uğradığı zararın tespit edildiği ancak davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
1-Somut olayda davacı, davalı ... Ltd. Şti.'den satın aldığı arpa tohumlarının ayıplı olduğu gerekçesiyle zararının tazmini talebinde bulunmuş, Mahkemece hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 2- Olaya uygulanacak 5553 S. Tohumculuk Kanunu’nun 11. maddesinde yer alan; “Fiillerinin ayrıca suç sayılma hâli saklı kalmak üzere, zarara neden olan kusurlu tohumluğu üreten, satan, dağıtan, ithal eden veya başka şekilde piyasaya süren gerçek veya tüzel kişiler, meydana gelen zararı müteselsilen tazmin etmekle yükümlüdür. Bunlar zararı, kusurları oranında birbirlerine rücu edebilirler.
Dava, zarara uğrayanın zarara uğradığının tespit edilmesinden itibaren altı ay içinde, her hâlde zararın meydana gelmesinden itibaren iki yıl içinde açılabilir.” şeklindeki dava açma süresinin zamanaşımı mı yoksa hak düşürücü süre mi olduğu irdelenmelidir. Doktrinde, dava açma sürelerinin zamanaşımı süresi mi yoksa hak düşürücü süre mi olduğunu tespit etmek için “kurumun niteliği ve süre koyan hükmün amacı” dikkate alınmaktadır. Genel olarak alacak hakkına ilişkin bir talep söz konusuysa dava açma süresinin zamanaşımı süresi olduğu, buna karşın yenilik doğuran hakların kullanılmasına ilişkin sürenin hak düşürücü olduğu ifade edilmektedir (Oğuzman/Öz, s. 627, Nr. 1905; Oğuzman/Barlas, s. 229, Nr. 800.).
Bilimsel yaklaşım doğrultusunda, davacının talebinin yenilik doğurucu bir hak niteliğinde olmadığı, tam tersine bir alacak talebine ilişkin olduğu, hak düşürücü sürelerin kısa ve uzun süre olarak ayrılmadığı, buna mukabil, zamanaşımı sürelerinin kısa/uzun şeklinde ayrıldığı da dikkate alındığında somut olaydaki düzenlemenin zamanaşımı süresi olduğu, bu nedenle zamanaşımı def'inde bulunan davalı ...Ltd. yönünden davanın hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle değil, zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle reddedilmesi zamanaşımı re'sen dikkate alınamayacağından ... Ltd. yönünden ise herhangi bir zamanaşımı def'i ileri sürülmediğinden işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması gerektiğini düşündüğümden Daire çoğunluğunun onama yönündeki düşüncesini isabetli bulmuyorum.