Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/3171 E. 2026/400 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3171
Karar No
2026/400
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/971 E., 2025/1126 K. DAVA TARİHİ : 02.12.2019 İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2024/411 E., 2025/76 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin, cinsel iktidarsızlık çekmesi nedeniyle tedavi olmak için Türkiye'ye geldiğini, davalı şirket bünyesinde faaliyet gösteren Hastanede çalışan davalı hekim tarafından müvekkiline P-SHOT adlı bir tedavi yapılacağının söylendiğini ve 3 seans uygulama yapıldığını, ancak müvekkilinin cinsel organında fiziksel zarar meydana geldiğini ve işlevini kaybettiğini, davalı hekimin uygulanan tedaviyi yapmaya ehil olmadığını ve tedavi öncesinde bilgilendirilmediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 5.000,00 USD maddi, 500.000,00 USD manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili; müvekkili hekimin yaptığı PRP ve PSHOT uygulamalarının FDA onaylı tüm dünyada yaygın olarak kullanılan yöntemlerden olduğunu, bu uygulamaların uzman olup olmadığına bakılmaksızın tüm hekimler tarafından yapılmasının önünde yasal bir engel bulunmadığını, davacının işlem öncesinde bilgilendirildiğini, hekimin komplikasyondan yasal olarak sorumlu tutulamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olayda müvekkiline atfı kabil herhangi bir kusur ve malpraktisin söz konusu olmadığını, manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İstanbul 7. Tüketici Mahkemesinin yetkisizlik kararı üzerine davaya bakan İlk Derece Mahkemesinin 21.12.2023 tarihli kararıyla; iktidarsızlık şikayeti bulunan ve diyabetik olan davacının internet üzerinden ulaştığı personelden bilgi alarak Türkiye'ye geldiği ve 04.08.2018 tarihinde ...Hastanesine başvurduğu, fiziki muayenede normal bulgular saptandığı, 04.08.2018, 06.08.20 18... .08.2018 tarihlerinde davalı doktor tarafından penise her iki kavernöz dokuya PRP enjeksiyonu yapıldığı, 02.11.2018, 04.11.20 18... .11.2018 tarihlerinde işlemin tekrarlandığı, tedavi sonrasında davacının şikayetlerinde artma olduğu, cinsel organında fiziksel hasar geliştiğini belirttiği, .... Dr. ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan son durum muayene bulgularına göre uygulanan işlem nedeniyle davacıda kalıcı hasar ve tıbbi zarar meydana gelmediğinin tespit edildiği, işlemi yapan doktorun mezoterapi uygulaması sertifika eğitimini aldığı ve bu konuda yetkili olduğu, ayrıca yapılan işlemin bir tedavi işlemi olmayıp başarısının tıbbi etkenler yanında yapılan kişinin fiziksel durumuna da bağlı olduğu, buna göre davalı doktor ve sağlık kuruluşunun bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 30.09.2024 tarihli kararıyla; ATK raporunun davacının itirazlarını karşılamadığı ve soyut ifadeler içerdiği, Mahkemece, üniversitelerin ana bilim dallarından seçilecek uzmanlardan oluşacak bir bilirkişi kurulundan taraf, mahkeme ve istinaf denetimine elverişli rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir 2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yeniden alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı hekimin mezoterapi uygulama sertifikasının olduğu, davacının 21.03.2022 tarihinde Bakırköy Dr. ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan muayenesinde uygulanan işlem nedeniyle kalıcı hasar, tıbbi zarar meydana gelmediğinin tespit edildiği, buna göre davalı doktor ve sağlık kuruluşunun bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; Mahkemece kaldırma ilamında belirtildiği şekilde üniversitelerin anabilim dallarından seçilecek uzman heyetten rapor alınmadığını, bilirkişi raporunun önceki raporların tekrarından ibaret olduğunu, rapora karşı yaptıkları itirazların karşılanmadığını, davalı hekim tarafından RP enjeksiyonu uygulamasının erektil disfonksiyon hastalığında tedavi edici yöntem olarak kullanılmasının yeterli bilimsel kanıtlarının bulunmamasına rağmen, sanki çok yüksek başarı oranı olduğu yönünde gerçeğe aykırı beyanlarla müvekkilinin iradesi fesada uğratıldığını, teşhis ve tedavilerin üroloji alanında uzman olan doktorlar tarafından yapılması gerektiğini, davalının acil tıp doktoru olduğunu, bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilmediğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık; vekalet ilişkisinden kaynaklı davalı doktor ve özel hastanenin özen borcuna aykırılık iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyize konu kararda, hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa uygulanan hukuk kurallarının doğru şekilde belirlendiği, 04.08.2018 tarihli PRP Terapi sözleşmesine göre davalı hekim tarafından işlemin başarısız olabileceğine ilişkin aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiği, Adli Tıp Kurumu raporu ve Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, uygulanan işlem nedeniyle kalıcı hasar, tıbbi zarar meydana gelmediğinin tespit edildiği, hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunun taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/3171, K. 2026/400, T. 02.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-3171-e-2026-400-k-4b86a34c7044