Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/2556 E. 2025/5966 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2556
- Karar No
- 2025/5966
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/117 E., 2025/930 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 13. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/157 E., 2024/572 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; tarafların muris ...'in mirasçıları olduğunu, murisin 21.10.1982 tarihinde ".... Caddesi ......../ İST." adresinde bulunan ".... Gıda Toptan ve Perakende" unvanlı firmayı kurduğunu, iş kolu gereği bu firmanın bakkal ve marketlere toptan ve perakende gıda ticareti ile iştigal ettiğini, murisin işe başladığı yıllarda davalının yanında sigortalı olarak çalışmaya başladığını, ticari faaliyetin yoğun olması ve işlerinin artması nedeniyle tüm idareyi tek başına yapamayan murisin şifahen müşterilere mal satmak, ödeme almak, iş yerinin iç işleyişi ile ilgilenmek, stok kaydı tutmak, pazarlama gibi, resmi makamlarca kabul görmeyen sadece firma içi işleyişle ilgili olarak davalıya yetki verdiğini, davalının murisin gözetimi ve denetiminde, yıllarca bu yetki ile firmada çalıştığını ve firma işleyişinde görev aldığını, murisin yaşının ilerlemesi ve sağlık sorunları yaşaması nedeniyle davalının üzerindeki gözetimi ve denetiminin aksadığını, bu durumu fırsata çevirmek isteyen davalının ise ticari faaliyeti tamamen kendi menfaatleri doğrultusunda ilerlettiğini, murisin alması gereken ticari kazancı kendisi ve ailesinin zenginleşmesi adına kullandığını, firmada çalışmayan karısını ve oğlunu çalışan olarak göstererek sigorta kaydını yaptırdığını, firma gerçekte daha fazla kazanmasına rağmen, daha düşük göstererek para kaçırdığını, bu hususun firma kayıtları, pos ve banka hareketleri incelendiğinde tespit edileceğini, tüm bunları fark eden murisin vefatından önce İstanbul Anadolu 30. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/214 E. sayılı dosyası üzerinden sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacağını tahsili talebiyle davalı aleyhine dava açtığını, ancak murisin 29.07.2019 tarihinde vefat etmesi nedeniyle dosyanın takip edile- mediğini ve işlemden kaldırılarak kapatıldığını, davalının muhasebecisinden de almış olduğu akıl ile muris hastanede yatarken dahi işlemlerine devam ettiğini, nitekim babasının vefatını yakın göre davalının, kardeşlerinin haklarını istemesinin önüne geçebilmek adına, vekaletsiz iş görerek 25.07.2018 tarihinde muris adına kayıtlı olan firmanın kapanışını yaptığını, ve babasının vefatının hemen ertesi günü, daha cenazesi defnedilmeden kendi adına kayıtlı olan....Toplu Tüketim firmasını açtığını, lakin kurmuş olduğu yeni firmanın babası adına kayıtlı olan firmanın adresinde ve aynı iş kolunda faaliyet gösterdiğini, babasının firmasının sermayesini, demirbaşlarını, müşterisini ve kaynaklarını kullandığını ileri sürerek; belirsiz alacak olarak, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, şimdilik davalının müvekkilleri aleyhine zenginleşmesi ve müvekkillerinin malvarlığının azalması nedeniyle 500,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı asıl; muris adına gözüken işyerinin gerçekte kendisine ait olduğunu, sosyal güvenlik hakkından faydalanması amacıyla ve mali müşavirin de yönlendirmesi sebebiyle işyerinin muris adına kayıtlı olduğunu, ancak bu kaydın resmiyette kaldığını, işyerindeki bütün malların alım-satım, ödemeler, vergi ve sigorta primi ödemeleri, işyerinin idaresi ve diğer bütün işleriyle kendisinin meşgul olduğunu, muristen herhangi bir maddi destek almadığını, kendisi ile birlikte eşinin ve çocuklarının da bu işyerinde çalıştıklarını, halen de çalışmaya devam ettiklerini, oğlunun kendisi ile beraber işyerini açıp kapattığını, eşinin uzun zamandan beri ve halen işyerinin temizlik ve yemek işleriyle uğraştığını, kendisinin kardeşlerinin hakkını yemesinin, babasının alması gereken ticari kazancı kendisi ve ailesinin zenginleşmesi için kullanmasının, gerçek kazancından daha düşük göstererek para kaçırmasının söz konusu olmadığını, kendisi sadece bu işle uğraşırken, kardeşlerinin başka işle uğraştığını, şimdi sırf "işyeri babam adınaydı" diyerek haksız bir kazanç elde etmeye çalıştıklarını, işyeri resmiyette adına kayıtlı olduğundan banka kayıtlarının ve banka hesap hareketlerinin de muris adına gözüktüğünü, murisin hastanede olduğunu sırada, sağlık durumunun kötü olması sebebiyle muhasebeciden dükkanın kapanış işlemlerinin yapılmasını istediğini, kapanışın tamamen murisin isteği üzerine yapıldığını, kendisi adına kayıtlı işyerini 1 Ocak 2018 tarihinde açtığını, murisin ise 30.07.2018 tarihinde vefat ettiğini, İstanbul Anadolu 30. Asliye Hukuk Mahkemesindeki davayı da kardeşlerinin murise açtırdığını, kendisi bu işyerini çalıştırırken murisin ve annesinin tüm maddi ihtiyaçlarını karşıladığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 10.08.2023 tarihli kararıyla; davanın konusunun sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı tazminat alacağına ilişkin olduğu, tüm tanıkların dava konusu marketin her işiyle bizzat davalının ilgilendiğini beyan ettikleri, davacılar davalarını tanık delili ile dahi ispat edemedikleri gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF 1.Bölge Adliye Mahkemesinin 02.04.2024 tarihli kararıyla; davalının ve eşinin malvarlığındaki artışa dair davacı iddialarını ispata elverişli olmadığından Mahkemece bu yönde inceleme yapılmamasında isabetsizlik görülmediği, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimine göre, davada ispat yükünün davacı tarafa düştüğü, dava dilekçesinde deliller arasında yemin deliline yer verildiği halde davacı tarafa yemin delilinin hatırlatılmamasının usul ve yasaya aykırı bulunduğu, buna göre Mahkemece davacı tarafa delilleri arasında yer alan yemin delilinin hatırlatılması ve hasıl olacak sonuç dairesinde karar tesisi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 2.İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; önceki gerekçe yanında davalının taklit edilen yemini eda ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 3.Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; davalının ölüm döşeğinde olan babasını ve cenazesini hiçe sayarak para derdine düştüğünü, planlı ve programlı bir şekilde babasından ve kardeşlerinden mal kaçırmaya çalıştığını, ölüm döşeğinde olan bir şahsın firmasını kapatmasının mantık dahilinde olmadığını, bu hususun kendilerince yapılan harici araştırma sonucu öğrenildiğini, inceleme yapıldığı taktirde davalının muris adına ek kredi kartları çıkarttığının ve bunları murisin imzalarını taklit ederek yaptığının görüleceğini, bu iddiaların tespiti açısından muris adına çıkartılan kredi kartlarının, banka hesap hareketlerinin incelenmesi gerektiğini, murise ait firmanın ve davalı adına kurulan yeni firmanın ticari kayıtları, muhasebe kayıtları, envanter bilgileri, aktif ve pasif durumu, stok ve cari hesap kayıtları, demirbaşları, çalışanlar hakkında SGK kayıtları, öz kaynakları, banka hesap hareketlerinin de incelenmesi gerektiğini, incelendiğinde, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, miras bırakana ait olduğu ileri sürülen işletmedeki temsil yetkisinin kötüye kullanılmasına dayalı alacak istemine ilişkindir. 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesinin ikinci fıkrasına göre; “Mirasçılar terekeye elbirliği ile sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.” Elbirliği mülkiyetin esasında, elbirliği halinde mülkiyeti meydana getiren kişilerin hepsinin bir arada hak sahibi olmaları yer alır. Bu mülkiyette malikler paydaş değil, ortaktır. Tüzel kişiliğe sahip olmayan bu ortaklıkta, hakkın süjesi ortaklık olmayıp bir bütün halinde elbirliğiyle hareket etmek zorunda olan ortaklardır. Ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Elbirliği mülkiyeti gereği miras yoluyla terekeye dahil olan varlıklar ile ilgili mirasçıların bir kısmı tarafından dava açılması halinde, mirasçılar kendi açtıkları bu davayı yalnız başına yürütemeyeceğinden davanın bütün mirasçılar ile birlikte yürütülmesi gerekir. Bu durumda mahkemece, açılan işbu davanın görülebilmesi için diğer mirasçıların davaya katılmalarının veya muvafakatlarının sağlanması veya aynı maddenin üçüncü fıkrası gereğince terekeye temsilci tayin ettirmesi için davacılara uygun bir süre verilmesi gerekir. Eğer diğer mirasçılar davaya katılmaz ve yazılı muvafakat da vermezler ise bu durumda davayı açan mirasçıların terekeye bir temsilci tayin ettirmesi gerekir. Terekeye atanan temsilci, bir kısım mirasçının açtığı davaya icazet verirse davaya tereke temsilcisi tarafından devam edilir. Terekeye temsilci atanması ve tereke temsilcisinin davaya devam etmesi halinde de, ayrıca diğer mirasçıların davaya katılmalarına veya muvafakatlarının alınmasına gerek yoktur. Davayı açan mirasçı, kendisine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) 94. maddesi uyarınca verilen kesin süreye rağmen diğer mirasçıların davaya katılmalarını veya muvafakat etmelerini sağlayamaz ve terekeye temsilci de tayin ettiremez veya terekeye atanan temsilci davaya icazet vermezse davanın reddine karar verilir. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacılar, mirasbırakanlarına ait işletmede çalışan kardeşleri olan davalının, işletmedeki temsil yetkisini kötüye kullanarak işletmenin malvarlığını kendi malvarlığına dahil ederek aleyhlerine zararlandırıcı işlemde bulunduğunu iddia etmiş, davalı ise dava konusu işletmenin gerçekte kendisine ait olduğunu, mirasbırakan babasının sosyal güvenceden faydalanabilmesi için işletmeyi babası adına tescil ettiğini savunmuştur. Dava konusu işletme mirasbırakan adına kayıtlı olduğundan, alacak tereke alacağına dönüşmüştür. Dosyada mevcut mirasçılık belgesine göre; mirasbırakanın 29.07.2018 tarihinde vefat ettiği, davacılar ile davalı dışında 2 mirasçısının daha olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; mirasbırakanın terekesinin elbirliği mülkiyetine tabi olduğu, terekenin tüm mirasçılar tarafından temsil edilmesi gerektiği gözetilerek, miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi, veya dava dışında kalan mirasçıların açılan davaya muvafakatları alınmak suretiyle taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 2. Bozma sebebine göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1 Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 373. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca usulden BOZULMASINA, 3.Bozma sebebine göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.