Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/2545 E. 2026/1162 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2545
Karar No
2026/1162
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2692 E., 2025/658 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 22. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2013/352 E., 2022/694 K.

Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1- (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre, davalı aleyhine hükmedilen ve temyize konu edilen miktar 178.378,19 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş olmakla, 03.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı ... vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin ...Devletlerinde yaşadığını, 05.11.20 01... .03.2010 tarihleri arasında öz kardeşi olan davalının ... (...) hesaplarına toplam 1.152.180 USD gönderdiğini, bu paralar ile sermaye piyasası araçlarına yatırım yapıldığını, 2011 yılı başında müvekkilinin Türkiye'ye geldiğini, davalıdan gönderdiği paraların ne şekilde değerlendirildiği bilgisinin istendiği ve kazançların kendisine ödenmesinin talep edildiğini, ancak davalının güven vermeyen davranışlarından dolayı ... A.Ş. nezdinde ... nolu hesabı açtığını, gönderilen paraların ve hisse senetlerinin bu hesaba devredilmesinin davalıdan istendiğini ve bunun üzerine, davalının ... Yatırım A.Ş. nezdindeki hesabından 11.01.2011 tarihinde hisse senedi virmanlarının yapıldığını, işlemlerin müvekkilinin hesabından devam etmesi konusunda aralarında anlaştıklarını, 03.01.2011 tarihinde davalıya vekaletname verildiğini, devamında müvekkilinin ABD'de ev almasından dolayı davalıdan ... A.Ş. hesabından kendisine para gönderilmesini istediğini, bunun üzerine tarafına parça parça 473.000 USD'nin gönderildiği ve davalı tarafından ... A.Ş. nezdinde sermaye piyasasında alım satım işlemlerinin devam ettiğinin belirttiğini, ancak müvekkilinin hesaplara erişiminin engellendiğini, eskisi gibi hesabının nasıl kullanıldığı konusunda bilgi sahibi olamaması nedeniyle müvekkilinin yeniden Türkiye'ye geldiğini ve 02.02.2012 tarihinde davalıyı vekaletten azlettiğini, davalının kendisine gönderilen paraları kendi hesabına aktararak haksız kazanç elde ettiğinin öğrenildiğini, davalının ... A.Ş.'de işlem yaparken borsa spekülatörleri ile birlikte hareket ederek alım satım yaptığı ve bu şekilde bir yıl içerisinde müvekkilini yaklaşık 244.000,00 TL zarara uğrattığını, müvekkilinin mülkiyetinde olan dairenin davalıya verdiği vekâletnameye dayanarak 20.06.2008 tarihinde satıldığını, satış bedelinin müvekkiline verilmediğini, taşınmazın rayiç bedelinin çok altında satıldığını, davalıya gönderilen 1.152.180 USD'den 473.000 USD’nin iade edildiğini, davalının müvekkil tarafından azledildikten ve hesabı kapatıldıktan sonra ... A.Ş.'deki hesabın overall değerinin 366.000,00 TL olduğunu, davalının iade etmekle yükümlü olduğu rakamın ise yaklaşık 856.000,00 TL olarak hesaplanıp, gecikme faizleri ve davalının elde ettiği haksız kazançlarla birlikte kendilerine ödenmesi gerektiğini, taraflar arasında vekalet ve vekaletsiz iş görme hükümlerinin mevcut olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalıya yapılan havalelerden iade edilmeyen 800.000,00 TL’nin havale tarihlerinden itibaren faizi ile tahsiline, davalının gönderilen parayı kendi nam ve hesabına sermaye piyasası araçlarında değerlendirmek sureti ile elde ettiği 19.000,00 TL haksız kazancın faizi ile tahsiline, müvekkil adına kayıtlı iken davalı tarafından vekaleten 20.06.2008 tarihinde 81.000,00 TL bedelle satılan ... Köyü 4 26... parsel de kayıtlı A2-21 Blok ... Zemin 41 nolu bağımsız bölümün dava tarihindeki rayiç değerinin tespiti ve bu bedelin dava tarihinden itibaren faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının müvekkiline 20 01... yılları arasında 1.152.180 USD değil 760.103 USD gönderdiğini, müvekkilinin 2010-2011 yılları arasında 473.000. USD kendi hesabından ve 170.000 USD de babalarının hesabından olmak üzere toplam 643.000 USD'yi davacıya geri gönderdiğini, müvekkilinin babasının hesabından gönderilen paraları babasına taksitle ödediğini ve ayrıca kendi hesabından davacının yatırım hesabına hisse senedi virmanı yapıldığını, yine davacının arkadaşıyla birlikte ...'dan satın aldığı arazi bedeli olarak ... isimli kişiye para gönderdiğini, bu yatırım için bedelin, davacının ... hisse senetlerinin satılarak ödendiğini, davacı ile aralarında bilgi akışı olduğunu, ...'de satın alınan kooperatif dairesinin birçok taksitinin davalı tarafından ödendiğini, daha sonra evin satışının yapıldığını ve elde edilen paranın sermaye piyasalarında değerlendirildiğini, 2011 yılında davacının portföyünün toplam değerinin 2.400.000 TL'na ulaştığını ve 2011 yılı başında davacı ile anlaşıp ibralaştıklarını, bu portföyün 1.400.000 TL'lik kısmının davacının ... A.Ş. nezdinde açtığı hesabına geçirdiğini, davacının, kardeşi davalının kendisine sağladığı faydalar dolayısıyla kalan 1.000.000 TL'lik hisse senedinin davalının hesaplarında kaldığını, davacının davalı kardeşine işlemlere devam etmesi için vekalet verdiğini, kendisi ve davacı adına aynı hisse senetlerini aldığını, ancak küçük bir değer düşüklüğünde davacının paniğe kapıldığını ve Amerika'da vergi borcum var, ev alacağım deyip para istediğini, kendisinin uzun vadeli yatırım yaptığını ve telaşlanmamasını söylediği halde düşük fiyattan hisseleri satmak zorunda kaldığını ve gelen bu parayı 473.000 USD olarak davalıya gönderdiğini (1 USD 1,90 TL), aynı şekilde babalarının hesabından da alınan ... hisse senetlerinin zararına satılarak 170.000 USD gönderildiğini, müvekkilinin tüm işlemleri kardeşinin kendisine verdiği vekâletnameye istinaden yaptığını, hesapların davacı tarafından istediğinde kontrol edilebildiğini, yatırımcı hesabına erişiminin engellenmesinin hukuken ve teknik olarak mümkün olmadığını, taraflar arasında sadece kar olursa ortak olunacağı zararın müvekkiline ait olduğu yönünde bir anlaşma bulunmadığını, davacının gönderdiği paraların borç değil borsada işlem yapılmak üzere gönderildiğini, bundan dolayı da borsada işlem yapıldığında karın yanında zararın da göz önüne alınması gerektiğini, müvekkilinin kendisine verilen yetkiyi kötüye kullanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 03.01.2011 tarihli vekaletnamenin 11.01.2011-12.01.2011 hisse devir tarihlerinin ibralaşma tarihi olarak kabulü nedeniyle davacının davalıdan olan alacağının hesabında bu tarihten sonraki hisse ve nakit hareketleri dikkate alınarak alınan hesaplama yapan 25.06.2022 tarihli bilirkişi raporun hükme esas alındığı, davacı adına bulunan yatırım hesabının davalı tarafından vekaletname ile yönetildiği dönemde kaybının 723.570,81 TL (535.385,46 USD) olduğu, söz konusu tutarın 178.378,19 TL (106.416,15 USD) tutarındaki bölümünün davalı uhdesinde sayılması ve davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüyle, 178.378,19 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayılı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunda mail yazışmasına yapılan atıf ile de davacının yapılan işlemden haberdar olduğu sonuç ve kanaatine ulaşıldığı ve yine yatırım hesabına ait hesap hareketlerinden dairenin satışı yapıldığı tarihlerdeki para giriş tutarları dikkate alındığında davacı vekilinin bu konudaki istinaf başvurusunun yerinde olmadığı, davacı 2001 yılından itibaren davalıya para gönderdiğini ve davalının bu konuda hesap ve bilgi vermediğini iddia etmiş ise de davacı tarafından ... A.Ş. nezdinde kendi adına yatırım hesabı açılarak bu hesapta işlem yapma ve borçlanma yetkisini de içeren vekaletname ile davalıyı 03.01.2011 tarihinde vekil olarak tayin etmesi sebebiyle artık vekaletname tarihinden önceki işlemlerin davacının bilgisi ve talimatı doğrultusunda yapıldığının kabulü gerektiği, bu nedenle davacının davalıyı vekil olarak tayin ettiği 03.01.2011 tarihinden önceki işlemlere ilişkin davacının davalının bilgi ve hesap verme yükümlülüğünü yerine getirmediği yönündeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı, davacının davalıya gönderilen paraların, davalı tarafından borsada değerlendirildiğinin bilindiği, davalının davacıya yönelik olarak elde edilen kara ortaklık ve fakat zarardan sorumlu olacağına ilişkin ayrıca bir taahhüdünün dosya kapsamına göre bulunmaması karşısında paraların borsada değerlendirilmesi neticesinde elde edilen kazanç ile zarara da davacının katlanması gerektiği, davacı tarafından davalıya vekaletname verildiği tarihte davalı uhdesindeki portföyün ulaşılan rakamına göre, bir kısmıyla davacıya ev alındığı iddiası ve davalı hesabında bırakılan rakamlar yönünden de davacı tarafından gönderilen bedellerin sonucuna katlanmalı ödünç niteliğinde gönderildiği iddia ve savunması karşısında aksinin dosya kapsamına göre ispatlanamadığı gerekçesiyle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; mahkemece aldırılan 2. ek bilirkişi raporunda davacı müvekkili ile davalının 03.01.2011 itibarı ile yeni bir vekaletname verilmesi sebebiyle mutabakata varıldığı ve ibralaşma yapıldığı tespitinin hukuki temelden yoksun olduğunu, hatalı rapor esas alınarak hüküm verildiğini, taraflar arasında bir ibralaşmanın bulunmadığını, davalının uhdesinde tuttuğu ve 3. bir şahsa gönderdiği parayla ilgili olarak, davacı müvekkilin de bu durumdan haberi ve onayı olduğu şeklinde hiçbir hukuki gerekçesi olmayan bir yorumlama yapıldığını, müvekkilin onayı bulunmadığını, davalı uhdesindeki paranın amcası, babası dahi olsa 3. bir kişiye gönderilmesi ve bu konuda yazılı bir onay ve muvafakat olmaması müvekkilin buna hukuken onay verdiği anlamına gelmeyeceğini ve yapılan transferin aslında davalı tarafından işlenmiş suç olup, davalının hukuki anlamda da ilgili bedelden sorumlu bulunduğunu, evin satış bedelinin davacı müvekkile ödenmesi gerekirken 3. bir kişiye ödenmesinin vekalet görevinin kötüye kullanılması niteliğinde olup, ortaya çıkan zarardan davalının sorumlu olduğunu, davalının kendi nam ve hesabına gerçekleştirdiği işlemler sonucunda bu meblağ ile ne kadar kar elde ettiğine ilişkin bir hesaplama yapılmadığını, ilgili tutarın güncel kur karşısındaki TL karşılığının hesaplanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının vekaletnameyi kullanarak bu paraları kendi hesabına aktardığını, aktarılan meblağ ile ilgili davalının bu paralardan elde ettiği karın hesaplanmaması gerektiğini, güncel enflasyon dikkate alınarak paranın bugünkü kur üzerinden TL'ye çevrilerek müvekkilin oluşan zararının hesaplanması gerektiğini belirterek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalıya yatırım araçlarında değerlendirmek üzere gönderilen paraların amacı dışında kullanılması, davalının kendi hesabına aktarması, davacıya ait taşınmazın vekaleten satılması sonucu satış parasının davacıya ödenmemesi, böylece vekaletin kötüye kullanılması nedeniyle oluşan zararın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacı adına şahsi hesap açıldığı, davalıya gönderilen paraların ve hisse senetlerinin bu hesaba devredilmesinin davalıdan istendiği ve bunun üzerine, davalının ... A.Ş. nezdindeki hesabından 11.01.2011 tarihinde hisse senedi virmanlarının yapıldığı, işlemlerin davacı hesabından devam etmesi konusunda aralarında anlaştıkları, 03.01.2011 tarihinde davalıya vekaletname verildiğini konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, bu haliyle davacının davalıyı vekil olarak tayin ettiği 03.01.2011 tarihinden önceki işlemlere ilişkin davalının bilgi ve hesap verme yükümlülüğünü yerine getirdiğine yönelik mahkeme kabulünün doğru olduğu, vekaleten satışı yapılan evin de 03.01.2011 tarihinden önce satılması nedeniyle davacının satış işleminden haberdar olduğu ve satış parasının yatırım hesabına aktarıldığı, davacının beyanları ile sabit olduğu üzere davalıya gönderilen paraların yatırım araçlarında değerlendirildiği, bu durumda kar zararın göze alındığı, davalının davacıya ait hesaptan kendi hesabına aktardığı paraların bilirkişi raporunda tespit edilerek bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verildiği, Borsa ... nezdinde hisse senedi alım satımı için açılan yatırım hesaplarına yatırılacak tutarların TL olarak yatırıldığı dikkate alındığında yapılan hesaplamanın doğru olduğu anlaşıldığından; davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibariyle REDDİNE, 2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/2545, K. 2026/1162, T. 03.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-2545-e-2026-1162-k-fa36079231d9