Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/2317 E. 2025/6096 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2317
- Karar No
- 2025/6096
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1619 E., 2025/483 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/336 E., 2024/345 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı asıl tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı asıl; dava konusu aracın muris eşi ...'in engelli olmasından dolayı ÖTV indiriminden faydalanmak için onun adına alındığını, gerçekte araç eşinin adına kayıtlı olsa da aracın kendisine ait olduğunu, aracın tüm borçlarını kendisinin ödediğini, sigortaları ve kaskosunu da kendisinin yaptırdığını, davalıların bu durumu bilmelerine rağmen kendilerine murislerinden kalan araç için ortaklığın giderilmesi davası açtıklarını ileri sürerek; dava konusu aracın kendisi adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı asıllar; davacının iddialarının asılsız olduğunu, dava konusu aracın muris annelerine ait olduğunu, annelerinin ölümüyle birlikte aracın davacı ve kendilerine miras olarak kaldığını, Mahkemece muristen intikal eden miras paylarına göre aracın tespit ve tescilinin gerektiğini savunarak, davanın reddini istemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının iddia ettiği inanç sözleşmesine ilişkin yazılı bir belge dosyaya sunamadığı, yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin de ibraz edilmediği, davacının araç bedelini kendisinin ödediğini belirterek banka dekontu sunması halinde dahi dekontların yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği, davacının iddiasını tanık beyanları ile ispatı mümkün olmayıp, yemin deliline de dayanmadığı, davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; süresi içinde, davacı asıl ve davalı ..., ...,...,..., vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kendilerini vekille temsil ettiren davalılar ...,...,..., ve ... yönünden dava değeri 510.000,00 TL olup, Mahkemece davanın reddine karar verildiği, AAÜT'nin 13/1 maddesi dikkate alındığında, kendisini vekille temsil ettiren davalılar lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalıla...,...,..., ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, yeniden davanın reddine karar verilmiş; süresi içinde, davacı asıl temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı asıl; dava konusu araca ilişkin ödeme makbuzlarının resmi belge niteliğinde olduğunu, davaya konu aracın kendisine ait olduğunu ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı araç mülkiyetinin tespiti istemine ilişkindir. 1. Araç mülkiyetinin devri Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d maddesine göre resmi şekil şartına bağlanmıştır. Araç mülkiyetinin devrini gerçekleştiren her türlü sözleşmenin (bağış, trampa, satış) resmi şekilde yapılması geçerlilik şeklidir. 2. İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı muamelenin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın, inanılan tarafından inanana geri verme (iade) şartlarını içeren borçlandırıcı bir muameledir. Bu sözleşme, tarafların hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder. İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır. İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. İnanç sözleşmeleri kaynağını 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi ile 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'ndan alır. Sözü edilen bu karar uyarınca inanç ilişkisi ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Kısaca, inanç ilişkisinin varlığını kabul edebilmek için yazılı bir sözleşmenin ya da açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek, karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin varlığı aranır. Delil başlangıcı niteliğinde belge varsa HMK'nın 202. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi "tanık" dahil her türlü delille ispat edilebilir. (Hukuk Genel Kurulu, 04.07.2010, 2010/14-394 E, 2010/395 K.) 3. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve özellikle davacının iddiasının inançlı işleme dayalı olduğu, bu iddianın 05.02.1947 tarih, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı belge ya da delil başlangıcı niteliğinde bir belge ile kanıtlanması gerektiği, banka dekontları, makbuzların tek başına ispata yeterli olmadığı, taraflar arasındaki inançlı işlem sözleşmesine ilişkin yazılı delil niteliğinde dosya kapsamında herhangi bir bilgi ya da belgenin bulunmamış olmasına göre usul ve kanuna uygun olup, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.