Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/2278 E. 2025/5583 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2278
- Karar No
- 2025/5583
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1302 E., 2024/2278 K. BİRLEŞEN DAVA TARİHİ : 27.03.2024 İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/347 E., 2024/142 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili; müvekkili ile davalının ... Bank A.Ş. ... Şubesi nezdinde müşterek imzaları ile 9332-204-558-66 hesap numaralı ortak hesabını açtıklarını, bu hesapta yer alan tüm tutarların tarafların 1/2 mülkiyetinde olduğunu ve yapılacak işlemlerin ortak karar neticesinde yapıldığını, tarafların ortak hesaba 17.03.2022 tarihinde 3 aylık kur korumalı vadeli 960.000,00 TL miktarında para yatırdığını, söz konusu tutarın vade bitiş tarihinin 17.06.2022 tarihi olmasına rağmen 06.05.2022 tarihinde davalı tarafından vade bozularak hesaptaki paranın çekildiğini ve ... Bankası A.Ş.'de bulunan şahsi hesabına parayı gönderdiğini, bu durumun müvekkilinin bilgisi dahilinde yapılmadığını, vade bitiş tarihi olan 17.06.2022 tarihindeki USD kuruna göre vade farkı ile ulaşacak toplam tutarın 1.133.301,80 TL olduğunu, söz konusu tutarın 1/2'sinin müvekkiline ait olmasından dolayı müvekkilinin vade farkından kaynaklı zararının 566.650,90 TL olduğunu, bu duruma ilişkin olarak davalıya ... 2. Noterliğinin 20.06.2022 tarih ve 9322 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini ancak ihtarnameye rağmen davalı tarafından paranın ödenmediğini, taraflar arasındaki şahsı anlaşmazlık ve kişisel nedenler nedeniyle davalı tarafından hesaptaki paranın tamamının vade beklenmeden müvekkilinin zararına çekildiğini, taraflar arasındaki anlaşmazlıklardan dolayı aralarında başka davalarda bulunduğunu ileri sürerek; müşterek hesaptaki paranın tamamının davalı tarafından çekilmesinden kaynaklı müvekkilinin toplam hakkı ve vade farkından zararı olan 566.650,90 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 30.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili; müvekkili ile davalının akraba olduklarını, aralarında güven ilişkisi olduğunu ancak daha sonra bozulduğunu, müvekkili ile davalının ortak olduğu şirkette şirketin nakit ihtiyacı olduğu zamanlarda güven ilişkisine dayalı olarak bazen borç verdiklerini, davacının zaman zaman davalının çocukları üzerinden borç para verdiğini, bu para alış verişinin süreklilik kazandığını ve bu şekilde müvekkilinin davalıdan 40.000 USD civarında alacağının biriktiğini, para alışverişi ve taraflar arasındaki ilişki içerisinde davalının kızı ... üzerinden davalıya borç para verildiğini, ...'nun da aldığı bu parayı sadece davacının şahsi hesabına göndereceği yerde hatalı olarak davacı ile davalının ortak hesabına havale ettiğini ayrıca davalının müvekkilini tehdit ettiğini ve hakaretlerde bulunduğunu, değişik ortamlarda şeref ve haysiyetini rencide edecek şekilde "hırsız" dediğini, müvekkilinin bu hakaret nedeniyle toplumda prestij ve itibar kaybettiğini, çok üzülerek evden çıkmadığını, davalının Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davayı aslında borç olarak ödediğini parayı geri almak niyetiyle kötü amaçlarla açtığını ileri sürerek; imdilik 500,00 USD alacak, 500,00 USD maddi tazminat ve 200.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada davalı vekili; davaya konu alacak iddiasının haksız ve hukuksuz olduğunu, davaya konu yapılan banka kayıtlarında 08.12.2015 tarihli ortak hesap beyanı içeriğinden bu paranın hem davalı hem de davacının bu hesaplara dair münferit olarak işlem yapma yetkisine sahip olduğunu, bununda bankacılık mevzuatına uygun olduğunu, zira davacı ile davalı arasında husumetten önce akrabalık ve ortaklıktan kaynaklanan güven ilişkisi bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Birleşen davada davalı vekili; alacağın zamanaşımına uğradığını, davacının davalıya çocukları üzerinden borç verdiği iddiasının asılsız olduğunu, davacının davalıya borç verdiğine dair yazılı delil bulunmadığına, davalının davacıya hakaret etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı tarafça tanık dinletilmek istenilmişse de dava değeri dikkate alındığında dava konusu banka hesabı ve bu hesaptaki bedellerin asıl dava davalısının asıl dava davacısından alacaklı olduğundan bahisle asıl dava davalısı tarafından vade tarihinden önce çekildiği iddiasının tanık delili ile ispatlanamayacağı, dava konusu hesabın tarafların ortak hesabı olduğu, 17.03.2022 tarihinde bahse konu ortak hesaba % 17 faiz oranı ile 92 günlük usd endeksli kur korumalı 960.000,00 TL bedel aktarıldığı, davalı birleşen dava davacısı tarafından 06/05/2022 tarihinde hesabın kapatılarak paranın kendi hesabına aktarıldığı, hesabın davacı birleşen dava davacısının bilgi ve onayı olmadan davalı birleşen dava davacısı tarafından kapatılmayarak vadesinde kapatılması halinde davacı birleşen dava davacısının eline geçecek miktarın 566.730,81 TL olacağı, davacı birleşen dava davalısı tarafından anılan bedelin 7 günlük süre içerisinde tarafına ödenmesi talepli olara davalı birleşen dava davacısı tarafı gönderdiği ... ikinci Noterliğinin 17.06.2022 gün ve 9322 yevmiye nolu ihtarnamesinin 22.06.2022 tarihinde davalı birleşen dava davacısına tebliğ olduğu, bu kapsamda anılan alacak ve paranın davalı birleşen dava davacısı tarafından davacı birleşen dava davalısının onayı ve bilgisi olmadan vade tarihinden önce çekilmesinden kaynaklı zarar toplamın olan dava konusu bedelin davalı birleşen dava davacısından talep edilebileceği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, birleşen dava yönünden ise; birleşen dava davalısından alacaklı olduğunu ispatlayamadığı, bu kapsamda alacağını alamamaktan kaynaklanan bir zararından bahsedilemeyeceği, yine yukarıda asıl davaya ilişkin gerekçe de belirtildiği üzere davalı birleşen dava davacının davacı birleşen dava davalısının bilgi ve onayı olmadan ortak hesaptaki parayı vadesinden önce çekmesinden kaynaklı olarak davacı birleşen dava davalısına borçlu olduğu, davalı birleşen dava davacısının kendi kusurundan kaynaklı olarak ticari itibarının zedelendiğinden kaynaklı davalı birleşen dava davacısından maddi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf başvurularından sonra asıl davanın davacısı/birleşen dosya davalısı ... vekili tarafından sunulan 12.11.2024 havale tarihli dilekçe ile; asıl ve birleşen dava dosyasında taraflar arasında haricen anlaşma olması nedeniyle davadan feragat ettiklerini, taraflar arasında mutabık kalınan şekilde yargılama giderlerine ilişkin herhangi bir taleplerinin bulunmadığını, ayrıca dosyada vekil olarak görev yapan avukat ... lehine, feragat tarihleri itibariyle dava değeri üzerinden karşı yan vekalet ücretine hükmedilmesini; asıl davanın davalısı/birleşen dosya davacısı asıl ... tarafından sunulan 12.11.2024 havale tarihli dilekçe ile, asıl ve birleşen davalarından taraflar arasında haricen anlaşma olması nedeniyle feragat ettiklerini, taraflar ile mutabık kalınan şekilde yargılama giderlerine ilişkin herhangi bir taleplerinin bulunmadığını, ayrıca asıl ve birleşen dosyada vekil olarak görev yapan avukat ... lehine, feragat tarihi itibariyle dava değeri üzerinden karşı yan vekalet ücretine hükmedilmesini talep etmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ana dosya davacısı/birleşen dosya davalısı ... ve ana dosya davalısı/birleşen dosya davacısı ...'nun dosya istinaf aşamasında iken dilekçe ile davadan feragat ettiklerini, davacı/ birleşen dosya davalısı ... ve ana dosya davalısı/ davacısı ... davadan feragat etiklerini açıkça ve koşulsuz olarak bildirdiklerinden bu beyan çerçevesinde işlem yapılmasının zorunlu olduğu, ana dosya davalı/ birleşen dosya davacısı ...'nun istinaf başvurusunun konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 307. maddesi gereğince feragat nedeni ile reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı Kanun'un 307. maddesi gereğince taleplerinin feragat nedeniyle reddine, 6100 sayılı Kanun'un 326/1 maddesi gereğince davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, asıl davada yönünden, 6100 Sayılı Kanun'un 330. maddesi gereğince davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca dava değeri üzerinden hesaplanan 88.997,64 TL vekalet ücretinin davacı ...'ndan alınarak davalı ...'na verilmesine, birleşen dava yönünden, 6100 Sayılı Kanun'un 330. maddesi gereğince davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca dava değeri üzerinden hesaplanan 19.090,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'ndan alınarak davalı ...'na verilmesine, karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde birleşen dava davacısı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Birleşen dava davacısı vekili; müvekkilinin kendisinden gizleyerek karşı taraf ile sulh sözleşmesi yaptığını, sulh sözleşmesinin örneğini kendisine vermediğini, tarafların sulh olması nedeniyle birleşen dava yönünden lehine kanuni vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken usul ve yasaya aykırı olarak karşı taraf vekili lehine kanuni vekalet ücretine hükmolunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, alacak ve maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece Mahkemesi kararından sonra asıl davanın davacısı/birleşen dosya davalısı ... vekili ve asıl davanın davalısı/birleşen dosya davacısı asıl ... tarafından ayrı ayrı sunulan feragat dilekçelerinde ... vekili Avukat ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesi talep edilmiştir. Taraflar arasındaki vekalet ücretine ilişkin bu anlaşma uyarınca birleşen dava yönünden davacı ... vekili Avukat ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken vekalet ücreti talebi bulunmayan davalı ... lehine vekalet ücretine usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370/2 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3-c) numaralı bendinde yer alan ''Birleşen dava yönünden,6100 Sayılı HMK'nın 330 maddesi gereğince davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca dava değeri üzerinden hesaplanan 19.090,00.TL vekalet ücretinin davacı ...'ndan alınarak davalı ...'na VERİLMESİNE” ibaresi çıkarılarak yerine “Birleşen dava yönünden, taraflar arasındaki anlaşma uyarınca davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca dava değeri üzerinden hesaplanan 19.090,00.TL vekalet ücretinin davalı ...'ndan alınarak davacı ...'na VERİLMESİNE,” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.