Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1789 E. 2025/5191 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1789
Karar No
2025/5191
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/256 E., 2024/1765 K. DAVA TARİHİ : 30.06.2016 İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/703 E., 2023/969 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili şirket tarafından işletilen .......... ve ........ Hastanelerinde davalı Kurum sigortalılarına sağlık hizmeti sunulduğunu, davalı Kurumun 21.04.2016 tarihli yazılaryla; müvekkili şirkete ait Hastane hekimleri tarafından “ovülasyon indüksiyonu, polikistik over sendromu veya intrauterine inseminasyon” tedavisi yapılıyormuş gibi rapor ve reçete düzenlenerek tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaç bedellerinin Kuruma karşılatıldığı gerekçesiyle, Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesinin (Sözleşme) (11.1.16.) maddesi uyarınca; ....... Hastanesi için 478.000,00 TL cezai şart ve 26.511,08 TL reçete bedelinin, ....... Hastanesi için 40.000,00 TL cezai şart ve 2.266,41 TL reçete bedelinin müvekkilinin Kurumdaki alacaklardan mahsup edileceğinin bildirildiğini, söz konusu rapor ve reçete içeriklerinin sahteliğinin ispat edilinceye kadar geçerli belgeler olduğunu, müvekkili şirkete ait hastanelerde yazılan rapor ve reçetelerin ilgili hekim veya tedavi merkezlerince farklı amaçla kullanılmasının müvekkilinin sorumluluğunda olmadığını, Kurum işleminin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; Kurum işleminin iptali ile müvekkilinin Kuruma borçlu olmadığının tespitini, dava devam ederken kesinti yapılması durumunda yapılan kesintinin, kesinti tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; Kurum sigortalılarına uygulanan tüp bebek tedavileri ve bu tedavilerde kullanılan ilaç bedellerinin Kurumca ödenebilmesi için 3. basamak sağlık kuruluşları tarafından usulüne uygun olarak düzenlenmiş sağlık kurulu raporunun bulunması gerektiğini, Kurum tarafından yapılan araştırmada, dava dışı Hastanelerde ücretli olarak tüp bebek tedavisi gören bir kısım hastaya davacı şirketin işlettiği Hastanelerin hekimleri tarafından “ovülasyon indüksiyonu, polikistik oversendromu veya intrauterine inseminasyon” tedavisi yapılıyormuş gibi rapor ve reçete düzenlenerek ilaç bedellerinin Kuruma karşılatıldığının tespit edilmesi üzerine Sözleşmenin (11.1.16.) maddesi uyarınca cezai işlem uygulandığını, Kurum işleminin SUT ve taraflar arasında imzalanan sözleşmeye uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. Davanın açıldığı Kayseri 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen yetkisizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiği İlk Derece Mahkemesinin 18.07.2019 tarihli kararıyla; alınan bilirkişi heyet raporunda, yapılan işlemlerde 2012 yılı Sözleşmesinin (11.1.16.) maddesinde belirtilen faturanın ya da faturaya dayanak oluşturan belgelerin gerçeğe aykırılığının bulunmadığı, işlemlerde 3. basamak sağlık kurulundan rapor alınması yerine 2. basamak sağlık kurulundan rapor alınması aykırılığının bulunduğu ve 2012 yılı SUT'un (4.5.4.K.1.2.) maddesinin ihlal edildiği, ancak bu maddeye aykırılık halinde ne gibi bir ceza uygulanacağına dair SUT ve sözleşmede hüküm bulunmadığının tespit edildiği, bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, davacının toplam 518.000,00 TL cezai şart ve 28.777,49 TL reçete bedeli yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 11.03.2021 tarihli kararıyla; uyuşmazlık konusunun ilaç bedellerinin davalı Kurumca karşılanmasına dayandığı, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarının taraflar arasındaki uyuşmazlığı tam ve kesin olarak giderecek nitelikte olmadığı, tarafların bilirkişi raporuna yaptıkları itirazlar ve istinaf dilekçesinde belirttikleri hususları karşılayacak ve denetimine elverişli olacak nitelikte bilirkişi raporu alınarak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu ve eksik incelemeye dayalı verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle; istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yeniden alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı hastanede düzenlenen raporların tıbben uygun olduğu, buna bağlı olarak davalı Kurum işleminin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalı Kurumun 478.000,00 TL cezai şart ve 26.511,08 TL reçete bedeli ile 40.000,00 TL cezai şart ve 2.266,41 TL reçete bedeline ilişkin işleminin iptali ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve kanun yolu denetimine elverişli olduğu, Mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; hükme esas alınan raporun gerekli araştırmalar yapılmadan düzenlendiği yönündeki itirazlarının Mahkemece değerlendirilmediğini, ayrıca raporun kendi içinde çelişkili olduğunu, dava konusu 59 hastaya dava dışı sağlık tesislerinde tüp bebek tedavisini uygulayan doktorun, davacı Hastanede ilaç raporunu düzenleyen doktor Z.Y. olduğunun tüp bebek merkezi tedavi kayıtlarıyla ispatlandığını, dava konusu raporların PCOS tedavisi için değil, tüp bebek tedavisi için düzenlendiğinin hasta ifadeleriyle teyit edildiğini, davacının işlettiği hastanelerin düzenlediği raporlara dayanak ilaçların rapor amacı dışında reçete edilip kullanılmasından davacının sorumlu bulunduğunu, bu doğrultuda Kurum tarafından uygulanan cezai işlemlerin mevzuata uygun olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sağlık hizmeti satın alma sözleşmesinden kaynaklanan cezai işleminin iptali ve menfi tespit istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta; davacı, sözleşmeye uygun olarak hizmet verilmesine rağmen davalı Kurum tarafından cezai işlem uygulanarak alacaklarından haksız kesinti yapıldığı iddiasıyla eldeki davayı açmış, davalı ise davacı tarafından işletilen Hastanelerce sunulan faturaya dayanak oluşturan belgelerin gerçeğe aykırı düzenlenmiş olması nedeniyle sözleşme hükümlerinin ihlal edildiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince alınan 09.02.2023 tarihli kök raporda; ovülasyon indüksiyonu (yumurtlama tedavisi) ve intrauterine inseminasyon (aşılama tedavisi) ile İn Vitro Fertilizasyon (Tüp bebek tedavisi) tedavisinin, aynı ilaçlarla aynı şekilde başladığı, Oİ-İUİ tedavisi amacıyla dava konusu ilaçların kullanılıp çok sayıda yumurta gelişmesi durumunda, hasta yararına tedavi planını değiştirip İVF tedavisine geçilmesinin tıbben doğru bir uygulama olduğu, Oİ-İUİ raporu ile tedaviye başlanan hastada ilacın yan etkileri sonucu fazla sayıda yumurta gelişmesi sonrası İVF tedavisine geçildiği durumda, tıbben ilaçların ilk amacı için de kullanıldığının kabul edildiği, Oİ-İUİ tedavisi amacıyla kullanılan ilaç süresi ve dozu ile tüp bebek tedavisi amacıyla kullanılan ilaç dozunun genelde farklı olduğu, ancak hastalara ait tüp bebek merkezlerinin tıbbi kayıtları dosyada olmadığı için bu ilaçların günde ne kadar, kaç gün ve toplam kaç ünite kullanıldığının belli olmadığı, tüp bebek merkezlerinin her bir hasta için tedavi kayıtları ve onam belgelerine ulaşılması halinde Oİ tedavisinin hangi amaçla başlandığının tespit edilebileceği, raporun yazıldığı özel hastanelerin, rapora göre alınan ilaçların rapor amacına uygun olarak kullanılıp kullanılmadığını takip sorumluluğunun olmadığı, davalı Kurumca uygulanan cezai işlemlerin sözleşme ve mevzuata uygun bulunmadığı hususlarının bildirildiği, davalı Kurum vekilinin 17.05.2023 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde; tüp bebek tedavisi öncesinde hastaların ilaç kullanımı için düzenlenen reçetelere ilişkin resmi kayıtları sunduğu ve bu doğrultuda ek rapor alınmasını talep ettiği, itiraz üzerine düzenlenen 12.06.2023 tarihli ek raporda; PCO tanısıyla çocuğu olmayan kadınlara ovulasyon indüksiyonu (yumurtlama) tedavisi için rapor verilmesinin tıbben uygun olduğu, davacı hastaneden alınan PCO tedavisi amacıyla yazılan rapora dayanarak tüp bebek tedavisinde kaç hasta üzerinde ne kadar ilaç kullanıldığının dosya üzerinde tespit edilmesinin mümkün olmadığı bildirilmiştir. Alınan kök ve ek raporda, Oİ-İUİ tedavisi amacıyla kullanılan ilaç süresi ve dozunun tüp bebek tedavisi amacıyla kullanılan ilaç dozundan farklı olduğu, ancak hastalara ait tüp bebek merkezlerinin tıbbi kayıtları dosyada olmadığı için bu ilaçların hangi amaçla kullanılmaya başlandıklarının tespit edilemeyeceğinin belirtildiği, raporların sonuç kısmında ise davalı Kurum işleminin sözleşmeye aykırı olduğunun tespit edildiği, raporlar kendi içinde çelişkili olduğu gibi eksik olduğu belirtilen tedavi evraklarının dosya arasına alınmadığı ve davalı vekilinin bu yöndeki itirazlarının değerlendirilmediği anlaşılmıştır. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince; davacı şirketçe işletilen Hastanelerde yazılan ilaçların hangi amaçla kullanıldığının tespiti bakımından, cezai işleme konu hastalar için dava dışı tüp bebek merkezlerinde düzenlenen tedavi kayıtları, onam belgeleri ve ilaçların kullanım şekline dair tüm tıbbi evrakların temin edilmesi ve yeniden konusunda uzmanlarından oluşturulacak bilirkişi kurulundan, davalı Kurum tarafından uygulanan cezai işlemlerin tek tek hasta bazında sözleşme ve SUT hükümlerine göre yerinde olup olmadığını değerlendiren, tarafların bilirkişi raporlarına karşı yaptıkları itirazları karşılayan rapor aldırılması ve varılacak sonuç dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, yetersiz ve çelişkili bilirkişi raporları benimsenerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1789, K. 2025/5191, T. 03.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2025-1789-e-2025-5191-k-7a716856a4ee