Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1720 E. 2025/5300 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1720
- Karar No
- 2025/5300
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1996 E., 2025/100 K. DAVA TARİHİ : 16.11.2023 İLK DERECE MAHKEMESİ : Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/208 E., 2024/604 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin Kıbrıs Kuzey Türk Cumhuriyeti'nde mali müşavirlik ve danışmanlık mesleğini icra ettiğini, davalı ... ile ... Limited unvanlı şirketinin mali müşavirlik görevini yapmak üzere anlaştıklarını, müvekkilinin anlaşma neticesinde üzerine düşen tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ancak davalı yanın işbu işlemlere ilişkin ödemesi gereken hizmet bedelini müvekkiline ödemediğini, müvekkili tarafından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet Lefkoşa Kaza Mahkemesi nezdinde hukuki yollara başvurulduğunu belirterek Lefkoşa Kaza Mahkemesinin 5736/19 dava numaralı dosyasının 30.09.2022 tarihli kararının tanınmasını ve tenfizini, mahkeme kararında belirtilen 7.500 Euro asıl alacak ve dava tarihine kadar işlemiş faiz olan 1.776,99 Euro ve 42.500 Euro asıl alacak ile 9.072,88 işlemiş faiz olmak üzere toplamda 60.849,87 Euro alacak bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek yasal faizi ile birlikte Euro olarak davalıdan tahsilini, mahkeme kararında belirtilen toplamda 16.443TL KKTC dava masrafı ve dava tarihine kadar işlemiş faizi olan 2598,44 TL ile 2.969,65 TL KKTC KDV bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili, görev itirazında bulunarak müvekkilinin sözleşmeyi ......... Limited'in yetkilisi olarak imzaladığını, şahsen bir borç altına girmediğini, müvekkilinin borçlu olmadığı bir alacak iddiası ile Lefkoşa Mahkemesinde dava açıldığını ve usulüne uygun davet yapılmadığını ve yokluğunda karar verildiğini, davalı müvekkilinin tüm adres bilgilerinin Türkiye olduğunu, davalının savunma hakkının kısıtlandığını, kararın ne şekilde kesinleştiği tebligatın kime / ne şekilde yapıldığı hususunda yeterli açıklama olmaması dolayısıyla tenfiz talebinin de reddinin gerektiğini belirterek davanın öncelikle usulden reddini, esasa geçildiği takdirde tanıma talebine konu edilebilecek bir karar bulunmadığından tanıma talebinin reddini ve tenfiz talebi yönünden tenfiz şartları oluşmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yabancı mahkeme kararının tenfizinde tebligata ilişkin kendisine karşı tenfiz istenen yabancı mahkemenin tabi olduğu hukukun uygulanması gerektiği, bu nedenle davalının savunma hakkının zedelenmediği, tenfizi istenilen kararın kamu düzenine ve Türk Kanunlarına aykırılık teşkil etmediği, kararı veren devlet ile ülkemiz arasında tenfizi mümkün kılan uygulamanın bulunduğu, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul hukuku hakkındaki yasaya aykırılığının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tenfizi istenen yabancı mahkeme kararı içeriğinde geçen ifade kapsamı birlikte değerlendirildiğinde hakimin kendi usul hukuku kurallarını uyguladığı ve bu kurallara göre de davadan davalı tarafı haberdar ettiği ancak davalının tercihleri sonucu yargılamayı katılmadıkları anlaşıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili, istinaf dilekçesindeki hususları tekrar ederek eldeki davada tanıma/tenfiz şartlarının oluşmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tenfiz talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle MÖHUK ilgili maddeleri gereğince tanıma/tenfizi istenen mahkeme kararının tebligata ilişkin hususlarının ilgili ülke yasalarına tabi olduğu ve dosyaya kazandırılan mahkeme kararı içeriğinden de tebligata ilişkin o yer kanunlarına uygun hareket edildiğinin anlaşılmasına göre, temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.