Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1693 E. 2025/5309 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1693
- Karar No
- 2025/5309
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2215 E., 2025/479 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/704 E., 2024/317 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkil şirketin çoğunlukla tekstil yıkama işinde hizmet verdiğini, 07.03.2022 tarihli dilekçe ile davalı İdare ...... Mah. ..... ... Caddesi No: 7/1 .... adresindeki tesise su aboneliği için başvuru yaptığını, davalı tarafça belirtilen adreste 21.04.2016 tarihinde şantiye aboneliğinin yapıldığı, bu aboneliğin iptal edildiği ve önceki abonenin borçlarının ödenmesi halinde yenileme sözleşmesinin yapılabileceğinin belirtildiğini, müvekkili şirketin belirtilen adreste kiracı olduğunu, anılan abonelik ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, borçtan sorumlu olmadığını, davalı İdare ile dava dışı şirket arasında söz konusu abonelik borcundan dolayı yargılama sürecinin halen devam ettiğini ileri sürerek; müvekkil şirketin su aboneliğinin tesisi için davalı İdareye yaptığı başvurunun reddine ilişkin 15.03.2022 tarihli işlemin iptali ile su aboneliğinin tesisi talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; İstanbul Ticaret Odası kayıtlarından anlaşılacağı üzere davacı şirketin 04.03.2016 tarihinden itibaren aynı adreste faaliyet gösterdiğini, dava dışı borçlu şirket yönetim kurulu üyeleri ile davacı şirket ortakları arasında akrabalık bağı bulunduğunu, dava dışı borçlu şirket tarafından T bağlantısı yapılmak suretiyle davacı şirketin fiilen su kullandığını, bu nedenle dava dışı borçlu şirket ile birlikte sorumluluğunun bulunduğunu, çamaşırhane hizmeti veren davacı şirketin faaliyet tarihi ve iş tanımı nazara alındığında su kullanımı olmadan faaliyetine devam etmesinin mümkün olmadığını, bu nedenle T bağlantısı ile fiilen kaçak su kullanan davacı şirketin borçları ödenmeden sözleşme yapılamayacağını, dava dışı borçlu şirket tarafından müvekkili İdare aleyhine İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/317 E. sayı ile borçlu olunmadığının tespiti davası açıldığını, davanın derdest olduğunu, davacı şirket ile aynı adreste daha önce abone olup kaçak su kullanan ve su aboneliği iptal edilen dava dışı .... şirketinin aynı binada faaliyet gösterdiğini, önceki abonenin kaçak kullanımından dolayı aboneliğinin iptal edilmesinden sonra yeni tarihli kira sözleşmesi düzenlenerek davacı şirket tarafından yeni abonelik başvurusu yapıldığını, davacı şirketin faaliyeti su gerektirdiği halde 04.03.2016 tarihinden itibaren su aboneliğine başvurulmadığını, borçlu şirketten tahsilat yapılamadığını, işlemin hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının abonelik tesisi talep ettiği adreste 27.12.2018 tarihinden itibaren faaliyet gösterdiği, fiilen kaçak su kullananın davacı olduğu kaçak su kullanımından abone ile birlikte davacının da sorumluluğu bulunduğu, davalı İdarenin abonelik reddi işleminin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; Hukuk Genel Kurulu kararlarında belirtildiği üzere, müvekkili şirket ile dava dışı şirketin yönetim kurulu üyeleri arasında yakın akrabalık bağının olması ve şirketlerin aynı alanda faaliyet göstermelerinin, şirketler arasında organik bağ olduğunu göstermediğini, şirketlerin faaliyet alanlarının birbirinden tamamen farklı olduğunu, 16.03.2020 tarihli kaçak su tutanağına ilaveten tutulan ikinci sayfa tutanağının ikinci paragrafının son cümlesinde "bu binanın bodrum katına doldurulan kaçak şebeke suyu buradan tankerlere doldurularak yan taraftaki ...... çamaşırhanesinde kullanılmaktadır" şeklindeki ifadenin, kaçak su kullanımının müvekkili şirket tarafından gerçekleştirilmediğini gösterdiğini, suyun çamaşırhanede kullanıldığının davalı İdare tarafından tespit edildiğini, kaçak su kullanımına ilişkin olarak davalı taraf ile dava dışı şirket arasında görülen menfi tespit davasının halen kesinleşmediğini, kaçak su kullanımı yapıldığı kesinleşmiş gibi değerlendirme yapıldığını, derece mahkemeleri arasında müvekkili şirketin adresi ile ilgili olarak çelişki bulunduğunu, kaçak kullanım yapıldığı iddia edilen adreslerin tespit edilmesi gerektiğini, derece mahkemelerinde belirtilen adreslerde müvekkili şirketin faaliyet göstermediğini, davalı tarafından düzenlenen tutanakta müvekkili şirket ile ilgili olarak herhangi bir hususun belirtilmediği ve şebeke suyunun doğuş çamaşırhane tarafından kullanıldığı belirtildikten sonra, kaçak suyun T bağlantısı yapılmak suretiyle müvekkil şirket tarafından kullanıldığının ileri sürülmesinin iyiniyet ve dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, tutanak ile cevap dilekçesi arasında çelişkinin bulunduğunu, davalının tek satıcılık sıfatını kötüye kullandığını ve sorumlu olmadığı borçları ödemeye zorladığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiş, temyiz süresi içinde verdiği ek temyiz dilekçesi ile de; davalı İdare ile müvekkili şirket arasında akdedilen 20.11.2020 tarihli sayaçlı tanker aboneliğine ilişkin sözleşmede, şirketin daha önce davalı İdareden bu sözleşme kapsamında su ihtiyacını karşıladığını ve halen kullanımını sürdürdüğünü, davalı İdarenin dava dışı şirkete isnat edilen eylemler sebebiyle bu sözleşmeye ilişkin olarak herhangi bir işlem tesis etmediğini ancak ne zaman normal su aboneliğinin tesisi için başvuru yapılınca davalı İdarenin menfi tavır takındığını ve su aboneliğini kabul etmediğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, su aboneliği tesisi nedeniyle yaratıldığı ileri sürülen muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye, önceki abone tarafından davalı İdare aleyhine İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan 2020/317 E. sayılı menfi tespit davasının reddine verilen kararın kesinleştiğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.