Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/1690 E. 2025/5451 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1690
- Karar No
- 2025/5451
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/4113 E., 2025/142 K. DAVA TARİHİ : 30/10/2019 İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/910 E., 2023/563 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; tüp bebek tedavisi için 03.09.2014 tarihinde başvurduğu davalı ... kuruluşunda uygulanan tedavi neticesinde müvekkili ..... 21/03/2015 tarihinde sezaryen ile ikiz bebek doğurduğu, bu bebeklerden velayeten adına dava açtıkları ... ... doğumdan sonra serebral palsi hastalığı nedeniyle %92 oranında engelli olduğunu, davalıların embriyo transferini mevzuata aykırı olarak iki adet yaptıkları için bu sorunun yaşandığını, bebeklerin prematüre olarak doğduklarını ve ... ... bebeğin de solunum sorunu yaşadığı için engel durumunun ortaya çıktığından bahisle; çocuğun bakıma muhtaç olması nedeniyle bakıcı masrafları, yapılan tıbbi masraflar ile alınması gereken fizik tedavi masrafları gibi nedenlerle oluşan şimdilik 50.000,00 TL maddi tazminat ile her bir davacı için 150.000,00'şer TL olmak üzere toplamda 450.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1-Davalı ... Hiz. Ltd. Şti. vekili; davalı doktorun alanında yetkili ve ehil olduğunu, erkek faktör infertilitesi (sperm sayısında azalma) tanısı ile yapılan tüp bebek tedavisi neticesinde ikiz bebek dünyaya geldiğini, bebeklerden biri olan ...'ta oluşan serebral palsinin, tüp bebek uygulaması sebebiyle oluşması arasında illiyet bağı kurulmasının mümkün olmadığını, müvekkili hastanenin sorumlu olması için gereken hukuki şartların oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2-Davalı ... vekili; hasta kayıtlarıyla sabit olduğu üzere hastaya tek embriyo transfer edildiğini, tüp bebek tedavisi sürecinin zorlu bir süreç olduğu ve işlemin riskleri konusunda hasta ve hasta yakınına bilgilendirmeler yapıldığını, aydınlatılmış onamının alındığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Adli Tıp 7. İhtisas Kurulu ile bilirkişi heyet raporunda velayeten dava açılan bebek ...'taki engelin, doğumdan ve doğum öncesi tüp bebek tedavisinden kaynaklanmadığı, illiyet bağının bulunmadığının tespit edildiği, davacıya yaşı ve mevzuat gereğince ancak tek embriyo nakli yapılabileceğinden iki embriyo nakli yapılmış olsa dahi mevzuata aykırı olarak yapılan bu işlemin sonuca etki etmeyeceği ve zarar doğurmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içerisinde davacılar vekili istinafa başvurmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; davacıya uygulanan tedavinin kanuna aykırı olduğunu, bilirkişi heyeti raporu ile davacıya iki adet embriyonun transfer edildiğinin tespit edildiği, fakat aynı raporda yönetmeliklere uygun yapılmayan tıbbi işlem ile bebeğin serebralpalsili doğması arasında illiyet bağı kurulamayacağı tespitlerinin birbiriyle çeliştiğini, çoğul gebeliklerde erken doğum ve prematüre doğum riskinin çok daha yüksek olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden kaynaklanan davalılar özel sağlık kuruluşu ve doktorun özen borcuna aykırılık iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karara esas alınan ATK raporu ve bilirkişi raporunda; kişinin normal doğuma alınmasının uygun olduğu, küçükte gelişen hipoksik iskemik ensefalopati ve serebral palsi tablosunun prenatal (doğum öncesi), perinatal (doğum sırasında) ve postnatal (doğum sonrası) nedenlerle oluşabileceği, NST'den de meydana gelen bozulmaların bebekte gelişmiş olan asfiksinin en geç döneminde ortaya çıkan bulguları olduğunun tıbben bilindiği, daha erken dönemde bebekte mevcut asfiksiyi tespit edebilecek herhangi bir klinik, laboratuvar veya teknolojik yöntemin mevcut olmadığı, serebral palsi hastalığının nedeninin tam olarak bilinemediği, tüm bilgiler birlikte değerlendirildiğinde annenin doğum sürecine ve küçüğün doğum sonrası takip ve tedavisinde katılan hekimlerin uygulamalarında tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına aykırı bir durumun tespit edilmediği, hizmeti sağlık personeli aracılığıyla yürüten idarenin dosya içerisindeki mevcutlarla görünür bir hatasının saptanmadığı, transfer işleminde iki embriyo verilse dahi bir bebeğin serebral palsili olması üzerine doğrudan etkisinin olmadığı, tekiz aynı hafta ve kiloda doğan bebeklerde de benzer oranda serebral palsi görülebileceği göz önüne alındığında, yönetmeliklere uygun yapılmayan tıbbi işlem ile bebeğin serebral palsili doğması arasında illiyet kurulamayacağı dolayısıyla söz konusu uygulamaya tıbbi hata atfedilemeyeceği belirtilmiştir. Gerek maddi gerekse manevi tazminata hükmedilebilmesi için ortada hukuka aykırı bir eylem, bir zarar, bu zarar ile eylem arasında illiyet bağı ve kusur bulunmalıdır. Hemen belirtmek gerekir ki tazminat hukukunda sorumluluktan söz edilebilmesi için sadece eylemin yasaya veya sözleşmeye aykırı olması yeterli olmayıp, eylem sonucunda bir zararın doğmuş olması ve zararla eylem arasında uygun illiyet bağının da bulunması gereklidir. Somut olayda, davacı anneye doğum sırasında ve sonrasında yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu tespiti dikkate alındığında, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2025 oy birliğiyle karar verildi.